Ana içeriğe atla

Üç Açıdan Mutluluk

Üç Açıdan Mutluluk Resmini Çiz Abidin-e
Kanaatimce, bir insan, kendini çeşitli şekillerde memnun, mutmain ve mutlu hissedebilir. Ama yine de bunu üç geniş kategoride incelemek mümkün: bireysel - kişisel mutluluk, sosyal ve dostluk ortamında elde edilen mutluluk ve son olarak da manevi - ruhani - spiritüel veya inanç yoluyla gelen ve hayatımızın pek çok alanına sireyet edebilen ve şumüllenen daha da mücerret bir mutluluk. 

Kişinin kendisini mütmain ve mutlu hissetmesinin kişisel yolları arasında bireysel hedef ve ilgi alanlarını - hobi sahibi olmak ve keyif verici faaliyeleri takip etmek (İngilizce tabirleri aklıma gelmişken araya yazayım - pursuing a goal), fiziksel ve zihinsel sağlığını zinde ve iyi tutmak (maintaining well-being) ve hayata olumlu bir bakış açısı (having a positive attitude) geliştirmeyi kapsadığını düşünüyorum. Bunu sağlamanın yolları arasında belki düzenli spor ve egzersiz yapma, kimileri için meditasyon, yoga veya dua ve ya ruha iyi gelecek biçimde doğada ya da kendi başına zaman geçirme gibi faaliyetler de buraya dahil olabilir. Öte taraftan da kariyer, kişisel ilişkiler veya kişisel gelişim ile ilgili hedefler belirlemeyi ve onlara ulaşmak için çalışmayı da kapsayabilir mutluluk formülü içerisinde yer alan diğer malzemeler..

Kişinin kendisini memnun ve mutlu hissetmesinin sosyal / toplumsal ya da arkadaş ve dostluk ilişkilerine dayalı yolları arasında şunları saymamız da mümkün sanki; başkalarıyla özellikle yakın ve bazen de uzak çevremizdekiler ile güçlü ilişkiler kurmak ve bunu uzun vadede sürdürmek (Tedtalk ta bu konuda çok güzel bir çalışma örneği var - mutluluk üzerine dünyanın en uzun akademik çalışması diye aratabilirsiniz) bize daha büyük fayda veya katkıda bulunacak faaliyetlerde bulunmayı ve toplum içinde öz benliğimizi destekleyici biçimde kendimizi bir parçası hissettiğimiz bir grubun veya topluluğun parçası olmak da sayılabilir.  Bu, arkadaşlarımızla ve ailemizle zaman geçirmeyi, bir takım yardım faaliyetlerine iyilik hareketine samimi ve içten bir biçimde gönüllü olmayı veya kişinin değerleri ve ilgi alanlarına uygun grup etkinliklerine katılmayı da kapsayabilir. Ayrıca, amacına inandığınız bir topluluğun aktif bir üyesi olmak ve bu ulvi amacı herkes için daha iyi bir toplumsal mekanizma haline getirmek için çalışmak da huzur verebilir. Burada herhangi bir siyasi veya dini tandanstan bahsetmiyorum. Özünde insan temelli bir haz ve paylaşım bu bahsettiğim... O kadar... 

Kendini memnun ve mutlu hissetmenin üçüncü yolu da bir takım manevi patikalardan geçiyor aslında. Siz buna baktığınız pencereye bağlı olarak spiritüel, dini uhrevî, manevî veya ruhani gibi isimler takabilirsiniz. Yaptığınız şeye yoga, şifa, sağıltma, astral yolculuk, namaz, ibadet, vecd, trans, uyku, lusid hayal kurma vb isimler vermeyi de seçebilirsiniz... 

Netice de, hayatta anlam ve amaç bulmayı, farkındalık ve şükran duymayı ve daha yüksek bir güç veya maneviyat duygusuyla bağlantı kurmayı istiyoruz.  Bu, dini veya manevi uğraşlara katılmayı, kendi kendine tefekkür etmeyi ve iç huzura yönelik derin bir gözleme izin veren faaliyetlerde bulunmayı ve çevremizdeki dünyayla bir bağlantı duygusu peşinde koşmayı da içerebilir elbette. Aynı zamanda bu durum ister istemez bir iç huzur ve memnuniyet duygusu ile kendimizden daha büyük ve daha yüce ve daha güçlü bir 'şeye' bağlanmayı da kısmen ya da büyük oranda içerebilir.

Özetle, genel olarak, mutluluk kişinin kendisini hayatından memnun ve mütmain hissetmesinin, bireysel, sosyal ve ruhsal faaliyetlerinin ve tüm bu süreçte daha mutlu olmak için yaptıklarının bir ortalamasını içerebilir.  Her insanın kendisi için en iyi olanı bulması ve kendi iyiliğine ve mutluluğuna öncelik vermesi çok önemli. Bencillikten bahsetmiyorum. Mutlu olalım ki mutluluk verelim. 

Mutluluk gibi güzel bir duygu için çok ruhsuz bir yazı yazmış olmuş gibi geldi mi size de? Bence de... Yapay zekaya henüz tanrısal bir ruh üflenmemiş daha! Mekanik ve akademik olarak çok analitik çalışıyor aklı. Ben ona müdahale ettim ama hala bir şeyler eksik değil mi? Bu yazının neredeyse yüzde 60ı yine yapay zekayla çalışan makineye ait. Ben biraz insani yapmaya çalıştım. Nasıl da belli oluyor bir robotun mutluluk üstüne yazı yazması - daha doğrusu yazamaması... 

Artık yapay zekaya bir süre soru sormayacağım...  Zaten meraklıları yüzünden sistem neredeyse çökmüş durumda ve sorularla yorulmuş epeyce... En azından bu haliyle insana benzemeye başlamış... Yorgun ve mutsuz ve ruhsuz düz cevaplar verdi bana yine... Onun devrelerini ne kadar sevmeye çalıştığıma inandıramadım henüz... 😚

Bu arada resmi de yapay zekalı makine çizdi. Nazımvari bir merakla cihazdan bana çocuksu bir mutluluk tablosu çiz içinde insanlar olsun ey yapay zekalı Abidin-e 3.5 deyince bu çıktı ortaya karışık 😉... 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...