Ana içeriğe atla

Thistle

Thistle 
Thistle İngilizce bir kelime. Devedikeni anlamına geliyor. Bugün kardeşimle uzun bir yürüyüş yapmaya karar verdik. Annem babam ve kardeşim şehrin Afyonkarahisar tarafına doğru gelişen ve yeni kurulan bir semtinde oturuyorlar. Çok hızlı bir kentleşme var bu şehirde de. 

Buradaki evimizin duvarı Dumlupınar Üniversitesi ile bitişik. Yine üniversite ortamındayım 😉. Evin arka balkonu üniversiteye tahsis edilen devasa boş bir alana bakıyor. Çoğu taşra üniversitesi gibi, hızla büyüyen bir üniversite burası. Küçük ve içine kapanık, ticari olarak az gelişmiş tipik bir Anadolu şehri için özellikle siyasi ve bölgesel ticari amaçlı olarak hızla kurulan yüksek öğretim kurumlarından biri de bu üniversite. Yeni bir üniversite daha açıldı bu küçük şehirde. Mantar gibi üniversite açmak tamamen ayrı bir yazma konusu. O sonra...

En çok yabancı öğrenci barındıran 6. Üniversite imiş Dumlupınar Üniversitesi. Onların oturduğu bölge de yakınlığı gereği mecburen öğrencilerle dolu. Çok fazla Afrika kökenli yabancı öğrenci var. Bu sakıin şehrin çok sakin olan bu mahallesi sokaklarda yürüyen profile bakınca sanki mahalle birleşmiş milletler bahçesi gibi. 

Benim kendime verdiğim bir sözüm var. Rutin bir check up sonrası doktorun Isterseniz ile başlayan tavsiyesine uydum. Ve bunu galiba altı yıldır da yapıyorum aksatmadan. Günlük 10.000 adım sözü. Akıllı saatlerim doğru kayıt yapıyorsa yıllık ortalamam 5.5m adım. Günlük 13.500 civarı adım atmış oluyorum. Cok faydasını gördüm kendi adıma. 9 kilo civarı vermiş oldum... 

Mutat olduğu üzere kardeşimle büyük bir tur attık üniversitesiteye tahsis edilen arazi etrafında devasa bir dikdörtgen çizerek. 9600 adım tuttu. Bu esnada bol bol yol kenarı çiçekleri resimleri çektik. Hepsi de yabani kır çiçekleri. Hatmi çiçeği, dana kuyruğu, gelincik, deve dikenleri ile doluydu yol kenarları. Ancak çok fazla devedikeni vardı yol kenarlarında. Bu da beni epeyce geri götürdü. 1993 yılına. Tam 30 yıl öncesine.

ODTÜ de Lisans bitirme tezim (senior thesis) bir dilbilim konusu idi. Sembolizm çalışmıştım. Sosyodilbilim ağırlıklı bir konu idi. İngiliz ve Türk kültüründe renklerin sembolik anlamları diye bir konu seçtim. Haftalarca British Council kütüphanesinde çalıştım. Zira referans kitapları ve sözlükler kütüphane dışına çıkarılmıyordu... 

Hayatımın en sert akademik kavgasını yaptım doçent tez hocam ile. Bağrış çağrış. Geleneksel tez yazım felsefesini tamamen yanlış anladıklarını söyledim. Avcı göçebe toplumlar gibi sadece bilgi toplayarak kes yapıştır zihniyetindeki kafayla bilim üretilemez, tez yazılamaz ve yaratıcı kalınamaz kavgası verdim hem de 23 yaşında... Hocamız Amerika'dan yeni geldiği için sert çıkışıma pek aynı sertlikte itiraz etmedi. Anlaştık sonunda... 

Renklerin evrensel bir dili var. Siyah ve beyaz (renk skalasında renk kabul edilmese de) hemen her kültürde aynı sembolik anlamlar içeriyor. Kötülük, karanlık, kasvet pesimizm karşısında saflık temizlik aydınlık ve barış gibi . Diğer renkler de benzer. Sıcak renkler kırmızı sarı ve bunun karışımı turuncu. Soğuk renkler ise mavi mor ve yeşil... 

Mavi değişik bir renk. Blue blood soyluluk göstergesi. Mor ise çok farklı. Türkler için mor pek soyluluk sembolizmi değildir. Yaygın da değildir. Ama purple 💜 İngilizler için kraliyet sembolizmidir. Kardinallik bağlamında dinî bir yönü de vardır. İskoçlar için mor daha da semboliktir. Kraliyet sembolizmidir mor. Thistle (devedikeni) bayrakları süsler. Para ve pullar üzerinde devedikeni görürsünüz İskoçya da... Hatta Ana Britannica ansiklopedisi kapağını da süsler thistle çiçekleri. Tipik İskoç kırlarını düşününce barış bir özgürlük sembolü onlar için. 

Dikenleri ile kendini koruyan bir çiçek ama develerin de en çok tüketmeyi sevdiği bu bitki. Bunu duymuşsunuzdur:  Develerin çölde çok sevdikleri bir diken vardır "harese". Deve yedikçe ağzı kanar ve tuzlu kan ile diken karışınca devenin daha da çok hoşuna gider. Kanadıkça yer yedikçe kanar eğer engel olunmaz ise kan kaybından ölür. Hırs ihtiras gibi kelimeler "harese" den gelir. Bunlar çok farklı çağrışımlar oldu bugün yürürken zihnime takılan. 

Bugün ne hakkında yazacaksın diye soran kardeşime Devedikeni dedim. Thistle... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

HAYATINIZI DÜZENE SOKACAK 20 ALIŞKANLIK

Hayatınızı Düzene Sokacak 20 Alışkanlık Öncelikle herkese güzel bir hafta sonu dileklerimle. Umarım hayatınızın akışını arada bir durup sorguluyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın sakın. Felsefi ve ontolojik bir var oluşçuluk ve bütüncül bir yaşam kaygısını sorgulamacı bir tutum ile irdelemek değil niyetim asla.  Bugüne hafif gibi görünen ama yaşam kalitemizi engelleyen, başarıya ve hedeflediğimiz amaca giden yolda bizi sekteye uğratan bir takım olumsuz davranışlarımızı ve nispeten kötü alışkanlıklarınızı azaltmaya yönelik bir takım önerilerim olacak.  Düzenli takip ettiğim bir kaç yabancı motivasyon ve kişisel gelişim hesabı var. Daga çok Amerikalıların bakış açısı ve dünya görüşü ile şekillenmiş tavsiyeler bunlar. Ben buradaki önerileri biraz bizim ülke ve insanımız bağlamına uyarlamaya çalıştım.   Hepsinin de değerli öneriler olduğunu düşünüyorum.  Küçük adımlarla giderek, hepsini değil belki ama dört beş tanesini bile uygulama geçirmek oldukça olumlu de...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...