Ana içeriğe atla

Beş Yıl Sonraki Sen?

Beş Yıl Sonraki Sen?


Yine sosyal medyada dolaşırken bir paylaşıma denk geldim. Beş yıl sonraki sen diye başlayan. Bu arada beş yıl yaşlanmış halimi yapay zekâ programı yaptı sağ olsun (bakınız "Oldify")... 


Beş yıl sonraki seni belirleyen ve sana şekil veren şeyler arasında okuduğun kitaplar, görüştüğün insanlar, izlediğin filmler ve yoğun olarak yaptığın faaliyetler olacak deniliyor. 


Ben kendime dair beklenti ve isteklerimi aşağıda sıraladım. Bu konuda yazmaya cesareti olanların planlarını yorum kısmına alabilirim. 2028 ve 2033 teki sen nasıl birisi olarak nerede olmayı hayal ediyorsun? Bekliyorum yorumları gerçekten. Bunu bir dil aktivitesi gibi kabul edin sadece... İyi bir hayat muhasebesi olduğunu göreceksiniz...


Elbetteki doğru bir tespit. Ancak eklenmesi gereken bir kaç husus daha var ve bunlar hayata dair daha elzem şeyler. 


Uzun yıllar İngilizce öğretmenliği yapan ve idareci olmak kadar sınıf içinde olmayı da seven bir öğretmen olarak, gelecek zaman ile ilgili konuları anlatırken en çok sevdiğim diyalog türü öğrencilerin gelecek planlarını sorgulamak oluyordu... Elbette yaş grubuna bağlı olarak cevaplar çok değişkenlik gösteriyordu. 


Ders konu başlığı olarak "will" ve "going to" arasındaki farkı göstermeye çalışırken, gelecek zaman için işlevsel olarak vurgulanan kavramlar vardır, özellikle "will" anlatılırken. "Future predictions, intentions, instant decisions, future plans" gibi function'lar ya da grammatical aspect'ler öne çıkar öğrencileri yönlendirir iken. 


Öğretmen olarak ben genelde tahtaya dört tane kutu çizerdim bu konunun sırası geldiğinde. Kutuların içlerine de this summer, next year, 5 years later ve 10 years later yazardım. Bazen beşinci kutuyu çizip, 20 years later yazdığım da olurdu; sınıf profiline bağlı olarak. Hazırlık okulu grubundaki öğrenciler (genelde 17-21 yaş arası - bazen yaşı büyük ikinci üniversite okuyan yetişkinler - aile ve iş kurmuş öğrenciler de olabiliyor) beş yıllık hedeflerine okulu bitirmek, master'a başlamak; on yıllık hedeflerine de iş bulmak - belki de evlenmeyi çocuk sahibi olmayı da ekleyebiliyorlar...


Daha büyük yaş grupları için durum biraz daha farklı gelişiyor. 


Bugün için konuşacak olur isek, 2028 hatta 2033 yılından bahsediyoruz. Mevcut yaşınızın üstüne beş veya on ekleyin ve tekrar düşünün. 59 ve 64 yaşındaki Nevfel için neler olmuş olabilir acaba - elbette bu coğrafyada sağ kalmayı başarabilir isek? 


Kendi adıma, iki ya da üç roman yayınlamış olmayı,  bir deneme kitabı, bir şiir kitabı çıkarmış olmayı hayal etmek isterdim. Future Perfect yapıları bu noktada çok güzel bir karşılık buluyor. Beş yıl sonra, üç roman yaz-mış ola-cağım! Güzel bir niyet, güzel bir temenni. "By the end of the year 2028, I will have written three novels ( inşallah 🙏🫣 amin 🙏🙏🙏🙏🙏)... Kafamda kurguladığım beş ayrı kitap konusu var. Sadece oturmam ve yazmam gerekiyor. Zannederim entelektüel birikimi biraz kotardım bu vakte kadar. 


Onun dışında elbette duygusal ve hobi boyutunda başka hayallerim de var - emeklilik ile paralel gidecek... Bir bahçe alıp salatalık yetiştirmek gibi hayallerim maalesef hiç olmadı... Ama maddi imkanlarım uygun olur ise, elden düşme bir motokaravan alıp (sevdiğim insan ve-veya insanlar ile) iki hafta bir sahil kenarında, on gün başka bir kasabada - ülkenin bütün sahil şeridini - sonrada Balkanlardan başlayıp Avrupa'nın en batı ucuna doğru dura dura gitmeyi isterdim - bir gezi blogu açıp - izlenim ve tecrübelerimi paylaşmak da güzel olabilirdi. Kısmet...


Duygusal bağlamda ise - hayatın gerisini huzur ve sağlık içinde yakın aile çevrem dışında "özel bir insan" ile paylaşmak dışında büyük bir beklentim de yok açıkçası. Oscar Wilde'ın dediği gibi bir yol arkadaşı arıyorum galiba... Sizi sıradan biri gibi hissettiren kimse ile beraber olmayın demiş Dublinli yazar... Bu arada emeklilikte okumak için son beş yılda yüzlerce kitap satın aldım... Kişisel gelişim için ise parasını şimdiden peşin peşin ödeyip onlarca da online sertifikalı ders aldım ve yükledim sisteme. Yazarlık kurslarından excel'e, İtalyanca dan dünya felsefe tarihine kadar...Hepsi beni bekliyor. 


Elbette burada başka parametreler de muhakkak ki var: daha lisede okuyan bir oğul, duygusal bağ kuracağım, birlikte bol bol sohbet edebileceğim - beraber vakit geçirmekten çok keyif alacağım ve birlikte huzur içinde yaşlanmaya razı bir hayat arkadaşı zannederim en güzel ödül olurdu herhalde - elbette sağlıklı, huzurlu ve karşılıklı güven üzerine kurulu bir ilişki en baştaki üç olmazsa olmaz kriter olmak üzere. 


Beş ve ön yıllık süreçte bir takım acılar yaşama ihtimali de her dem ve her daim aklımda elbette. Bunları da yaşamak hayatın içinde var. Hastalık, sakatlık , sekel durumları, ölüm, parasızlık, genel ekonomik ve sosyal çöküş hatta savaş ve katastrofik durumlar geleceğin birer olasılığı - bunlar için şimdilik yapacak bir şey yok sadece kendimizi bunlara da hazır hissetmemiz ve dayanıklı olmamız gerekiyor... 


Batı ve ortadoğu arasında Anadolu denen medeniyetin beşiği yarım adada yaşayan ve bu kültürel ve anenevi kafa yapısı (mindset) ile yoğrulmuş batı tarzı analitik eğitim almış taze dul ve ergen bir oğul sahibi bir Balkan göçmeni olarak en son söylenmesi gereken de şu galiba, "kul kurar, 

tanrı gülermiş... Bakalım neler olacak önümüzdeki beş ve on yılda... Çaba bizden... 


Yorumlarınızı işitmek isterim, geleceğin de bir gün geleceğini düşünüp yazmaya cesareti olanlardan... 



Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...