Ana içeriğe atla

Kitap Listem My Bucket List

Kitap Listem My Bucket List 

Kitap listesi için çağrıda bulunmuştum bir kaç gün önce. Teşekkür ediyorum dönüşler için. Bu hafta sonu kitapçılara gidip temin edeceğim bana yazılan "tüm kitapları". Bir kaç arkadaşım da bizzat ödünç kitap getirmeyi teklif etti. O da fikir olarak kitap okumayı teşvik için güzel bir takas biçimi olabilir. Benim önerime karşı senin önerin ve belirli süreli takas... 

1000Kitap diye bir websitesi ve uygulaması var. Oldukça da güzel işliyor gördüğüm kadarıyla. Facebook'un kitapsever versiyonunu gibi olmuş. Bir tür hatıra defteri gibi okunan ve okumuşlara dair ve aynı zamanda etkileşimli paylaşım imkanı sunuyor. https://instagram.com/1000kitap

Benim listem çok basit ve sıradan gelebilir çok ve düzenli kitap okuyan pek çok kişi için; ama kitapların her birinin bende bıraktığı tat, izlenim ve dönemsel olarak ruhuma verdiği keyif başka idi... O nedenle değerli kitaplar benim için.  Çoğunuz için çok sıradan olabilir. Çocuk kitapları da dahil buna.

1) Küçük Prens (Bir kaç versiyonu var evde... ingilizcesi de keyifliydi) Herkes okumalı (kaç kez okudum hatırlamıyorum bile, iki yılda bir okuyorum galiba ...) Exupery'ye selam olsun. Gerçek bir pilot. Kitabın ben de çok önemli bir hatırası var. Sonra yazarım umarım. Kitaba dair pek çok eşya biriktiriyorum. A life-changing experience...
2) Küçük Kara Balık - Samed Begrangi nin "çocuk kitabı". İran bu günlerde bildiğiniz durumdayken iken, özgürlüğe dair güzel ve naif bir kitap... Bir solukta okunabilir. Herkes okumalı bence. İnsanın evreni ne olmalı sorusu için çok basit bir cevap... Ama doyurucu.
3) Çocukken okuyup inanılmaz keyif aldığım Denizler Altında 20.000 Fersah. Nautilus ve Nemo. Jules Verne'den bu iki isim kazındı beynime... Seyahat etmenin keyfini çıkarmak için birebir.
4) Sofie'nin Dünyası. Gaarder den bir başyapıt. 16 yaşında okusaydım başka birisi olurdum herhalde. Şu aralar Storytel app programından ileri geri sararak defalarca dinliyorum yolda yürürken. Felsefe ancak bu kadar keyifli hale gelebilir. Kaç kez satın alıp kaç kez hediye ettim bilmiyorum... Elimde birer adet Türkçe ve İngilizce kaldı sadece. En son oğluma önermiştim. Belki seneye daha iyi anlayacak içindekileri. Liseyi bitirmeden herkes okuyup öyle gelmeli üniversiteye...
5) Beni en çok etkileyen Simyacı oldu zannederim bunca kitap arasında. Açık ara ilk sırada. Yazarı da iyi bir insan. Kaç kez satın aldım ve hediye ettim gerçekten bilmiyorum. En popüler olduğu dönemden 4-5 yıl sonra alıp okudum. Herkes sindirdikten sonra. Geçen ay Jeremy İrons'ın sesinden audiobook olarak bir kez daha "dinledim". İnanılmaz keyifliydi... Portekizcesi muhtemelen çok daha keyiflidir. Coelho başka yüzyılda yaşasaydı muhtemelen bir manastırda keşiş olarak ölürdü...
6) Cry the Beloved Country. Yazarı Alan Paton, Orhan Veli'nin İngilizce nesre dökülmüş hali gibi. Şiirsel bir Afrika öyküsü. Ganalı bir arkadaşım ile konuşmuştuk kitabı. Sonrasında Nijeryalı bir akademisyen arkadaşımda kaldı en sevdiğim kopyası... O sevdiğim kapaklı halini arıyorum her yerde - kara çocukların öyküsü ..
7) Nigel Warburton'un tüm kitapları okunmalı.
8) Malcolm Gladwell in tüm kitapları. İstisnasız.
9) Amin Maaloof kitapları. Doğunun Limanları ve Afrikalı Leo muhteşem....
10) Grangé kitapları. Heyecan ve aksiyon.
11) The Origin. Dan Brown özellikle seçilmiş ve öne çıkartılmış bir yazar. Önümüzdeki on yılı görmek mümkün bu kitapta yapay zeka nerede sorusuna karşılık ararsanız. Orsen Wells in sorusunun cevabı burada. Masterclass web sitesinden yazım teknikleri dersini satın aldım. Brown keyifli bir anlatıcı aynı zamanda.

En az 50 kitap daha var burada adını yazmak istediğim. Sonra....


Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...