Ana içeriğe atla

Hayatın Sokak Kedileri

Hayatın Sokak Kedileri 
Bugün çok hoş ama bir o kadar da düşündürücü bir tweet'i paylaşmış bir tanıdığım. Telif hakkını teslim etme adına tweet Doğan Bilge isimli bir tweeter kullanıcısına aitmiş... Özetle konu mealen şu:

"Evdeki kedimin yakalamak uğruna ortalığı yıktığı lazeri sokaktaki kedide denedim kılını kıpırdatmadı. İşte hayat mücadelesi böyle bi şey boş işlere, karın doyurmayan aktivitelere, geçici heveslere ayıracak vaktin olmuyo. Biz bu hayatın sokak kedileriyiz..." 

Sonuna kadar katılıyorum. Biz bu hayatın sokak kedileriyiz... İngilizce'de kedi benzetmesinden ters yönde hareketle "rat race" (fare yarışı) denen çılgın (frenetic) bir boş koşuşturmaca ve monoton bir devinimin içinde eriyip gidiyoruz... Maalesef...

Konu burada kediler değil elbette. Konu biziz... Ama binlerce yıllık dostumuzu da bu vesileyle tanıyalım. Gerçekten bu tweette de olduğu gibi evcil mi bu dostlar onu biraz irdelemek isterim...

Felis Domesticus tamlaması: Kedi/Cat/Chat/Katze/Gato/Gatto/Pisicã/Kat kelimesinin Latincesi. Felis kedigiller familyası için Latincede kullanılan jenerik/generic bir isim. Tıpkı Felis Tigris (tiger - kaplan) ve Felis Leo (aslan) gibi. Kedi, "domesticated animals" yani evcilleştirilmiş/ehlileştirilmiş hayvanlar kategorisinde ve insanlarla binlerce yıldır yaşayan ve boyutları itibariyle de çok da evlerde beslenen bir evcil hayvan. 

Bu kategorideki en yaygın diğer hayvanlar, at, koyun, inek ve köpek. Köpekler de "Canidae" familyasından. İlginçtir ki köpek için ayrı bir tür yok Canis Domesticus diye... Yani köpekler fıtratları gereği zaten kedilere göre sanki hep evcil kalmış da ayrı bir kategori gerekmemiş gibi...

Bir dönem sahaftan bulduğum bir eski ciltli kitabın etkisiyle ingilizce kelime bilgimi arttırmak için Latince çalışmıştım. Çok kısa bir sürede İtalyanca kursu maceram olmuştu (bununla ilgili de İtalyanca Kursu isimli çok güzel bir romantik komedi vardı - kesinlikle tavsiye ederim) ... Üstüne 5-6 yıl Medikal İngilizce dersi de verince bazı kelimeleri tahmin etmek daha da kolaylaşıyor. 

Felis familyası yani kedigiller kelimesine Felis Domesticus ekleyerek türü tanımlamak aslında taksonomi bağlamında şu anlama geliyor: kediler ehlileştirilmiş hayvanlar değil. Sadece evde beslemeye müsait bir tür... Tıpkı aslan, kaplan, jaguar, çita, puma, vaşak türünün daha küçük versiyonu gibi kediler. Çok elegan, çok dişi ve mağrur hayvanlar kediler. 

Bir sürü alt tür var tabiki... İran kedilerinden, Scottish ve Van kedilerine kadar. Hatta tüysüz türler bile üretiliyor artık - ki bana o tür çok yapay ve ürpertici geliyor. Bu türü sevenlerden özür dilerim karşı tez olarak, tüy alerjisine rağmen onların üretilmesi ve satılmasını o hayvanlara yapılmış bir tür zulüm ve hayvan hakkı ihlali olarak görüyorum. 🙏

Çalıştığım sektördeki profil gereği çok kadın hocamız var. Elbette erkekler arasında da kedisi olan arkadaşım çok... Ama her nasıl bir zihinsel bağdaştırma ve çağrışım ise, kedi ve kadın erkeğe göre daha yakın bir ikili ilişki gibi geliyor akla. Belki bunda kedinin bir tür olarak daha özenli yaratılmış güzel ve alımlı bir canlı türü olmasının biyolojik yönünün yanı sıra, İngilizce de kedi için argoda kullanılan diğer kelimenin 🫣 doğrudan kadınlıkla ilişkilendirmesinin zihinde yarattığı o çağrışımın dolaylı bir etkisi de olabilir. Kedili kadın" imgesiyle özdeşleşen yol arkadaşları... 

Evinde iki kedi besleyen bir arkadaşımın çabası sayesinde biraz kedi fobimi attım zannederim. Ben iş yoğunluğu nedeniyle kedi beslemeyi hiç düşünemedim açıkçası... Ancak, kesinlikle güzel ve zarif hayvanlar. Ama öte yandan çok da mağrurlar ve evcilleştirilmiş olmayı aslında tarihsel olarak hiç içselleştirememiş gizli yarı-vahşi hayvanlar bunlar. Eski Mısır'da kutsandığı ve yüceltildiği kadar da özel ve müstesna canlılar. "

Tüm bu dilsel çağrışımlar bir tarafa, tweetde dendiği gibi galiba hayat gailesi bizi yoruyur. Boş ve karın doyurmayan aktivitelere harcayacak vakti yok çoğu arkadaşımızın... Hayatın bizi lasere tepki vermeyen sokak kedilerine dönüştürmesine izin vermemiz gerekiyor. Yoğun bir atalet ve durağanlıktan kendimizi azad edip, hayata daha duyarlı biçimde kulak kabartmamız ve duyarlı olmaya çaba göstermeniz ruh sağlığımız açısından önemli...

Kedileri köpekleri ve tüm sokak hayvanlarını sevelim. Hepsi hayatımızın bir parçası ve canlılar dünyasının gözümüzün önündeki en güzel örnekleri onlar... Hayvan hakları da en az insan hakları kadar medeniyet göstergesi veya ilkel zihniyet ibresi... Canlılar ile bütünleşmek güzel...






Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...