Ana içeriğe atla

Yorgunluk

Bir Pazar akşamı yazmak geldi içimden...

Yorgunluk... 

Şiir ve kitap ve muhasebe zamanı... 
Muğlak kalmasın hiç bir şey geride... 
Güzel günler olsun istikbalde... 
Mutluluk olsun heybenizde.

Sevin sevebildiğinizce.
Gelmeyecek geriye
Bu günler eriyecek mazide....
Derin bir hüzün çökecek: 

Sen dizlerinin üstünde 
Gökyüzü tüm heybetiyle tepende;
Yeryüzü çoktan kayıp gitmiş 
Kimbilir acaba nerede?
Aşk ise çok ama çok derinde.

Bir rüya görürüz 
Arzu ve istek ile Aşk olsun diye...
Yalvarır kalbimiz beynimize 
Teslim olma gel kendine
Ama biliriz ki bu da beyhude...

Dinlemez hiç bir sözü 
Kalp bu herşeyin özü...
Yok ki bu aptal aklın gözü 
Görsün o içten içe yanan közü...

Biz yeryüzüne veda eden
Aşkını en derinden nakşeden
Gölgesini bile aşkın ışıltısında kaybeden
Her daim kadîm sevgisini 
Tutkuyla ve özlemle sunabilen... 

Kalmadı artık bizden; 
Ve bizim gibi delice sevenlerden 
Aşk için Aşk ile yanarak, 
Külleri içinden yükselen. 
Ve tekrar aşk'a gömülen...

Evet seviyorum seni;
Hem de en derininden. 
Göğsümü dağlayan 
Ama kimselere görünmeyen
Yürek denen mangal ateşinden 

Alev alev yanan 
Belki de hiç bitmeyen 
Tüm ömrüme bir mühür gibi
İlmik ilmik işlenen 
Evet o sensin; sen...


Nevfel Baytar 
26 Kasım 2023
Pazar Akşamı 

Aşk ile aşk'a...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...