Ana içeriğe atla

UFO'lara Dair

UFO lara Dair
Bir kaç gün önce, ABD'li üst düzey bir askeri yetkili açıklama yapmış UFO'lara dair duyduğunuz ve gördüğünüz bunca şey daha buzdağının görünen kısmı, daha söylenmemiş pek çok çok şey var diye. Bundan daha önce de başka bir (yine ABD li???) yetkili UFO'ların varlığına dair başka bir resmi açıklama yapmıştı... Bu tür haberlerin önümüzdeki günlerde giderek daha çok artacağını tahmin ediyorum 2023 ve sonrasında iyice patlayacak bu haberler. Gerçekten daha çok yapılacak açıklama var sırada bekleyen. 

Kişisel olarak - nispeten ezoterik bir konu olması hasebiyle ilgi duyduğum - kısmen de astrofizik koşulların dayatması gereği varlıklarını makul bulduğum UFO ve uzaylı varlıklar veya farklı yaşam formları ilgi duyduğum bir kaç konudan birisi. Bu ilgim zaman içinde üç ayrı sebeple gelişti. 

Birinci neden küçükken okuduğum bir kaç kitap ve yaşadığım çok ilginç bir olay ile ilgili. Muhtemelen ilkokul üçüncü sınıfta iken Piramitlerin Esrarı diye üç fasiküllük bir kitap serisi okumuştum. Geometrik olarak piramitlerin mimarisi, Orion takımyıldızı ile Giza'daki dizilim arasındaki benzerlik, sonra abimle beraber verilen ölçülerde kartondan piramitler yapıp deneyler yapmıştık🙏. Tabi o dönemde Isac Asimov'un Çelik Mağaralar ve Ben Robot kitapları Van Daniken'in Tanrıların Arabası ve Bermuda Şeytan Üçgeni ile ilgili kitaplar ilgimi daha da körükledi. 

Son derece ilginç olan olay ise şuydu: Zannederim en çok 8-9 yaşında idim. Gemlik rıhtım da akşamüstü dolaşıyorduk ailecek. Gökyüzünde üçgen formunda üç ayrı renkte ışıklar gördüm, denizin üstünde ufukta. Gayet açık ve berrak bir gündü. Garip bir durum olduğu için dikkatle üçgen ışıklara bakıyordum. Sanki benim gördüğümü fark etmişcesine inanılmaz bir hızla (uçaklardan çok ama çok daha hızlı idi kesinlikle!) ufka paralel bir hat boyunca ilerledi ve sonra gözden kayboldu. Sadece 4-5 saniyelik bir şeydi. Bizimkilere anlattığımda kimse beni ciddiye bile almadı. Uçaktır o deyip kapattılar konuyu. Ama ben onun asla uçak olmadığını düşündüm ve 45 yıldır da onun kesinlikle farklı bir araç olduğunu düşünüyorum... Çok netti görüntü. 

Ikincisi ise izlediğim filmler ve okuduğum kitaplar. Yönetmen Luc Besson 'un çok özel ve "seçilmişlerden" birisi olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle Beşinci Element'in başındaki piramitler ve arkeolog ve rahip ve kadim bilgelik sahneleri izlenmeli. Hepsinde Besson gizli mesajlar veriyor. X-Files (doğru tabirle classified files) muhteşem bir diziydi. Ajan Mulder ve Scully ikilisi gözüyle uzaylılar ve ABD üst düzey yetkileri bağlantısı hep gizemli kaldı. Roswell ve reptilians ilişkisi çok ilginç. Contact kesinlikle izlenmeli. Felsefe ve tanrı ve uzaylıların sorgulanması çok dozunda kalmış filmde. Yeni nesil ise Prometheus ve Arrival muhteşem olmuş sci-fi severler için. 

Bu arada Jules Verne, HG Wells, Asimov, Van Daniken ve Graham Hancock'u (Netflix dizisi çok iyi bu arada) okumak keyifliydi hep. DTCF de İngiliz Dili Edebiyatı masterı yaparken Distopya dersi almıştım farklı bir hocalık tarzı olan Sema Ege hocadan. O da uzaylılar vs bağlamında bir farkındalık yarattı o anlamda. Minik bir öykü yarışmasından ödül almış 23 yaşındaki bir öykü yazarı olarak, edebiyat masterını bırakma kararımı söylediğimde, ders sonrası odasına çağırmış çok uzun bir yazarlık sohbeti yapmıştı beni gitmemeye ikna etmek için 30 yıl önce hem de distopya ve HG Wells üzerinden konuşarak... Bir genre olarak (janra) bilim kurguyu sevdirmişti kısa sürede. Masteri tabi ki bıraktım 🫣 ama uzaylılar ve UFO ilgisi devam etti. Sonra UFO ve Thule konusuyla ilgili olarak, Almanya'nın Gizli Tarihi kitabına da bakabilirsiniz. 

Üçüncü konu ise evrenin ve tanrının matematik ve ekonomi algısı ile ilgili. Astronomi yeni gelişen teknoloji ve yapılan ciddi yatırımlar ile Hubble sonrası geliştirilen James Webb teleskopunu kullanmaya başladı. Milyarlarca yıldız ve gezegenden sayısız sistem, nebula ve karadeliklerden, galaksilerden bahsediyoruz. Milyarlarca gezegen! Binlerce ışık yılı ötede dünya benzeri gezegenler keşfediliyor. Dört işlem bilen en basit beyinlerin bile evrendeki tek akıllı canlı türünün insan olacağı ve uzaylıların (veya farklı yaşam formlarının) olmadığını düşünmesi bana çok boş geliyor. En azından, kutsal kitap okuyan herkes farklı canlı türleri olarak meleklerden, cinlerden, şeytan vb yaratıklardan masalsı da olsa haberdar olmuştur. 

Öte taraftan, bunca galaksiyi yaratıp sadece dünyayı insan denen canlı türü ile doldurup diğer milyarlarca gezegeni boş bırakmak en büyük ve yüce matematikçi ve ekonomist olan Tanri'nın boş verip geçeceği bir konu değil. Sorun sadece mesafe. Binlerce yıllık Asur, Maya, Aztek kitabeleri, Antik Mısır uzay aracı hiyeroglifleri ve Eski Hintlilerin mahabarat / ramayanasında da bahsi geçen uçan UFOmsu vimanalar bunu fazlasıyla teyit ediyor aslında. 

Komik bir anekdot ile bitirelim: Yıllar önce Mülkiyeli - sonradan kaymakam olan bir öğrencim derste ciddi ciddi UFO nun Türkçesi nedir diye sormuştu herkese. Unidentified Flying Objects. "Tanımlanamayan Uçan Cisimler" dedim. TUC belki de? Hayır dedi öğrencim çok ciddi bir ifade ile: Türkçesi NİBUŞ, hocam! Nasıl yani dedim böyle bir kısaltma mı var Türkçe'de? Evet dedi kaymakam namzeti öğrencim, açılımını vererek: Ne İdüğü Belirsiz Uçuşan Şeyler - NİBUŞ! 😜

Evet, önümüzdeki yıllarda Amerikan ekonomisi kötüye doğru gidip siyasi gerginlikler arttıkça Hollywoodvari bol bol UFO ve uzaylı haberi duyarız. Selam dünyalı, biz dostuz! 🫣

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...