Ana içeriğe atla

Sarı Sıcak Günlere Dair

Sarı Sıcak Günlere Dair
Bugün ve dün (3-4 Temmuz 2023) dünya tarihinde dünya genelinde kaydedilmiş en sıcak günlerinden biriymiş 17.1°C ile. Elbette bu rakam gözünüze çok düşük gelebilir ancak dünya genelinin ortalaması ve 24 saatlik periyot düşünüldüğünde (kutup ortalamaları dahil buna), rahatsız edici derecede yüksek bir sıcaklık oluşmuş durumda ve iklimbilimciler açısından bu tam anlamıyla korkunç bir felaketin habercisi.

Yaklaşık olarak 36 yıldır Ankara'da yaşayan birisi olarak bir yüzyılın üçte birlik kısmında dünya tarihi açısından bu kadar kısa bir zaman zarfında nasıl bir iklimsel değişikliğe şahitlik ettiğimiz aşikar. Mevsimler ciddi biçimde kaymaya başladı. Bahar yaza doğru kaydı ve artık Nisan Yağmurları gibi bir dönem sanki bir ay ileri ötellenmiş gibi görünüyor.

Zannederim 15 yıl kadar önce idi. Ankara'da yoğun kar ve buzlanma yüzünden arabayı bir kaç hafta garajdan çıkaramadığımız günler olmuştu. Çıkış yolu kar ve kalın buz tabakası ile kullanılmaz halde idi. Kar bile artık eskisi gibi yağmıyor Ankara'da... Üniversitedeki gençlik dönemlerimizin kar altındaki o romantik yürüyüşleri yeni neslin gençlerine pek nasip olmuyor zannederim. Lamba ışıkları altında gökten süzülerek düşen kar tanelerinin verdiği o naif serinlik de yok gönlü ısıtacak... 

Şimdi Haziran'da sağanak yağış ve dolu, Mayısta kar yağışı, Temmuzda ahmak ıslatan yağmuru ve kimi yerlerde ise sel baskınları duyuyoruz. Yarın da yağışlı şehirler var denildi hava durumunda...Temmuzun ortasına doğru ilerlerken üstelik! Özetle garip şeyler oluyor ve bu bizi pek çok şekilde etkileyecek, bunu önceden fark edip gardımızı almaz isek... 

Hayat pek çok açıdan döngüsel (cyclical)... Ben de döngüselliğin hayatın en belirgin parçası olduğuna şiddetle inanlardanım. Sosyolojik, tarihsel, iklimsel ve bireysel düzlemelerde ciddi bir döngü var. Tüm gezegenlerin (kısmen geoid olanlar var elbette), onların etrafında döndüğü güneş ve yıldızların ve onların rotası addedilen yörüngelerin (bazıları da eliptik) hepsi dairesel şekiller ile ifade ediliyor matematiksel olarak. Yani bir döngü ver - dairesel olarak tekrar edip duran ...

Iklim de bu döngüden payını alacak elbette... Mini bir buzul çağı bekliyor bizi deniliyor. Bu bir felaket tellallığı değil elbette... Realitenin ifade edilmesi. Tıpkı tarihte bazı medeniyet ve imparatorlukların yükselip çökmesi gibi mevsimlerde belirli zaman aralıklarında kendilerini yeni ısınma ve soğuma periyotları ile ifade edecekler. Iklim dünya tarihinin en büyük sosyal hareketlendiricilerinden birisi aslında. Göçlerin habercisi... Bizi farklı günler bekliyor... 

Greta Thunberg gibi aktivistler üstüne düşeni yapmaya çalıştılar. Kyato Protokolü benzeri pek çok oluşum ile devletler düzeyinde farkındalıklar arttırıldı - elbette hepsi çok yetersiz insan tamahı karşısında eriyip gidiyor bu zayıf çabalar... insanlık kendi idam sehpasına doğru ilerliyor sanayileşme ve üretim konusunda bilinçsiz bir cüretkarlık ile var olan ve yenilemeyen kaynakları hunharca tükettiği müddetçe...

Gerçekten sıcak ve bu bunaltıcı günler yaşıyoruz. Imkânı ve zamanı olanların bir an önce kendilerini suya atma ve serinletme zamanı geldi... 

Çok sıcak bir gündü ve yürürken farkında olmadan 1.5 litre su içmiş birisi olarak sadece tarihe bir not düşmek istedim. Dikkatli olmak gerekiyor sıcaklar karşısında... 

Güzel bir çeyrek asır olması temennisiyle... 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...