Ana içeriğe atla

Göğsü Liman Adamlar


ŞİİR 

Göğsü Liman Adamlar 


Göğsü bir liman olmalı sevgilinin,

Başını bir ömür koyabilmeli insan.

Güvenle çarpmalı artik yorgun kalbin,

Sıcacık, dingin ve huzur ile nefes alınan.


Göğsü bir barınak olmalı sevgilinin,

Yer gök çağlayıp, birbirine girerken; 

Meş'um fırtınaları dinmeli burada kalbin

Ulu bir çınar gölgesi gibi serin...


Göğsü bir sığınak olmalı sevgilinin,

Kaçıp hicret edebilmeli insan bu hayattan 

Tüm dert, kasavet, keder ve ağır sorulardan.

Gözü korkutan hırçın dalgalardan...


Göğsü bir yuva olmalı sevgilinin,

İçinde saadet ve sükunet barındıran

Sevdiğini kuşatan; sarıp sarmalayan,

Duvarları rengarenk; aşkla hem-zaman...


Göğsü bir bulut olmalı sevgilinin,

Usulca - aşkla gökyüzünde dolaşan;

Huzurla üstünde uyuyup; baş konulan,

Soluğunda yitilip, yok olunan...


Göğsü bir kale olmalı sevgilinin, 

Tüm taarruzlara karşı el-yaman,

Sapasağlam bir aşkla muhkem; 

Burçlarıyla kem gözlere korku salan...


Göğsü bir 'okyanus' olmalı sevgilinin

Uçsuz ve bucaksız, engin ve kocaman. 

Maviliklerinde yitip gitmeli zaman,

Sahillerinde dinlenmeli o ruh ve can...


Göğsü bir güneş olmalı sevgilinin

Sıcacık insanın içini ısıtan; 

Tebessümü ile kalbe dokunan 

Kor gibi her an her dem alazlanan...


Göğsü bir alev olmalı sevgilinin

Aşkla yanan, sevgiyle tutuşan

Yarinin yüreğini sıcacık ısıtan

Tutku ve arzuyla kalbe dokunan... 


Ve göğsü cam gibi olmalı sevgilinin

Pırıl pırıl, apaçık ve ayan beyan

Görmeli kendi yansımasını insan

Asırlardır aradığı ruh eşinde bulunan...


Nevfel Baytar 

12 Kasım 2023













Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...