Ana içeriğe atla

Vedaları Sevmiyorum

Veda
Vedaları sevmiyorum. Takvimleri de sevmiyorum.  Özellikle de 365 yapraklı olanları - saatli maarif takvimi gibi olanları özellikle. Şu an itibariyle tek bir yaprak kalmış olacak kalın tarih yazılı takvim denen bu yazılı defterlerde... Cep telefonundaki ajandalar gibi sonsuz bir döngüde değil bu tip eski usul takvimler. Bitiyorlar ve tükeniyorlar. Veda zamanı yani...

Daha önce de takvim ile ilgili bir yazı yazmıştım. Takvimlerin döngüsü beni cezbediyor. Birbirini takip eden zaman dilimlerine anlam yüklüyoruz kullandığımız takvimler sayesinde. Bugün Türkiye'de kullandığımız Gregoryen tarzı miladi takvime göre 2023 yılına giriyoruz. Çok fazla anlam yüklediğimiz bir yıla çok az bir zaman kaldı. 

Takvimler özünde iki amaç için kullanılıyorlar. Birincisi içinde bilmeden yüzdüğümüz zaman denen küresel ve dairesel mef'uma düz linear çizgisel bir anlam katmak ve duraklar belirlemek; ikincisi ise geriye dönük kayıt tutmak ya da ileriye dönük planlar yapmak için zamana çentik atma çabası.  O kadar. Sonsuzlukta kaybolmama çabası için bir tür tutunacak soyut araçlar sadece takvimler....

Mayalar için 2012 önemli bir yıldı. Müslümanlar için 622 yılı. Hristiyan alemi için 2000 yılı. Çinliler için 5000inci yılları. Yahudiler için çok daha kadim bir İbrani takvimi var Süleyman geleneğiyle yedi bin yıldır süregelen ... Herkesin zaman algısı farklı özetle...

Bir de sene-i devriyeler vardır; İngilizlerin anniversary dedikleri. Daha büyük ölçekler ile binlik millennial, yüzlük centennial tarzı Latinceden devşirme dekat tabanlı on yıllık (decade) döngüler vardır sürekli tekrar edip duran. 12lik sistem kullanan antik Latin Amerika imparatorluklarının çok daha iyi astronomi bilgisi olduğu söylenir bilindik batı (ki aslında bu rakam sistemi özünde Arap icadı sıfır nedeniyle "Arabic Numerals" diye geçer sayısal dünyada) matematik sistemine rakip olarak. 

Bunun dışında herkes için ayrı milatlar söz konusudur bir de... Kimisi için çok sevdiği birinin yokluğa karıştığı gün; kimi için hastalık haberini aldığı gün; kimisi için evlendiği; kimileri için çocuğunun doğduğu yıldır milat. İşe başladığı veya işi bıraktığı yıl da bir milat olabilir hayata ticari bakanlar için.  Özetle hayatınızda neyi merkeze koyarsanız sizin miladınız o olur ve onunla şekillenir başlangıç noktanız! Bunun iyi ya da kötü bir vaka olması tamamen kişisel bir seçimdir ve bu tip milatlar kesinlikle bilindik takvimsel döngüden farklı ilerler her bireyin zihninde. O milat kimimiz için bazen önemsizleşir bazen de depreşip geri gelir ve merkeze oturur tekrar. 

Yeni yıl yaklaşırken yine pek çok geçiyor benim de zihnimden. 2023, EYT, seçim, enflasyon haberleri arasında kayboluyor ve anlamını yitiriyor pek çok şey. Müphem ve bulanık hale geliyor kafamdaki döngüler... Planlar ufukta yok oluyor yaşam gailesi ile hayat dediğimiz o bulutumsu şey burgaçlar yapıp dönüp dönüp dururken zihnimizin içinde ve ötesinde... 

Pandemi sonrası yeryüzünde neredeyse iki yıllık bir fetret dönemi yaşandı - acı veya sıradan - yıkıcı ya da sıkıcı. Daha güzel şeyler olsun insanlık için demekten başka bir dilek geçmiyor içimden... Kimse yeni virüsler üretmesin. Kimse başkasının bahçesindeki ağaçları taşlamasın. Kendi bahçesinin toprağını havalandırıp yeni tohumlar eksin veya sadece kendi dikip büyüttüğü ağacını sulasın herkes. Çiçeklerini sevsin... Başkasının çiçeklerini koparmadan ve çimlerine basmadan kenardan yürüsün kendi yolunda her birey ve millet...

Her gelen yılın bir önceki yıldan daha iyi şeyler getirmesini bekliyoruz. Umut işte. Fakirin ekmeği... Ama gerçekten güzel şeyler olsun. Acayip güzel şeyler... 🙏🧿🌲

Yeni yıla dair kararlar alıyoruz (New year's resolutions). Bu yıl pek çok gerçekçi hedefim var önceki yıllar gibi değil bu kez: öncelikle iyi bir göbek yapıp kilo alacağım. Sigaraya başlayacağım. Bir türlü nasip olmadı. Daha dağınık bir hayatım olsun. Bol bol abur cubur ve sağlıksız yiyecekler yemek istiyorum. Hep evde olayım dünya dönerken yepyeni coğrafyalar orada beklerken koltuğuma gömülmek istiyorum. Sonra daha da yaşlanmak ve daha çok beyaz saç sakal ve gri tonlarla bezeli olgunlaşmış  yepyeni bir beden olsun bu yıl istiyorum senden 2023 ...  Çok mu?

Her şey bir tarafa yeni başlangıçlar her zaman iyidir. Diri tutar insanı bir tür can suyudur değişim ve dönüşüm. Varlığın ve tekamülün sine quo non düsturudur yenilik. 

Geçmiş yıla veda ederken seneye görüşmek üzere... Güzel günler göreceğimiz maviliklere doğru 🙏... 

Nevfel Baytar 
30 Aralık 2022 
- Saat 01:30...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...