Altıncı Öykü Bilinçli Mermi Oldukça sıcak, bunaltıcı ve nemli bir hava vardı. Güneşin tam tepede olmasıyla artan yüksek ısı her şeyi çekilmez hale getirmekte ve kurşuni çelik duvarlar zaten bir tabutu andıran ortamı daha da bungunlaştırmaktaydı. Ben ise bir zamanlar özel bir koleksiyona ait olan ama şimdi bir kanun kaçağının kemersiz düşük belli kumaş pantolonunun arka kısmına gelişigüzel gizlenmiş ve cekette belli belirsiz bir kabarıklık yapan çalıntı ve ruhsatsız dokuz milimetrelik bir Beretta’nın şarjör haznesinde bana tıpatıp benzeyen diğer mermilerle birlikte sıkışmış bir halde, namluya sürülmeyi bekleyen sıradan bir tabanca mermisiyim. Ve önümde benden önce gün yüzünü görecek iki mermi daha var. Emniyet mandalı mahpusluğumuzu tamamen perçinlemiş. Oysa ben, bu sürgünün içerisinde gözleri kapatılmış, ayakları kınnapla sıkıca bağlanmış, sahibinden meş’um bir emir bekleyen, her an avını parçalamaya hazır bir atmaca gibiyim. Çifte su verilmiş çelikler kadar kavi, esne...