Ana içeriğe atla

Kulağa Küpe

Kulağa Küpe
Bir erkek olarak ben takı sevmiyorum...Seven arkadaşlarım çok. Zannederim orta birinci sınıfta iken o dönemki çocuk aklı ile futbolcuların dönemsel tarzından özenti ile üç dört arkadaş mahalle pazarından olabilecek en ucuz fiyata zincir kolye almıştık. Onu bile hiç iç takmadım... Sonra izdivaçın ilk yıllarında beklenti gereği bir süre alyans taktım. Başta yaptığımız yıl limiti anlaşmasına istinaden onu da çıkardım sonra ... 

Yıllar sonra esti içimden geldi ve kendime antik görünümlü altın gümüş karışık özel tasarım bir yüzük yaptırdım. Onu da takamadım... Nerede olduğunu bile bilmiyorum. Daha sonra o dönemki "arkadaşlarım" tarafından farklı deri bileklikler hediye edildi... Onları da sadece deniz kenarına gittiğimde sınırlı süre ile taktım...Yine takmıyorum onları... Çok iyi tarzı olan erkekler var. Çok da yakışıyor bazılarına... 

Kadınlar için takı vazgeçilmez bir aksesuar. Kadın kimliği ile özdeş... Tüm müzeler binlerce yıldır kadınların taktığı yüzük, küpe. kolye. kemer gibi değerli aksesuarları sergiliyor. İngilizceden farklı olarak, "takı takılıyor" ama "elbise giyiliyor" Türkçede; yani küpe "takıyoruz" ama tişört giyiyoruz... Bakmak ve görmek farkı gibi "takmak ve giymek" arasında fark var... Türkçe bunları ayrıştırmış. 

Zannederim son ekonomik durum sonrasında, bu sıcak Temmuz günlerinde yağmur gibi yağan zamlardan sonra tüm vatandaşlar olarak takı tasarımımız belli oldu. Bkz Şekil 3-5. "Kulak arkası" için iyi bir tasarım yapılmış. Paylaşmak istedim bu coğrafyada yaşayan ve TÜİK ayarlı 15 Temmuz sonrası yeni maaş zammı ve "seyyanen" şokunu hala atlatmayan bir akademisyen olarak...  

Yıllar yıllar önce o dönemin tek özel üniversitesi olan Bilkentte çalışırken işletme okumuş İngiliz bir yöneticimiz vardı. Ülkede yine bugünküne çok çok benzer bir hiperenflasyon dönemi yaşanıyordu... Siyasette aktörler farklı ama yönetim zaafiyeti aynıydı. Bilkent Türkiye'de en yüksek okutman maaşını veriyor olmasına rağmen, enflasyon karşısında eriyen maaşımıza karşı bir kaç gönüllü temsilci olarak zam istemeye gitmiştik... 

Çok güzel dilsel düzeltme yapmıştı İngiliz talep ettiğimiz rakam için... Sizin istediğiniz şeyin adı maaş zammı (pay rise / salary increase) değil "inflation-adjustment" demişti... Yani enflasyona karşı düzenleme. Zam enflasyonun üstünde olan artmıştır demişti... Ne istediğinizi iyi bilin! "Kulağıma küpe oldu o laf". Hiç unutmadım... Zam almak zam vermek ve enflasyon ile ezmek ve enflasyona karşı ezilmemek aynı şeyler değil. 

Ülkede yoğun bir yoksullaşma süreci tetiklendi... Yoksullaşma hızımız daha da derinleşecek. Her sabah yeni bir zam haberine uyanıyoruz...Onu atlatamadan yeni zamları tek tek "çakıyorlar". Güne uyanmak bu ise şayet... 

Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir diye bir atasözü vardı bilenleriniz vardır. Ama biz çoktan Pazar gününün sonuna doğru geliyoruz... Bor'un pazarı geceli çok oldu ortada sürecek eşek bile yok... 

Zaten bir kaç gündür inanılmaz bir fiziksel yorgunluk yaşıyorum... Eşini daha önce yaşamadığım yoğunlukta... Pertim çıkmış durumda... Son güzel günleri iyi değerlendirmek için buz gibi sulara girip dinlenmek gerekiyor... Kulak arkasına dikkat millî tasarım küpe için yerinizi ayırtmayı unutmayınız... Başkası öpmeden bizzat erojen bölgeniz kulaklarınızın öptüm... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

HAYATINIZI DÜZENE SOKACAK 20 ALIŞKANLIK

Hayatınızı Düzene Sokacak 20 Alışkanlık Öncelikle herkese güzel bir hafta sonu dileklerimle. Umarım hayatınızın akışını arada bir durup sorguluyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın sakın. Felsefi ve ontolojik bir var oluşçuluk ve bütüncül bir yaşam kaygısını sorgulamacı bir tutum ile irdelemek değil niyetim asla.  Bugüne hafif gibi görünen ama yaşam kalitemizi engelleyen, başarıya ve hedeflediğimiz amaca giden yolda bizi sekteye uğratan bir takım olumsuz davranışlarımızı ve nispeten kötü alışkanlıklarınızı azaltmaya yönelik bir takım önerilerim olacak.  Düzenli takip ettiğim bir kaç yabancı motivasyon ve kişisel gelişim hesabı var. Daga çok Amerikalıların bakış açısı ve dünya görüşü ile şekillenmiş tavsiyeler bunlar. Ben buradaki önerileri biraz bizim ülke ve insanımız bağlamına uyarlamaya çalıştım.   Hepsinin de değerli öneriler olduğunu düşünüyorum.  Küçük adımlarla giderek, hepsini değil belki ama dört beş tanesini bile uygulama geçirmek oldukça olumlu de...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...