Ana içeriğe atla

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı 

Kilitledim kalbimi

Tek anahtarı elimde...

Açıldım bir tekneyle 

Dalgalı engin denizlere...


İlerledim pupa yelken

Köpüklü dalgalar peşimde; 

Bir koy aradım önce 

Yakamozlar eşliğinde 


Durdum bir adanın

Kuytuluk gölgesinde.

Tan vaktiydi zaman:

Hayat yeni güne gebe...

 

Ustarmaçada çırpıntı sesleri 

Minik balıklar sabah gezmesinde...

Çapayı bıraktım derine; sakince.

Kaloma mesafesince gitti en dibe...


Sustu zincir şakırtıları 

Ellerim küpeştede 

Kemereye dokundum

Sıcacıktı anahtar elimde...


Son kez baktım 

Kalbimin kilidine

Ve fırlattım anahtarını

Alabildiğince ötelere...


Süzüldü havada önce...

Suda halkalar oluştu 

Peş peşe ve sonra

Kayboldu anahtar 


Sonsuz mavilikte...


Durdu zaman

Duruldu mekan

Hemhal oldu 

Ezel ve ebed


İşte o an...


Süzülen bir martı kadar

Özgürdü artık yüreğim 

Yok bir bekleyenim;

Ne de beklediğim..


Gönlüm dingin 

Gönlüm müebbette 

Huzur içindeyim

Kalbim emin ellerde...



Nevfel Baytar 

2 Kasım 2025 Pazar 

Ankara










Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...