Ana içeriğe atla

Bucket List

Bucket List

Bugün üniversitede hazırlık okulu programında orta düzey (intermediate) sınıftaki öğrencilerle üç saat dersim vardı. Yaşı nispeten büyük bir-iki öğrenci hariç, sınıfın neredeyse tamamı 18 - 19 yaşındaki çok genç öğrencilerden oluşuyordu. 

Müfredat gereği iki saate yayılmış bir okuma metni vardı işlenmesi gereken. Değişik alt-beceriler ve dinleme alıştırmalarıyla renklendirilmiş bir konu başlığı vardı aslında çok düşündürücü ve bir taraftan da eğlenceli. Türkçeye çevrildiğinde;"ölmeden önce yapılacaklar listesi" anlamına gelen ingilizce bir deyiş, "bucket list" idi konumuz. Elbette bu konu bana Morgan Freeman ve Jack Nicholson’un oynadığı (2007 yapımı) aynı adlı filmi çağrıştırdı hemen. 

Tipik okuma metni öncesi ısınma soruları (pre-reading / warm-up questions) sordum öğrencilere; "neler denemek isterlerdi hayatta? Aslında pek çok alternatif olasılık zaten sunulmuştu kitabın kendisinde: egzotik ülkelere seyahatler, balon, tüplü-dalış, dünya turu, yeni bir dil, farklı bir spor dalı, oyunculuk vb aktiviteler. Maalesef çok az farklı istek dillendirildi. Hatta bir öğrenci "iş bulup çalışmak" olarak ifade etti isteğini!

Hayal dünyamızın bu kadar daral(tıl)ması üzdü beni inceden. Evet ortada yadsınamaz bir yoksullaşma, alım gücünün azalması, paranın değerini kaybetmesi ve yaşam kalitesinin düşmesi gerçeği var. Bunlar çarpan etkisiyle hayal gücümüzü kısıtlayıp, özgürlüklerimizi tırpanlıyor ve ruhumuzu cendereye sokuyor. Maalesef. 

İster istemez kendi listemi düşündüm, hayat akıp giderken acaba neleri kaçırmıştım bu süreçte ve neleri, ne şekilde ve nasıl telafi edebilirdim? Listemde ne(ler) olmalıydı? Parmaklarımın arasından kayıp giden zaman ne ile daha değerli ve daha mutlu hale gelebilirdi? Tüm öğrencilere söz verip onları 'zorla' konuşmaya ikna ettikten sonra, kaçınılmaz olarak sıra bana geldi. Şanslıydım. Araya teneffüs girdi ve sonra kendi listemdeki başlıkları anlattım onlara...

Fark ettiğim şey şu oldu saatler sonra gün sonunda: (tıpkı o filmdeki gibi) hiç kimse yalnız başına yapılmış bir liste istemiyormuş aslında... Hayatı paylaşmak güzeldir. 💗 Listeyi beraber yapacak insanlar biriktirin hayatınızda ... Pişman olmayacaksınız...

#nevfelbaytar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...