Ana içeriğe atla

İtidâl ve Festina Lente

İtidâl ve Festina Lente


"İtidal" Arapça bir kelime. En sevdiğim kelimelerden de birisi. Aslında bazı kelimeleri çok seviyorum. İngilizce "naïve" kelimesi de buna bir örnek, iki noktalı tek i harfinin naïve kelimesi içinde olması da beni büyülenmiş olabilir semantik anlamı dışında... Farklı dillerde güzel kelimeler listesi vardı bir ara sosyal medyada görseli çokça paylaşılan, Portekizce "cafuné" sözcüğü de benim çok güzel bulduğum kelimelerden biriydi. Mütmain, huzur ve edep sevdiğim diğer üç kelime (üçüde yine Arapça kökenli zannederim).  


İtidal bazıları için az bilinen bir sözcük olabilir. Dilbilimde kullanım frekansı düşük denilen türde bir kelime. Akademik sözcük kategorisinde belli ki daha düşük karşılaşma ihtimaliniz olan frekansı olan bir kelime..  Ama bu kökten türemiş "mutedil" nispeten daha çok duyulmuş bir sözcük çoğumuz için, özellik de hava durumu verilirken balıkçılık açısından çok önemli olan ve deniz için mutedil dalgalı ifadesinde kendini bulan bir sözcük itidal ve bundan üretilen bir tavsiye olan itidalli olmak! 


İtidal dengeli olmak demek - hayatı uçlarda yaşamadan - ifrat ve tefrite kaçmadan - çok aşırı tutkulu ya da fazlasıyla boş vermiş davranmadan tıpkı yumuşak dalgalı - yakamozvari bir sükunet ile hafifçe dalgalanan bir deniz gibi -;hayatı dingin ve ahenkli yaşama çabasına itidalli olmak denebilir. Genelde yaşça büyük ve eğitim düzeyi yüksek bürokrat, teknokrat, akademisyen ve yetişkin öğrenciler (lisans genelde de master ve doktora yapanlar) ile çalıştım kariyerim boyunca. Bazen siyasi yorumları çok sert ve keskin bazen de dogmatik kafa yapısında öğrencilere denk geldim sohbet esnasında. Onlara hep itidal kelimesini sözlükten bakmayı önerdim ve bir dost olarak "itidalli olmak iyidir!" dedim hayata karşı. 


Hayata tutkulu bağlanmak gerçekten çok güzel. Müslüm Baba'nın Hangimiz Sevmedik şarkısında söylediği gibi "deli gibi sevmek ruhumuzda var!". Ya da Ataol Behramoğlu'nun dediği gibi:


"Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi!", diye devam eden muhteşem şiirinin sonraki dizelerinde söylendiği gibi - coşkulu ve tutkulu olmak güzel. Dışarıdan çok dingin ve sakin görünen birisi olarak kendimde bu coşkulu sevmeyi hep hissettim kendimi bildim bileli ve bir öz değerlendirme olarak bazen kendi kendime de "itidalli ol" dediğim zamanlar oldu... Hafifçe çırpınan bir deniz gibi ne aşırı köpüklü ve yüksek hacimli ve hırçın ne de sahili ve kayaları döven yüksek debili fırtınamsı dalgalanmaları azalmak ruhen ve bedenen iyidir ve iyi de gelir insan ruhuna ... Uçlar - adından da anlaşılacağı üzere - sivridir ve batar... Uçlarda yaşayanlar da ya batmaya başlar ya da acıtıcı olabilirler çevresindekilere... Maalesef...


Bir Ajda Pekkan şarkısının sözlerinde geçen: "Her yaşın ayrı bir güzelliği var" aslında esprili bir sosyal medya ağzıyla söylenince "her yaşın ayrı bir salaklığı var!" 😉 şeklinde de söylenebilir - itidalli olma konusunda ipin ucu kaçtığında... Duygusal olarak çok bağlandığınız vakit, dünyanın ve hayatın merkezine o çok sevdiğiniz kişiyi idolleştirip aşk ve sevgi sarhoşluğu ile kör bir safdillilik ile bağlandığınızda, itidal yavaş yavaş buharlaşır ve yerini ifrat ve tefrite yani az veya çok uçlara doğru sürüklenir. Bu tür aşırı ve yüksekten sevmelerin olumsuz yönü düşüşün çok sert olmasıdır. Pek çoğumuz için zannederim tecrübeyle sabit 🫣. 


Güçlü sevin, sağlam sevin ve kesinlikle de tutkulu sevin; özellikle de sevgilinizi, eşinizi, dostunuzu, evladınızı, anne babanızı, kardeşinizi, işinizi ve değer verip vakit ayırdığınız her şeyi... Ama itidalli olmayı da asla aklınızdan çıkarmayın severken. Hayat öyle bir şey ki sahip olduğunuzu düşündüğünüz hiç bir şeyin bir gün aslında size ait olmadığını öğretecek. Bizler - ruhumuza giydirilmiş bir et, kemik ve kandan oluşan şekil ve şemalli bedenimize bile misafiriz... O bile bizim değil - o bile geçici bir konak ruhumuza ev sahipliği yapan... 


İtidal iyidir ve itidalli olmak da hayatı daha iyi görmenizi sağlar. Çok güzel bir hayat felsefesini formüle eden ve Lâtincede çok hoş oksimoron bir tabirle Augustus ve Titus tarafından ifade edildiği gibi: Festina Lente! (Hasten slowly)! Yani "Yavaşça acele et!" - özetle itidalli olmak iyidir 🙏. İyi gelir... 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

HAYATINIZI DÜZENE SOKACAK 20 ALIŞKANLIK

Hayatınızı Düzene Sokacak 20 Alışkanlık Öncelikle herkese güzel bir hafta sonu dileklerimle. Umarım hayatınızın akışını arada bir durup sorguluyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın sakın. Felsefi ve ontolojik bir var oluşçuluk ve bütüncül bir yaşam kaygısını sorgulamacı bir tutum ile irdelemek değil niyetim asla.  Bugüne hafif gibi görünen ama yaşam kalitemizi engelleyen, başarıya ve hedeflediğimiz amaca giden yolda bizi sekteye uğratan bir takım olumsuz davranışlarımızı ve nispeten kötü alışkanlıklarınızı azaltmaya yönelik bir takım önerilerim olacak.  Düzenli takip ettiğim bir kaç yabancı motivasyon ve kişisel gelişim hesabı var. Daga çok Amerikalıların bakış açısı ve dünya görüşü ile şekillenmiş tavsiyeler bunlar. Ben buradaki önerileri biraz bizim ülke ve insanımız bağlamına uyarlamaya çalıştım.   Hepsinin de değerli öneriler olduğunu düşünüyorum.  Küçük adımlarla giderek, hepsini değil belki ama dört beş tanesini bile uygulama geçirmek oldukça olumlu de...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...