Ana içeriğe atla

Her Hayat Yarımdır

Her Hayat Yarımdır 


Aslında yarımdır her hayat..

Eksik kalır bir şeyler. 

Kimi zaman hayaller, 

Bazen aşklar, bazen de sevgiler.


Kayıptır bir yerlerde bazı şeyler;

Hep tamamlanmayı bekler...

Özlem çeken ruhlar;

Aşka aç yitik bedenler... 


Bir arayıştır hayat;

Bazen yanlış insana adanmış;

Hak edilmemiş sevgilerle 

Beyhude harcanmış...


Kimi zaman nakaratı eksik

Bir şarkı kadar yetimdir hayat; 

Melodisi öksüz, notaları yarım 

Tınıları mazide rehin...


Bazen, tuzu unutulmuş 

Bir yemek gibidir hayat;

Kokusu odayı sarmalamış,

Ama tadı damakta öylece kalmış.


Bulmak ister her insan,

Ömürlük ruh eşini; 

Yarım kalan eksiğini 

Ömrünü vereceği yarenini...


Kimileri de hep arar durur;

Hayat denen bu denklemde 

Çok bilinmezli eşitlikte gizli kalan; 

Hayatın anlamı nedir bilmecesini... 


Bazıları da sorar sürekli 

Ben kimim, nereden geldim

Nereye gideceğim 

Ve nedir bu hayattaki emelim?


Evet, eksiktir belki bir şeyler 

Hep tamamlanmayı bekler.

Hayat böyledir işte

Yarım kalanı hep bütünlemek ister... 


Ama bazen mutlu da olmaz!

Bütünlük gerçekleşip

Tamama erince 

Tatmin olmaz yine de...


Hep eksik arar bir yerlerde

Oysa yanı başındadır mutluluk 

Var olanın ve değer verenin

Kıymetini bilince...



Nevfel Baytar
07.10.2023
12.00

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...