Ana içeriğe atla

Gözyaşının Tadı

Gözyaşının Tadı 


Hiç bir yaşta değişmiyordu;

Gözyaşının o tuzlu tadı. 

Dudak kenarında son bulan,

Yanaklardan süzülen, kekremsi acı.


Oyuncağını yitiren çocuk, 

Aşkı cevapsız adam...

Ümidi yitik kadın. 

Geçmişi ile barışamayan insan. 


Değişmiyordu o tuzlu tat,

Bazen yok sayılmış bir hayat...

Kiminde gözden çıkarılmış aşk'a 

Edilen o beyhude "heyhat!"...


Kimisi için giden evlat;

Bazıları için ise kaçan o fırsat...

Geride bırakılan bir hayat.

Bir türlü gelmeyen - rahat...


Gözyaşı; kalbin gerçek ilacı. 

Bazen tatlı bazen de çok acı

Yüze dökülen her bir damla;

Yoğrulmuş yorgun bir ruhla...


Kalmasın hiç bir yaş,

Ne akılda; ne de kalpte,

Dökülsün durmasın; 

Kalmasın hiç biri içimizde... 


Güzeldir ağlamak, 

Kimi zaman hıçkırarak, sessizce,

Burnunu çeke çeke; 

Kimi zaman da gökleri inletircesine...


Değerli her bir damla; 

Kime, niye ve neden aktığına...

Değmeyen sevgi ve aşklara

Ziyan edilmemeli zerresi asla!


Yorgun, bitkin ve çaresiz ruhların

Çığlığıdır akan her bir damla.

Dökülmesi gerekiyorsa şayet 

Bırakın aksın; 


Her bir damla berekettir ruha...


Nevfel Baytar 

26 Kasım 2023

Pazar 

Ankara...


















Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...