Ana içeriğe atla

Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar

Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar
Yazı konusu seçmek zor bir süreç. Bazen paylaşımlarda gördüğüm bir söz, bir alıntı, bazen bir resim, bir karikatür, bazen kulağıma çalınan bir diyalog, bazen de sadece bir kelime. Buradan kaleme aldığım kişisel edebî yazım tarzım için: "stream of consciousness" diyebiliriz. Yani zihin akışı veya çağrışımlar zinciri... Ben buna tetikleyici diyorum. Kıvılcım - İngiliççe tabir ile "spark" aslında tüm yazı sürecini tetikleyen. Bir sonraki cümlede ne olacağını inanın ben de bilmiyorum akış ile gidiyor... 

Çok sevdiğim bir arkadaşım yazı yok bir kaç gündür dedi... Dedim konu önerirsen yazmayı denerim... Başlıktaki cümleyi söyledi... 

"Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar"

İlk tepkim istemsizce şöyle oldu: "Bu konu beni aşar"... Hem de çok aşar... "Yine de deneyebilirsin" deyince arkadaşım... Yeni Z nesli jargonu ile konuya döndüm: "Challenge accepted". Ne olacaksa olsun meydan okumayı kabul ediyorum. 
Zihin akışımda ilk beş on saniyede olanları yazacağım ben de. Vira bismillah . 

İlk olarak karikatürler geldi aklıma... Kadınları Anlama Kılavuzu kitapçığı... yarım metre kalınlığında 7-8000 sayfa civarı... Erkeklerin ki ise üç dört sayfalık bir fasikül yanında... İnce espri anlayışı (witty) olan karikatüristler böyle özetlemiş bu soruyu... Zor yani anlamak...

Kadınlar muhtemelen erkeklerin Beta ve bir üst modeli ve versiyonu oldukları için ( Havva'nın Adem'den sonra yaratılma mitine atıf var burada dikkatinize lütfen!) prototip olan erkeklere göre daha komplike yaratıklar... Bu konuda Amerikalı komedyen Mark Gungor'den "A Tale of Two Brains" stand-up ını YouTube dan izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Anlatarak olmaz o jest ve mimikleri görmeniz lazım. Erkek beynini boş bir kutuya benzetiyor,kadın beynini bir arı kovanının içi gibi anlatırken. 

Dilbilimde "paralinguistic features" denen bir kavram var. Jest, mimik ve vücut dili gibi sözsel ifadeler dışında dil ötesi özellikler denebilir buna. Konuşmadan anlaşma, el ve parmak kullanımı, göz teması, konuşurken saça dokunuş, dudak kenarındaki o minik kas hareketi, kaşlar, kirpikler ve göz kırpma sıklığı gibi detaylar dışında göz bebekleri ve göz hareketleri. Bunlar aslında iletişim ve etkileşim dediğimiz şeyler ve bazen konuşmaktan çok daha ötesinini anlatabiliyor insan bir bütüncül varlık olarak addedilir ise ...

"Kadınlar Venüs'ten Erkekler Mars'tan" diye bir kitap vardı on yıllar önce basılan. Hiç merak edip okumayı düşünmedim bile... Her bir ilişki kendine özgü bir dünya. Başlı başına bir ilişkiler yumağı ve aslında sadece nev-i şahsına münhasır yani kendine özgü; o nedenle de diğer ilişkiler ile karşılaşmak sağlıklı olmayabilir. Bir kadın için jest olan bir davranış başka bir kadın için gereksiz, aşırı veya bağlam dışı hareket olarak görülebilir. Bizzat tecrübe ile sabit... 

Kadınların erkeklerle olan monologvari diyaloglarında en kötüsü de bazı klişe (cliché) ifadeler. Tartışma sonrası sarf edilen "Peki" ve "Tamam" sözcükleri duyabileceğiniz en tehlikeli ifadeler bence. Hemcinslerime hamiş: "erkek olarak işin bitti koçum!" demek. Subliminal olarak "bekle canını okuycam senin sadece zamanını bekliyorum" demek... 

Bir de ayrı bir kategori daha var. Negation/Olumsuzlama denebilir (ben şimdi uydurdum bunu!) bu kategorik ifadelere ve aslında dişil bir erkek değil ise - gerçekten kadınlara özgü bir kategori bu... Tersten düşünmek gerekiyor anlamak için... Bir tartışmanın ardından "Beni arama!" diyorsa bir kadın bu beni sakın aramamazlık etme ama (biraz sonra veya daha sonra) ara demek... Arayı çok açarsan kızarım. Hemen de arayıp germe... Ama aramazsan da canını okurum demek... 

