Ana içeriğe atla

Uykuya Dair

Uyku

Bugün başlangıç düzeyinde dil eğitimi alan öğrencilerimize biraz sohbet amaçlı günlük rutinleri ile ilgili (simple present tense - daily routines) derste bir kaç soru sordum. Sonrasında da bir yazma sınavı yapıldı en yakın arkadaşlarının rutinini de anlatmaları istenen. 

Saat 11 gibi yattığını söyleyen bir kaç öğrenci oldu. Ancak, gözlemlediğim kadarıyla genç nesil biraz sosyal medya biraz da bilgisayar oyunları bağımlılığı nedeniyle düzgün ve düzenli uyumuyor. Aslında yıpratıcı bir sürece çok erken giriyor gençler; vücudun en çok büyüme hormonu salgıladığı uyku süresini azaltarak aslında bedenlerine ihanet ediyorlar, ki maalesef bu çok üzücü.  

Tıpkı beynin işleyişi gibi uyku da bir muamma. Neden uyuyoruz sorusuna verilebilecek en iyi cevap gün boyu yorulan ve yıpranan vücudumuzu, beynimizi ve organlarımızı dinlendirmek onlara da kendilerini yenilemek için vakit tanımak olsa gerek. İnsan vücudu bu şekilde tasarlanmış. Yeryüzünde hiç uyuyamayan ender sayıda istisnai vaka var elbette... Ama insanoğlu ömrünün üçte birini uykuyla geçirmek üzere planlanmış bir organizma. Kış uykusuna yatan canlıları düşününce görülen o ki neredeyse tüm canlılar için uyku biyolojik bir ihtiyaç. 

Kaliteli uyku biraz da karanlıkta aktive olan pineal bez ile üretilen melatonin düzeyi ile ilgili; mutluluk hormonu olan seratonin ise gün ışığıyla daha çok salgılanmakta, yani geceleri melatonin düzeyini arttırarak daha kaliteli uyku uyumak mümkün deniyor. İyi uyumak için düzenli melatonin hapı aldığını bildiğim arkadaşlarım var. Faydası oluyordur umarım. Elbette yaş ile çok bağlantılı uyku ihtiyacı. 

Kendimi bildim bileli çocukluğumdan bu yana kaliteli ve düzenli uyuyan birisi olamadım. Nerdeyse hiç... TEDTalk ta iyi uyku ile ilgili çok güzel bir konuşma var: REM periyodu, uyku kalitesini arttırma yollarına dair: perde seçiminden, serinliğe ve uygun zaman dilimlerine kadar kadar pek çok öneri var. Faydası olabilir sorun yaşıyor iseniz. Dün ağır bir yorgan altında yatmanın uyku kalitesini %30a kadar arttırdığına dair ilginç bir makale okudum. Mantıklı göründü doğal gaz fiyatları uçmaya başlamış 😉 ve kış soğukları yaklaşırken.

Vücudumuz bize verilmiş bir tür emanet aslında bir gün terk edip gideceğimiz... İyi kullanmak için iyi uykuya dikkat etmek gerekebilir özellikle de belli bir yaşta yoğun tempoda çalışıyor iseniz...  

  

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...