Ana içeriğe atla

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!) 


Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz. 


Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor. 


Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi... 


Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandırmayı denemeniz gerekiyor - yaşımız şartlarımız ve durumumuz ne olursa olsun... 


Kendini aşmış ve kendinden yeni bir ben yaratmış o kadar çok örnek sayabilirim ki size. Önemli değil, yaşınız ve çalışma alanınız, ekonomik şartlarınız ne olursa olsun içinizdeki devi uyandırmak için sükunet içinde ruhun inci taneleriyle tesbih çeker gibi şu 33 adımı yavaş yavaş ve tane tane uygulamaya çalışın. Üçte birini bile değiştirebilsek, ne mutlu bize:


1. Erken kalkmayı alışkanlık haline getirin. Unutmayın en başarılı olanlar gününden gün yaratanlar. Vakit nakittir....


2. Para durumunuzu takip edin. Savruk yaşamayın.  Çok kısarak hayatı kendinize zindan da etmeyin. Hesabınızı bilin...


3. Her gün okuyun. Okumak kendinize yapacağınız en büyük yatırımdır. Emin olun çok faydasını göreceksiniz. Hem de çok.  Bir sürü kapıyı açan bilgidir. Ve bilgi günümüzdeki en büyük güçtür. 


4. Kendinizden bir marka oluşturun. Aranan kişi olun çevrenizde - istenmeyen adam değil. 


5. Yediklerinize dikkat edin. Az iyidir. Çok zararlıdır.  Dengeli ve hafif beslenmeyi şiar edinin. Kendinizden daha çok mutlu olacaksınız... 


6. Başarısız olmaktan korkmayın. En iyi öğretmen başarısızlıktır. Dibi görmek bazen hedeflerinizi ve kişisel zirvenizi doğru analiz etmenizde faydalı olacaktır. 


7. Kendinizi sevin. Kendinizle artık barışın. Bu sizsiniz. Ama içindeki daha iyi bir versiyonunuz sakl: bunu çıkarmanın yolunu arayın sadece. Senden daha iyisi senin içinde saklı; bunu sakın başka yerde aramayın...


8. Etkileşimde kalın.  Sosyal ilişkileri korumak insanı en mutlu tutan şey imiş araştırmalara göre. Arkadaşlarımızı arayın. En basitinden bir termos çay yapıp parkta buluşun... 


9. Daha az yargılayıcı olun. Kimin ne yaşadığını ve nasıl bir imtihandan geçiyor olduğunu bilemezsiniz. O siz değilsiniz. O hayatı siz yaşamıyorsunuz. Kimseyi basit kusurları nedeniyle küçümsemeyin ve asla hor görmeyin. Kimseyle de alay etmeyin...


10. Yeni beceriler öğrenin. Her yerde ücretsiz kurslar ve eğitimler var. Kendinizden yeni bir usta çıkarın. Hepimiz çırağız bu hayatta. Bir şeylerin de çırağı olarak öleceğiz. Ama bazı şeylerin ustası olmak elimizde. Unutmayın duvar boyacıları akademisyenlerden daha iyi kazanıyor. Küçümsenecek iş yoktur. 


11. Kendiniz olun. Zaaflarınızı ve kusurlarınızı ve güçlü yönlerinizi bilin. Kendiniz olmaktan da vaz geçmeyin. Sert köşelerinizi törpülemeyi öğrenin. Yumuşamayı öğrenin ama prensipleriniz ve ilkelerinizden de taviz vermeyin. Karşı tarafı anlamaya çalışın empati yapmak iyidir. Size huzur verir... 


12. Yatırım yapın.  Para biriktirmeniz mümkün olmuyorsa önce kendinize yatırım yapın.  Sevdiğiniz ve becerikli olduğunuz alanlarda geliştirin kendinizi. Paranız var ise, kenara para ayırın.  Biraz temel yatırım bilgisi öğrenin. Savruk harcama yapmayın. Hayatın ne getireceği belli olmaz. Bunun kriteri işsiz kaldığınızda kenarda 6 aylık dayanma gücüdür. Bu yoksa kişisel harcamalarınızı ve harcama alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirin. Bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demek ki...


13. Hedefler belirleyin. Amaçsız bir hayat çok ama çok büyük bir ruhsal boşluk içinde olduğunuzu tescil eden bir kuyudur. Bundan kurtulun bir an önce ve hedeflerinize odaklanın. Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz olsun muhakkak ve bunları yazın.  Haftalık, aylık, mevsimlik ve yıllık hedeflerinizi bir kenara yazın.  Bir yerlere asın gözünüzün önünde dursun. Çok büyük hedefleri bilinçsiz zamanlama modellemesi yaparak strese girmeyin. Küçük ve basit hedefler belirleyin ve mükemmeliyetçi de olmayın.  


14. Günlük tutun. Sırlarınızı ve mahrem şeylerinizi yazmak için değil. Onu başka bir gizli dosyada ayrıca yazabilirsiniz 😉. Neye ne kadar zaman harcadığınızın muhasebesini yapabilirsiniz bu şekilde. Gününüzü daha iyi planlamaya başladığınızı fark etmeye başlayacaksınız...


15. Gününüzü planlayın. Sabah ilk kalktığınızda veya gece yatmadan o gün neler yapacağınızı bir kaç dakika da olsa planlayın.  Gerekirse not alın. Takviminize yapacağınızı dijital veya klasik usulle kaydedebilirsiniz. Emin olun çok şey değişecek hayatınızda...


Gerisi Pazar yazısı olsun. 


Nevfel Baytar...



Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...