Ana içeriğe atla

60 Yıl

Altmış Yıl


Bugün 3 Kasım 2023. Anne ve babamın evliliklerinin 60. yıl dönümü imiş bugün. Pek çok çiftin evliliklerine başlarken hayalinden bile öte bir süre bu. Nazar değmesin 🧿. Bir yastıkta kırk yıl temennisinin yarısı kadar daha devam etmiş evlilikleri. Allah geçinden versin. Daha nice günleri olsun sağlık içinde inşallah🙏. 


Zannederim ilişkilerde en çok özlemi çekilen şey bu; uzun ömürlü ve mutlu bir evlilik. Ben bir evlat olarak buna şahit bizzat oldum. Üniversite eğitimi nedeniyle 18 yaşından beri aynı evi paylaşmasak da tüm çocukluk ve gençliğim boyunca- kavgalarına şahit olmadım. En azından bizim önümüzde! Biz de üç kardeş olarak mutlu ve huzurlu bir çocukluk yaşadık - hiç bir kötü ve mutsuz anım yok anne ve babama ve ikisinin birlikteliğine dair. Allah onlara sağlık ve sıhhat versin. Tek dileğim bu... Biz onlardan razıyız biliyorum ki evlatları olarak onlar da bizden razılar. Onların evladı olmaktan hep gurur ve onur duydum. Tekrar dünyaya geldiğimde anne babamı seçme şansı verilseydi yine ve kesinlikle onları seçerdim.  


Geçen hafta onlarla birlikte idim... Mutlu ve mütmain hallerini mutfakta izlemek ayrı bir keyif ve mutluluk verdi bana... Sade yaşantılarını, hayata dair az ve ölçülü beklentilerini, küçücük şeylerden memnun olmalarını hep gülen gözlerle izledim... Ben onların evlilik sürelerinin ancak üçte biri kadar bu müessesede kalmayı başarabildim - elbette çok farklı saikler ve şartlar belirliyor evlilik süresini ve oradaki mutluluğun yoğunluk ve kalitesini. O nedenle hiç bir ilişkinin süresi ilişkinin iyiliği ile doğru orantılı olmayabilir.  Ancak gözlemlediğim iki küçük şey var mutlu evliliklere dair, ki herkes mutlu ve huzurlu olsun kendi evinde, bu çok samimi temennim tüm evli dostlarım adına.  

 

Birincisi karşılıklı sohbet edebilme ve bir şeyleri paylaşma ortamı galiba. Derdi, endişeyi, yokluğu, varlığı,  sorunları, mutlulukları, özetle birlikte yapılan her şeyi paylaşma arzusu ve dirayeti. Ömür denen şeyi birlikte götürmek isteyen çiftler için aslolan birlikte sohbet edebilmek. İşitme sorunlarına ve sağlık sıkıntılarına rağmen birlikte konuşma ve dertleşme çabaları beni çok mutlu ediyor bir evlat olarak. İkinci Dünya Savaşı sonrası İç Ege'nin ücra bir köyünde dünyaya gelmiş iki göçmen çocuğu olarak zorlu ekonomik şartların üstesinden kıt kanaat yaşayarak gelmeyi başarmaları bile başlı başına takdire şayan.


İkinci husus ise anlayışlı olma galiba. Her ilişkinin biraz daha yumuşak huylu ve daha sert mizaclı olanı vardır. Bu bir denge meselesi. Eğer mutlu ve sağlıklı bir ilişki var ise ve taraflar bu ilişkiyi sürdürmek istiyorlarsa; kriz ve sürtüşme anlarında birilerinin alttan almayı bilmesi gerekli. Bu tek taraflı olamaz. Eşler birbirine güveniyor ve itimat ediyorsa, ilişkinin varlığından ve bekasından mütmain iseler,  küçük problemler ve tartışmalar evliliğin ancak tuzu ve biberi olabilir. 


Yaşadıkları dönemdeki ekonomik şartların gereği; annem ve babam ilkokuldan ötesini görebilmiş değiller. Her ikisinde de inanılmaz bir hafıza ve bilgelik var; şimdiki üniversiteli jenerasyondan daha öte bir öngörü ve feraset sahibiler pek çok Anadolu bilgesi yaşlı gibi. Çok yer görmüş ve çok farklı ortamlarda bulunmuş olmalarının etkisi ile hep çok açık fikirli oldular. Kimseyi görüşü veya yaşantı biçiminden dolayı ötekileştirmediler. Bizim evimiz tüm bayramlarda hangi fikir ve görüşten olursa olsun bütün akraba ve dostların ve komşuların keyifli sohbet etme ve buluşma yeri oldu. Bereket ile doluydu evimiz her daim; sürekli çay kahve ve tatlı ikram edilen... 


Özetle kendi annem ve babama - annem ve babam oldukları için teşekkür ediyorum.  Onlara hep söylediğim gibi: iyi ki bu evde doğmuşum... 💗






Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...