Ana içeriğe atla

Üç Kişilik Yemek



Uzun zaman sonra (yaklaşık 30 yıl sonra!) bir şiir yazmak geçti içimden eve yakın bir restaurantta tek başıma otururken. Orhan Veli gibi ama bu kez Ankara'yı dinlerken... Üstelik de güzel bir akşamüstü sonbahar rüzgarı eşliğinde:


Üç Kişilik Yemek

Yalnız yemek yemek istemedi bugün canım.
Davet etmek istedim en yakın can dostlarımı.
Uzaktaydı herkes. Olsun dedim başka zaman.
Sonra, 'kendim' geldi aklıma!

Ne de olsa yalnız yemek güzel değildi.
Önce kendimi davet ettim.
Sağolsun, kırmadı beni. Geldi.
Sonra aklıma 'yalnızlığım' geldi.

Onu orada bırakamazdık.
Öyle yapayalnız: tek başına!
İzin istedim önce kendimden;
"O da eşlik edebilir miydi bize?"

"Elbette", dedi kendim bizzat bana:
"Siz arkadaşsınız. Hatta yoldaş."
Geçerken aldık onu da yanımıza.
Yaren olsun ikimize; en kenardaki masada.

Sonra, üçümüz oturduk masaya.
Ben, kendim ve yalnızlığım...
Siparişleri ben aldım üçümüzden: tek tek.
Ne de olsa benden geldi bu davet!

Ev sahibiyim ben; yemekler benden!..
Sonra kendim için de bir mevsim salata.
Yalnızlığım için ise sağlam bir içecek ...
Ne varsa koysunlar masaya.

Oturduk epeyce; üçümüz bir kenarda.
Çay içmek istedik yemekten sonra.
Tek bir bardak getirdi saki.
Sessizce koydu masaya...

Nevfel Baytar
29 Eylül 2022 Ankara

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...