Ana içeriğe atla

Özür Dilerim Hayat Senden

Özür Şiiri 
Özür dilerim hayat senden. 
Yaşanmamış tüm keşke-lerden. 
Harcanıp yitirilmiş hayallerden;
Kaçan trenlerden, uzaklaşan gemilerden.

Özür dilerim zaman senden.
İçinde kaybettiğim tüm saatlerden. 
Güzel geçirebileceğim tüm günlerden,
Saniyeler, dakikalar ve koskoca bir ömürden...

Özür dilerim toprak senden.
Koklamadığım çiçekler ve güllerden, 
Yağmurda yalınayak dolaşmadığım günlerden;
Üstünde yürümediğim çimenlerden. 

Özür dilerim tüm sevdiklerimden.
Başkalarına vakit ayırıp da; 
Sizinle paylaşmadığım demlerden.
Verilip de tutulamamış sözlerden...

Özür dilerim bedenim senden. 
Yıprattığım kaslarım ve yorulmuş kemiklerimden.
Arsızca heba edip, tükettiğim enerjimden.  
Varken yitirdiğim sağlık ve afiyetten. 

Özür dilerim gerçekten; 
Hakkını veremediğim tüm eylemlerden.
Yeryüzünde boş yere geçirdiğim ve
Yapmayı ertelediğim tüm güzel şeylerden. 

Özür dilerim sizlerden,
Gülümseyen güneşten, yağan yağmurdan
Koynuma giren kar tanesinden,
Kirpiklerimde gezinen meltemden. 

Özür dilerim dostlar sizden,
Sokakta selamını almadığım kediden,
Başını okşamadığım sokaktaki köpekten,
Daldaki küçük serçeden: özür dilerim hepinizden.

Özür dilerim beynim senden.
Boş fikirlerle doldurduğum   
Kaygı ve dertler ile boğduğum
Güzelliklere gebe melekelerden... 

Özür dilerim gökteki cisimlerden.
Işıldayarak tebessüm eden ay dededen 
Geceleri kafamı kaldırıp bakmadığım;
Sonsuz yıldız ve gezegenlerden.

Özür dilerim acı, dert ve kederden.
Yeterince sizi teneffüs edememekten.
Bana öğreteceğiniz;
Ama almadığım tüm derslerden...

Özür dilerim romanlar ve şiirlerden.
Zaman ayırıp okumadığım dizelerden,
Keyif alacağım yazar ve şairlerden
Hiç tanışmadığım roman karakterlerinden.

Özür dilerim kadınlar sizden.
Üzdüklerim, kırdıklarım 
Ve ümit verip, 
Beklettiğim tüm kalplerden. 

Özür dilerim kasabalar ve şehirler sizden. 
Oturup çay içemediğim meydanlardan, 
Usulca yürümediğim sokaklardan;
Elimi sürmediğim taşlar ve binalardan...

Özür dilerim topyekûn - insanlık sizden.
Korkup savunamadığım;
Çiğneyip geçtiğim ve önemsemediğim 
İnsan olmaya dair tüm yüce erdemlerden. 

Özür dilerim ruhum senden,
Yeterince doyurup beslemediğim
Sensiz geçirilmiş tüm an ve saliselerden.
Bedenime tercih ettiğim - senden. 

Özür dilerim eski günlerimden.
Almadığım derslerden,
Harcayıp, keyfini süremediğim;
Aylar, haftalar ve saatlerden...

Özür dilerim inancım senden. 
Yeterince seni sahiplenememekten.
Tüm güzel hasletlerden. 
Üstüme düşen - unutulmuş vazifelerden. 

Özür dilerim sahillerden ve denizlerden.
Üstümü örten serin gölgeden. 
Sahile vuran köpüklerden.
Sırtımı ısıtan sıcak güneşten.

Özür dilerim düşen yapraktan.
Yeşeren ve sararan mevsimlerden:
Bazen sert esen rüzgardan,
İliklerime işleyen kuru ayazdan.  

Özür dilerim tarihten ve felsefeden.
Size hak ettiğiniz değeri verememekten.
Tefekkür etmeyip; az düşünmekten
Meşgaleler ile yitip gitmekten. 

Özür dilerim tüm evrenden.
Kâinattaki değerimi fark etmemekten;
Harcayıp yok ettiğim öz-benliğimden.
Bakıp ta göremediğim tüm gizemlerden...  

Özür dilerim hepinizden
Hakkını veremediğim
Tüm şeylerden, tekrar özür dilerim; 
Yaşanmamış hayat senden... 

Nevfel Baytar
Şiir 
7 Ekim 2022 Cuma 
Ankara

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...