Ana içeriğe atla

Ritim ve Rutin Bozukluğu Teşhisi


Ritim ve Rutin Bozukluğu Teşhisi 

Psikoloji bilimi pozitif bilimlerden biri ve çok fazla psikolojik bozukluk türü ve tanısı mevcut. Teknoloji ve yoğun sosyal medya kullanımı ile tetiklenen yeni bir takım ruhsal bağımlılıklar ve sosyal anksiyete bozuklukları, iletişim bozuklukları teshişleri konuluyor - psikolog ve psikiatrlar tarafından danışanlara... Konu ruh sağlığı ile ilgili hassas bir konu olduğu için destek almak için başvuran kişilere hasta değil danışan deniyor - İngilizcesi daha da kötü aslında - client (bu sözcük aynı zamanda hizmet sektöründen faydalanan "müşteri" - yada bankacılıkta mudi anlamına da geliyor). 


Ritim ve rutin bozukluğu nedir? Nasıl teşhis konulur sorusuna gelecek olursak, öncelikle ben alandan birisi değilim. İngilizce tabir ile, layman yani alan dışından birisiyim. Ritim bozukluğu daha çok kalp hastalıkları için kullanılıyor kardiyoloji alanında. Bu bozukluğun aritmi veya taşikardi versiyonları mevcut. Kalp, konjenital durumlar hariç tutulmak kaydı ile, stres veya aşırı efora maruz kalınca daha hızlı atabiliyor - ki bu bir biyolojik durum. Ani gelişen bir durum, beklenmedik veya kötü bir haber tüm ritminizi bozabilir. 


İstemsiz çalışan kasları beyin kontrol edemez onlar kendi ritim ve rutini dahilinde çalışmaya devam eder denilse de - bu tip durumlarda beyin de çaresiz kalarak kalbin üzüntüsüne yenik düşer ve düzgün atmaz - atamaz. Bu ruhunuzun daralması ve bir cendere içine girmesinin bir sonucudur. Kalbin içine evini kurmuş olan ruhumuz bu mutsuz duruma bir tepkiyle kalbi hızlandırır ve rutin bozulur. Bu arada, önemli bir bilgilendirme: bu söylediklerimin hiç bir bilimsel temeli yok. Sadece böyle olduğunu düşünüyorum - ki en ufak bir bilimsel desteğim de yok bu durumun lehine veya aleyhine doğruluğunu ispat edebileceğim...


Rutin bozukluğuna gelince: hep yaptığımız işlerin - sıradan ve monoton düzenimizin dışına çıkma durumunda karşılaştığımız durum rutin bozukluğudur. Örneğin hep size aynı muhabbet ve sıcaklık ile cevap veren, sizinle düzenli olarak iletişimde kalan birinin bazen bu rutinini bozması ve bir süre iletişimde aksaklık yaratması bir tür rutin bozukluğudur. Sevdiğiniz birisinin klasik rutini dışında (sosyal medya üzerinden konuşalım) sizinle iletişiminin rutinini değiştirmesi yorum ve eleştiriye açıktır. 


İlişkilerde bir örüntü (pattern) olur genellikle. Çok yoğun iş temposu dışında iletişim halinde olduğunuz kişi (arkadaş, dost, kardeş, anne, sevgili, vb) farklı bir pattern ile rutinini bozduysa, bu akılda bir soru işareti oluşturur. Günde en az üç kez (rakamı uyduruyorum - siz kendi rutininizi dikkate alın) aradığınız dostunuz, 36 saat size dönmedi ise (bu süre benim kişisel limitim bu arada) burada çok ciddi bir sorun vardır. Size hep telefon ile cevap veren kişi - ısrarla mesaja döndü ise - rutini bozan bir şeyler vardır. 


Sakın durumu paranoyak bir hale sokup, eski tecrübe ve kötü yaşanmışlıklara mal edip, keskin ve sert kararlar ile önyargılı davranmayın. Anlamaya çalışın - sorunun kökenini öğrenmeye çalışın. Popüler kültür tabiriyle stalking, ghosting, lovebombing, gaslighting vb tuzaklara da düşmeyin. Ölümlü dünya bu. Kötü ayrılmanız gerekmez kimseden. Hayat size tekrar güzel imkanlar sunabilir. 


Narsist bir gaslighting ile manipüle etmeyin kimseyi ve kimsenin de sizi manipüle etmesine izin vermeyin. Baktınız olmuyor, vaz geçmeyi bilin. 


O kişi gerçekten çok değerli ise de asla vaz geçmeyin, üstüne gidin - kaybetmeyin o kişiyi. Sağlıklı ve ömür sahibi iken her şeyin düzeleceğini tüm karanlıkların ardından güneşin doğduğunu da unutmayın... 


Ritim ve rutin sözcükleri birbirlerine tezat kelimeler gibi görünüyor. Bu ikisinin bir arada kullanılıp bir hastalık olması size de pek mümkün görünmedi değil mi? O zaman size çok ciddi bir itiraf gelsin...


Elbette ki başlıkta yazdığı gibi bir psikolojik rahatsızlık veya hastalık yok. Ben uydurdum. Literatürde böyle bir tabir de yok elbette. En azından şimdilik. Belki biri sahiplenip kullanır önümüzdeki yıllarda 😉. 


Yazı yazmaya beni en çok teşvik eden şeylerin başında kelimeler var. Bir dostuma ilişkide ritim güzel şey demiştim. O da rutin güzel şey dedi. Ritim ve rutin uyumu ilişkiyi ayakta ve diri tutan şey galiba dedim içimden. Bunu yazmam lazım dedim. Bir takım saikler nedeniyle yazmak bu güne kısmet imiş. 


Bugünü tarihe bir not olarak düşelim. Zaten tarihî bir gün değil mi? İlişkide zafer olmaz! İlişkide uyum ve rutin olur. Zafer kazanmak istiyorsanız onun yeri ilişki de kim haklı kim haksız mücadelesi değildir. Zafer kazanmanın yeri savaş meydanıdır. Ve savaş aşkın dostu değildir. Aşkın ritmi ve sonra da rutini vardır. Aşkın melodi ve ritmini asla terk etmeyin... 




Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...