Benzer şekilde yukarıdakinden daha sert bir tartışma sonrası bir kadın tarafından "bitti" ifadesi geldi ise; o aslında (en azından şimdilik) bitmemiştir elbette demektir. Yeterince ilgi göstermeniz beklenmektedir. Bunu ne kadar sürede anlayacağınız sizin ilişki algısı kapasiteniz ile ilgilidir erkek olarak. Bitti ifadesinden sonra aramaz iseniz gerçekten "siz bittiniz" demektir - ki fatura daha sert ve kalın olacak demektir bu...

"Beni arama" en garip kadın dili kullanımları arasında... En basit haliyle "beni ara" demek. Ama bir erkek bunu anlamayıp bu süreyi ne kadar uzun tutarsa, o kadar uzun bir monolog ile fırça yiyeceksiniz demek bu... Erkekler için sorun şudur aslında: Bu bağlamda kullanılan "beni arama!" ne kadar süre ile beni arama - bunun optimum süresi nedir sorunsalı aslında... Çok çabuk ararsanız da problemdir çok gecikir iseniz de... Erkekler ve kadınların ayrı gezegenlerde olması bu yüzden işte. Ayrı dünyalar özünde farklı frekans ve dalga boyu iletişiminde çok boyutlu algıya izin vermez... 

Kadın iletişiminde en güçlü ifade ise sessizlik... Bir kadın artık ses vermiyor ise bu iletişim bitmiş demektir... Aramalara, WhatsApp, SMS, DM vb kanallarda sizi artık görmüyor ise bu konu kapanmıştır. İletişim için artık tüm yolları yıktınız tüm köprüleri yaktınız demektir bu... Sosyal medya paylaşımlarınızda artık yoksa oradan gelen herhangi bir beğeni ya da bakılma emaresi konu gerçekten kapanmıştır. Sonsuza kadar değil belki... Ama çok sert olarak bitmiştir... 

İlişkide (duygusal veya tensel) aldatma ve kasıtlı söylenmiş büyük yalanlar ilişkiyi rayına koyma yolunda pek mazereti olan şeyler değil. Kadın için de çok onur kırıcı. Bunlar zaten iletişimin en büyük dehlizleri... Elbette her ilişki de affedici olunabilir. Bu verilen duygusal zarar ile çok doğru orantılı. Her ilişki ayrı bir evren dedim. Kendine özgü bir işleyiş mekanizması var. 

Özetle: kadınlar biz basit ve düz erkeklerden çok daha kıvrak bir zekaya sahipler. Daha derin ve daha geniş görebiliyorlar pek cok şeyi. Hesaplama ve ilişkide tartma güçleri daha yüksek her zaman. Kadının en büyük zaafı çok sevmesi... Çok seven kadın bu iletişim dilinin çok ötesinde daha üst bir makam ve mercidedir... O kadınları asla üzmeyin kırmayın... Onlar iyidir... İyi gelir ruha... 









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

HAYATINIZI DÜZENE SOKACAK 20 ALIŞKANLIK

Hayatınızı Düzene Sokacak 20 Alışkanlık Öncelikle herkese güzel bir hafta sonu dileklerimle. Umarım hayatınızın akışını arada bir durup sorguluyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın sakın. Felsefi ve ontolojik bir var oluşçuluk ve bütüncül bir yaşam kaygısını sorgulamacı bir tutum ile irdelemek değil niyetim asla.  Bugüne hafif gibi görünen ama yaşam kalitemizi engelleyen, başarıya ve hedeflediğimiz amaca giden yolda bizi sekteye uğratan bir takım olumsuz davranışlarımızı ve nispeten kötü alışkanlıklarınızı azaltmaya yönelik bir takım önerilerim olacak.  Düzenli takip ettiğim bir kaç yabancı motivasyon ve kişisel gelişim hesabı var. Daga çok Amerikalıların bakış açısı ve dünya görüşü ile şekillenmiş tavsiyeler bunlar. Ben buradaki önerileri biraz bizim ülke ve insanımız bağlamına uyarlamaya çalıştım.   Hepsinin de değerli öneriler olduğunu düşünüyorum.  Küçük adımlarla giderek, hepsini değil belki ama dört beş tanesini bile uygulama geçirmek oldukça olumlu de...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...