Ana içeriğe atla

Kitap Tavsiyesi Blink

Kitap Tavsiyesi: Blink - Düşünmeden Düşünebilmenin Gücü 
Bazı kitaplar vardır derin etkiler bırakır okuyucuda... Tavsiye edeceğim kitap da benim için aynı etkiyi yaratmıştı zamanında. 

En sevdiğim aktivitelerden birisi kitap kafelerde zaman geçirmek. Ankara'da da böyle bir kaç yer var takılmayı sevdiğim. 

Bir dönem Armada AVMde alt kattaki Remzi Kitabevine çok takılıyordum. İngilizce bilim ve sanat kısmının kitap zenginliği beni mest ediyordu her girdiğimde... Kızılay da Dost Kitabevi de zengin. İmge Kitabevi ve kafesi de çok iyi o anlamda. Çukurambar da Liman Kitap Kafe de en iyilerden birisi. Ama en çok vakit geçirmeyi sevdiğim ve bazen oturup bir şeyler yazdığım iki yer de kapandı. Kırmızı Kedi Kitap Kafe. Baristalar ve kitap danışmanı ile cok fena kanka olmuştuk. Yine de bir numaram Kentpark AVM içindeki Arkadaş kitapevi ve Köpük Kafe idi. Latte ve Ankara'daki en iyi tiramisu  oradaydı. 

Değişik bir görsel hafızam var maalesef. Kitapları ilk nereden aldım nasıl okudum rafta neredeydi gibi detaylar lüzumsuz detaylar kalıyor aklımda hep. Bugünkü yazıya konu olan kitabı da (Türkçesini bulabilirsiniz hem PDF ebook olarak hem de matbu şekilde artık çevrilmiş) elime almıştım - rafların önünde okumaya başladım ve o gün orada bitirdim - bir solukta derler ya işte öyle oldu gerçekten... Kanadalı araştırmacı yazarın İngilizcesi de oldukça akıcı ve güzeldi - çabucak bitti... 

Gladwell geç keşfettiğim araştırmacı bir yazar. 4-5 kitabını okudum. Iki TEDTalk konuşması vardı. Ikisini de tavsiye ederim. Bilim ve araştırmayı çok eğlenceli bir dille harmanlayan nadir yazarlardan birisi. Bu bağlamda; Catheart & Klein in tüm kitaplarını, Krogerus ve Tschäppleler'in tüm serisini (zaten beş tane var sadece!)  ve elbette ve kesinlikle Nigel Warburton'un yazdığı ne varsa okumanızı tavsiye ederim. Dünyaya daha farklı bakacaksınız emin olun...

Blink adından da anlaşılacağı üzere anlık ve saniyelik kararları nasıl verdiğimizi anlatıyor. Yüzlerce saat süren analizlerin, gözlemlerin ve tecrübelerin nasıl bize rehber olup saniyeler içinde beynimizde hangi zihinsel süreçleri tetikleyerek ışık çaktırdığını anlatıyor... İlk giriş kısmındaki Kurous heykelleri ile ilgili birinci bölüm zaten muhteşem ötesi... 

En çok ilgimi çeken de çiftlerle ilgili yapılan gözlemlere dair olan bölüm. Mikro yüz ifadelerini takip ederek en az %80 doğruluk payı ile ilişkinin sürüp sürmeyeceğini bilen bilim insanlarının çalışmaları anlatılıyor. İlk görüşte ilişkinin olup devam edip etmeyeceğini bize söyleyen bir iç güdümüz var. İngilizce de "gut feeling" denen şey bu zannederim. Gerçi Gladwell "thin slicing" denen bir incelemeye yönteminden bahsediyor kitapta. İnce dilimleme tekniği ile detayları görme: ingilizce tabir ile "reading between the lines" işi...

Kesinlikle okuyun derim kitabı... Sonrasında Outliers muhakkak okunmalı (galiba Çizginin Dışındakiler diye çevrilmiş)! Peşi sıra What the Dog Saw ve sonrasında da David and Goliath (Davut ve Calut) okunabilir... Hepsi ufkunuzu genişletecek emin olun... Bu yaz listeye koyabilirsiniz... 

Iyi okumalar şimdiden...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...