Ana içeriğe atla

Niyeti Olmayanın Bahanesi Vardır

Niyeti Olmayanın Bahanesi Vardır 
Her zaman ki gibi digital sosyal medya çağında görsel ürünleri çok hızla tüketen yeni çağın bilinçsiz ama bilge bir aforizma gurusu olarak lalettayin oradan oraya klikleyerek gezinirken, İngilizlerin "adage veya maxim" dediği türden bir özlü söze denk geldim:

"Niyeti olmayanın bahanesi vardır!"

O kadar cok şey hatırlattı ki bu söz... Bu hayatta beğendiğim ve bir tür hayat felsefesi / motto olarak kabul ettiğim iki söz var. Teyit edemedim ama biri zannederim Rumî'ye ait... "İnsanın kanatları çabasıdır" demiş Mevlana... Bireysel olarak işte, kariyerde ya da bireysel gelişimde kartallar gibi yükselmenin ve kanat takıp uçmanın yolunun çaba ve uğraşı olduğunu ifade etmiş Anadolu'nun büyük bilgesi. 

İkinci çok beğendiğim ve yukarıdaki özdeyişe benzeyen diğer mottom ise: "Her tercih bir terkediştir". Bu aslında analitik bir denklem gibi - matematiksel bir doğru. Bir şeyi tercih ettiğinizde başka bir şeyi geride bırakırsınız. A'yı yerine B'yi seçtiğinizde B dalından gelişip vücut bulan her tür yeni olasılık, yaşanmışlık, mutluluk, keder, tecrübe ve acıyı da seçmiş olursunuz. Gerisi ya pişmanlık ya da mutluluktur. Bunu önceden bilmeniz ve seçimi ona göre yapmış olmanız da eşyanın tabiatına uygun bir girişim değildir maalesef.

Özdeyişe geri dönecek olur isek; "niyeti olmayanın bahanesi vardır!" ifadesi genel olarak insan ilişkilerinde (dar planda kadın erkek ilişkileri özelinde) nazarı dikkate alınması gereken bir tür ilişki terazisi gibidir; bir kefede niyetler diğerinde ise bahaneler! Klasik sebep sonuç ilişkisi zinciri şöyle çalışır: özleyen arar, merak eden sorar, görmek isteyen fırsat yaratır, iletişim kurmak isteyen yolunu bulur. Önemsemeyen, aslında sevmeyen, öncelik olarak da sizi birinci ta da ikinci halka içine dahil etmeyenler ise bahaneler üretir. 

Kadın erkek ilişkilerini çözümleme çabası içerisinde (Bknz Women 101 veya Kadınlar Ne Söyler, Erkekler Ne Anlar? deneme yazısı 🙏) şu yazılı olmayan gerçeğin hakkını teslim etmekte de yarar var. Kadınlar daha çok aranmayı, sorulmayı, merak edilmeyi, ulaşılmayı istiyor ve bekliyor. Günde beş kez aradığınız sevgilinizi dört kez ararsanız sorun yaşayabilirsiniz algısı ve dünyası basit ve siradan bir yaratık türü olan bir erkek olarak... Trip atmak kadına özgüdür bunu çekmek ise erkeklere bahsedilmiş bir mukavemet melekesi. Aslında eğlencelidir de hir taraftan... Örneğin Günaydınnnnnn 💕 yerine; kuru bir "günaydın" yazdıysanız, o günü zor geçirme ihtimaliniz yüksektir. Ama aynı parametre kadın için aynı şekilde işlemek zorunda değildir...

Niyet ve bahane paradoksuna geri dönecek olursak; görüşmek istemeyen, o beklenen sevgiyi kalbinde taşımayan (kadın veya erkek hic farketmez) kişiler bahane kefesine daha cok yüklenir ve ilişkinin muvazenesini bozarlar. Niyet ve bahane arasında bir illiyet bağı olduğu cok bariz aslında... İlişkilerde iletişimi, orta yolu, anlamayı , çözümcü olmayı veya itidalli olmayı seçmek yerine rövanşist (Fransızcası revanchisme - intikamcılık) olmayı tercih edenler ise ilişkide ilişkiyi yıpratan ve kaybetmeyi göze alanlar taraftır aslında. Godfather filminde dediği gibi: "intikam soğuk yenen bir yemektir!"

Sonuç olarak, niyet ve bahane geometrideki iç ters açılar gibi doğrusal çizginin ters yönlerini mesken tutmuş iki kavram ve asla aynı düzlem ve satıhta konuşlandıramayan... Özetle bahane çoksa niyet yoktur ve niyet varsa bahane yok olacaktır... Güzel ve sağlıklı ilişkiler yaşamanız temennisi ile, hayırlı Çarşambalar... Arayın, sorun, bahane üretmeyin. Her kaçan balık büyüktür... 

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...