Ana içeriğe atla

Bereket

Bereket Nedir?
Her kelimenin çok boyutlu olduğunu düşündüm hep. Kelimenin bilindik sözlük anlamı dışında; o kelimeyi kullanan kişide veya okuyucuda  yarattığı çağrışım ve anlam silsilesi - hatıralar - sadece size özel olarak hissettirdikleri herkeste farklı. Bu da kelimelerin esrarı aslında. Beynimizin dehlizlerinde çok farklı tınıları olur her sözcüğün görüntü, anı, koku, tat ve sözlerden oluşan bir mozaik ve anlam cümbüşü eşliğinde...  

"Bereket" benim açımdan çok derin anlamı olan sözcüklerden birisi. Bolluk ve ürün verimliliği ve yağmur için kullanılıyor Türkçede. Bunun aslında tam olarak İngilizcesi yok. "Abundance ve fertility" yazılmış; başka bir sözlükte "blessing" bile yazılmış. Bir başka sözlük ise "cornucopia" yazmış. Oysa bu kelime bir batılının kafasında çok farklı mitik bir imge oluşturur; içinden meyveler taşan bir boynuzdur cornucopia. Ve asla bizdeki bereket sözcüğü ile aynı şeyi asla hissettirmez. Bu arada 'Cornucopia' çok iyi bir sanat dergisidir. Tavsiye ederim üst kalibre Türk sanatıyla ilgilenenlere...

Bereket farklı kültürlerde genelde kadın (fertility) doğurganlığı ve erkek cinselliği ile ilişkilendirilir. Kibele, Afrodit, Athena, Venüs, İştar ve Abat kadın bereketi ile özdeşleşen tanrıçalar; Amon, Osiris, Pan ve Şiva ise erkek bereketliliği sembolizminin örnekleri. Bazı mütedeyyin dükkan sahiplerinde ve hanelerde kartona basılmış bereket duası görürsünüz iğreti biçimde tutturulmuş kapı pervazlarına asılmış. 

Bereketin bendeki çağrışımı mal, yeme, içme konusunda israf etmeme sonucunda gelen bolluk zihnimde. Kıt kanaat geçinen evlerde sofrada gördüğünüz azlığın içindeki bolluktur bereket. Bir kişilik öğünün iki kişiyi doyurmasıdır bereket. Ziyan edilmeyen ve çöpe atılmayan bir parça kuru ekmektir bereket. Az para ile geçinen ve içinde huzur olan hanelerde yaşanan mutluluktur bereket. 

Bazıları için paranın bereketi hiç yoktur örneğin. Nasıl gittiğini anlamazsınız bile onca paranın. Bir türlü yetmez size kazandığınız o para... Üç kişiyi bir ay doyuran maaş tek kişiye iki hafta yetmez bazen... Bazen toprak, bazen yağmur, bazen tahıl bolluğudur bereket. Bunun anahtarı kanaatın ve basit yaşamanın özünde gizli... 

Benim için asla israf veya ziyan etmeden yaşamayı zor şartlarda sürdürmeyi başarmış ailemde gördüğüm kanaatın vücut bulmuş halidir bereket. İhtiyacı dışında mala, mülke ve gereksiz eşyaya öykünmemek bereket getiriyor hanelere. Yeryüzünündeki yoksulluğu asıl körükleyenler doymak bilmeyen tamahkarlar. Aslonan yoksulluk sınırı değil tokluk sınırı olsaydı yeryüzündeki yoksulluğu asla yaşamazdı hiç bir çocuk ve insan... 

Bereketli günleriniz olsun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...