Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt "A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca. Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...
Pazar Yazıları No: 061 Alimin Ölümünün Ardından Kendimize Nasihatler Biraz önce salondaki kütüphanemde yer alan kitaplara bakarken hiç Ilber Ortaylı'ya ait kitap almadığımı fark ettim. Felsefe, edebiyat, düz yazı, ders kitapları arasında gezindi gözlerim ama pek tarih kitabım yokmuş onu fark ettim. Doksanlı yılların ortasında Bilkent Üniversitesi Insani Bilimler ve Edebiyat Fakültesinde çok genç bir hoca olarak çalışırken fakültemize öğretim görevlisi olarak, Amerika'dan (Princeton University) Talat Sait Halman (Türkiye’nin ilk kültür bakanı) gelmişti. Tanışmış ve sohbet etmiştik (o da ayrı bir anekdot). Sonra da dünyaca meşhur tarihçi Halil İnalcık geldi 90larına merdiven dayamıştı o günlerde bile. Aynı binada ve aynı koridorlarda bu isimlerle yanyana çalışmak bile onurdu. Başkent Üniversitesinde iken de Ilber Ortaylı misafir konuşmacı olarak gelmişti. Her zaman ki gibi nüktedan ve ince ince fırça atarak dinleyicilere. Ankara Mülkiye'de iken İlber Hoca ile ya...