Ana içeriğe atla

Ecrin'in Kaderi

Ecrin'in Kaderi 

Dün İstiklal caddesinde gerçekleştirilen terörist eylemde altı vatandaşımız hayatını kaybetti ve 81 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında bir baba kız da var, nişan merasimi için Adana'dan İstanbul'a gelen. Tüm hayatını kaybedenlere başsağlığı ve yaralananlara acil şifalar ve yakınlarına sabırlar dileyebiliyoruz ancak. Çok ama çok zor bir durum. Çok da acı. 

Ecrin 9 yaşında bir kız çocuğu idi. Aslında gezmek için o sırada o caddeden geçip giden binlerce insandan sadece birisi. Caddeyi gezenler bilir, İstiklal caddesi sıradan bir caddeden daha çok bir dünya sokağı gibidir. Beyoğlu'nda turizm sektörü ve tarihin harmanlandığı; St. Antuan Kilisesi, Galatasaray Lisesi, Tarihi Çiçek Pasajı, Nevizade ve onlarca turistik mekana ev sahipliği yapan kadim dünya şehrinin atardamarlarından birisidir İstiklal Caddesi ikonik binaları ve artık ülke ile sembolleşmiş kırmızı tramvayları ile. 

Daha önce de benzeri terörist eylemlere hedef seçilen bir yer burası. Elbette bu tür büyük eylemlerin arkasında büyük organizasyonların oldukça kasıt içeren amaçları var. Bu tür örgütlenmeler hep olmuştur ve olmaya da devam edecektir maalesef. Elbette medyaya yansıyan fail ve suç ortakları aslında birer piyon ve aracıdır. Teknik tabirle 'taşere edilen' terörist eylemler bu tip saldırılar. Katiller özünde oraya o bombayı veya patlayıcı düzeneği koyan kişiler değil; o eylemi planlayanlar ve o suçu taşere edenlerdir. Asıl en ağır cezaları hak edenler bu eylemleri planlayan kokuşmuş beyinli karanlık akıl hocalarıdır. 

Genelde, arkasında büyük organize suç örgütlerinin, iç ve dış mihrakların olduğu, bölücü ve ayrılıkçı unsurları destekleyenlerin amacı da korku ve kaos yaratmak ve dehşet saçmaktır. Terörizm kelime kökeni olarak batıdan, Fransızcadan geçme bir sözcük ve 18. yüzyılda Fransız Devrimi zamanında Jakobenler'e ithafen Latinceden türetilme bir tabir. Korku salma ve korkutma anlamına geliyor ve fiil olarak da 'terrorize' sözcüğü kullanılıyor dehşet saçmak ve kaos yaratmak için. 

Dünyanın pek çok yerinde ve bölgesinde özellikle dirlik ve düzenin olduğu veya korunmaya çalışıldığı yerlerde - görece yer altı ve yer üstü kaynakları zengin - olan; enerji yolları üstünde ve jeopolitik ve ekonomik açısından daha iyi durumdaki toplum ve ülkelerde bölme ve kaos yaratma maksatlı kullanılan bir tür korkutma ve huzursuzluk verme vasıtası terörizm. 

Çeşitli vaatlerle kandırılan, genelde de çaresiz ve eğitimsiz ve kandırılmaya müsait (mesnetsiz Cennet vaatleri de dahil) sosyal ve demografik olarak da fakru zaruret  içinde - taşeron aracılar tarafından kullanılan ve rahatça gözden çıkarılacak ve başkalarının "büyük hedef ve amaçları için kullanıldığını" bile fark edemeyen çeşitli vaatler ile kandırılmış tetikçiler vasıtasıyla gerçekleşiyor bu tip eylemler; gerçek suçlu iş sahipleri perde arkasından avuçlarını ovuşturarak yarattıkları kaos ve zulmü izlerken...

Büyük yankı ve infial uyandıran bombalı saldırıların, suikastlerin ardında hep daha derin güçler var olagelmiştir. Oyunun kuralı böyle işlemektedir. Hiç kimse El-Kaide, DAEŞ, PYD, YPG, PKK vb onlarca örgüt ve oluşumun arkasında bir halk hareketi olduğunu iddia edecek saflıkta olmamalı. Başka coğrafyalar için de geçerli bu analiz. Kendi çıkarları için sözde Marksist-Leninist örgütlerin bile denizaşırı kapitalist güçler ve silah simsarları tarafından fonlandığı böyle bir meş'um dünyada kimsenin ezilen halkların kardeşliği gibi içi boş söylemlerle masum insanları öldürmeyi meşrulaştırması kabul edilemez ve bu tür politik iddiaların koca bir safsatadan ibaret olduğu da aşikardır - akıl sahiplerine! 

Olan bu güç savaşlarının arasında hayatını kaybeden masum ve durumdan bihaber insanlara ve onların masum yavrularına ve yitip giden hayallere ve gelecek güzel günlere olmakta. Istenen de bu zaten hayalleri ve mutluluğu ve huzuru öldürmek!

Saldırıda yaşamını yitiren Ecrin'in anlamı sevap demek. Iyi amel ve sağduyu anlamına geliyormuş aynı zamanda bu isim. Yapılan eylemin ne kadar büyük bir insanlık suçu, kötü amel ve niyet ve de çok büyük bir günah olduğu düşünüldüğünde, yitirilen küçücük hayatın sembolik anlamı çıkıyor bu kötülüğün karşısına ve bizler de bu tür eylemleri planlayan ve arkasında akıl hocalığı yapan güçleri olabilecek en ağır sözlerimizle, en güçlü beddualar ile yaratmak istedikleri kendi cehennemlerine havale ediyoruz. Onlar bu dünyayı hak etmeyecek kadar kötü ve bozguncular. 

  

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...