Ana içeriğe atla

Ekim Ayı: Gerçek Sonbahara Dair

Ekim Ayı: Gerçek Sonbahara Dair 


"Bugün 2 Ekim Pazar. Iyi günler." Yıllar önce tek kanallı dönemlerin TRT ajans anonsu gibi selamlıyoruz yeni gelmekte olan bu güzel ayı. 

Eylüle isyan, serinliği ve sarının tüm tonlarını en derin hissettiğimiz aydır Ekim. Yaprakların hazanı anlattığı yol kenarlarının ve ağaç diplerinin yavaşça doğal örtüye büründüğü ay.  Bir yandan yaz son selamını verip turizm mevsimi kapanırken, diğer taraftan okullarda derslerin ağırlığının yavaş yavaş hissedildiği bilginin yenilendiği bir ay. 

Her ulusun tek bir resmi bayramı vardır aslında. Ekim yeniden doğuştur Anadolu'nun mücadelesinde. Yepyeni bir çağa şahitlik etmektir Ekim. Devrimin ayıdır öte yandan. Doğa bile yeni mevsime yeniden dirilişe Ekim içinde hazırlanır. Hububat için toprağa gömülme ve yeniden filizlenmeye hazırlanma vaktidir bu ay. Kar suları ile beslenme ve güçlenmeye hazır olma zamanıdır pek çok uykudaki tohum için. 

Ya bizler için? Dengelenme ve dinginleşme zamanıdır Ekim. "Hayat terazisinin" iki kefesine koyduğumuz önceki yaz aylarının muhasebesi; yeni gelen yılın zihinsel hazırlığını karşılaştırmaya gebe - bir saklı zamandır Ekim. Bize dünyanın döngüsel devinimini çağrıştırır: soluyor ve yaşlanıyor gibi görünen doğa bu ayda yazın yorgunluğunu atıp üstünden yeniden kendini var etme mücadelesine başlar sıfırdan. Her doğan yeni gün gibi bu ay da aslında yenilenecek olan yılın gizli muştusudur...

Nasıl her yeni gün ve sabah bir müjde ise bu ayı da bir müjde kabul edin hayatınızda. Yepyeni güzel şeyler doğursun bu geçiş ayı. Hem güzel sonbaharı; hem de serinliği hissedip birbirimize sokulduğumuz bir ay olsun. Toprağın altındaki tohumlar gibi... Dolu dolu mutluluklar ekip biçip toplayacağımız hazan vakti dönüşüp birer hasat vakti olsun hepimiz için.  Mutlu pazarlar.  

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...