Ana içeriğe atla

Kalp Buldozeri

Kalp Buldozeri


"Son dört - beş yılda,

Kaç kalp kırdın?" diye sordu, adam 

Kendi kendine, sessizce:

Söyle, kaç kalp?"


İç sesi, titredi ve cevapladı:

"Çok kalp, dostum!

Pek çok kalp hem de,

Sen bile unuttun o günleri...


Ezip geçtin hepsini!"

Kırdın, parçaladın, hiç acımadın. 

Göz yaşı bile dökemedin, değil mi?

Sen ve yalnızlığın - beraber ağlayın şimdi...


Sevmişti onlar seni.

Hem de deliler gibi. 

Hayallerini vermişlerdi sana,

Sıcacık ruhları da yanında.


Kimi gönlünü açmıştı sana;

Ta ardına kadar,

Buyur etmişti seni, hepsi çırılçıplak. 

Kalplerini sana aralayarak. 


Geliyor yaptıklarının vebali,

'Karma'nı' topluyorsun artık,

Kalp-zedelerin hoyrat efendisi,

Âlemin müzmin tok beyzadesi...


Parça parça topla yerden;

Şimdi o camdan kırık kalpleri

Al ve avucunda ısıt;

O kalplerdeki derin kesikleri.


Nasıl silebilirsin ki?

Mümkün mü söyle, 

O yanaktan süzülen

Gözyaşı tanelerini?


Çok sertti yüreğin.

Evet belki de çok örselenmişti,

Hıncını onlardan almak

Asla sana düşmezdi...


Bazıları çok üzgündü

Mahçup gözlerle baktılar sana, 

Ama alev saçıyordu

Bazılarının gözleri... 


Yorgundu çoğunun gözleri,

Sönmüştü, yüreklerinin feri...

Sonsuz bir derinlikti

Hepsinin göz bebekleri...


Oysa ne kadar da güzel gülüyordu

Sana bakan gözleri!

Birer muamma şimdi,

Solgun ve dalgın kirpikleri...


Kırdın acımasızca,

Her birinden duyuldu

Çatırtı sesleri - 

Delindi birer birer kalbin miğferleri. 


Sen ve kalbin ve yalnızlığın!

Haydi paylaşın şimdi

Yerdeki kırık kalpleri.

Kim bilir, nerededir sahipleri?


Affetmek zor zanaat,

Affedilmek daha da ötesi...

Belki anlar bir gün birileri,

Sendeki incinmiş rehin kalpleri...


Yok ki kalbin elleri!

Tutup sarmalasa tekrar seni

Kucaklasa kırılmış tanelerini,

Öpse tek tek; kopan sivri köşeleri?


Hak etmedin belki de sen?

Sevmeyi ve sevilmeyi? 

Buydu sana düşen, 

Başkalarının kırık düşleri?


Kim bilir sever belki bir gün?

Belki de affeder ve diriltir

Yırtık sayfalarda kalan,

Solgun ümitleri?


İşin zor dostum, çok zor... 

Buymuş senin kaderin;

Toplamakmış yerden

Dağılmış camdan kalpleri...


Şimdi kanarken öptüğün dudaklar,

Artık fayda etmez kondurduğun,

Küçük buseler, yıktığın hayaller

Ve tutulmamış onca sözler...


Kabul et artık dostum!

Kadınları yatırmayı sevdiğin göğsünde 

Taşıdığın şey sahipsiz 

Ve mağrur - bomboş bir yürek. 


Nevfel Baytar

30 Ağustos 2023




 






 


Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...