Ana içeriğe atla

Suskunluğun Çığlığı


Suskunluğun Çığlığı 



Bugün Instagram'da karşılaştığım bir paylaşım dikkatimi çekti. Osho'ya ait bir söz imiş:


"İnsan ancak sustuklarını duyan biriyle bir ömür geçirebilir..."


O kadar çok şey çağrıştı ki zihnimde bu sözü duyduğum an... Bildiğim ve tanıdığım, sohbet edip dertleştiğim yakın arkadaşlarımın anlattıkları ve tabii ki kendim geldi aklıma birer film şeridi şeklinde.  


Suskunluğa gömülen ilişkiler,  heyecanını yitiren evlilikler, renksizleşen hayatlar, kasvete bürünen gündelik rutinler...  


"Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir", der Charlie Chaplin. Bazı evlilik ya da ilişkilerde yaşanan ve perdelenen monologlar, birer "soliloquy" ya dönüşün sessiz çığlıklardır aslında.  Herkesin bireysel olarak kendi rolünü oynadığı sahneler... Sadece yakın, çevre veya arkadaş ve sırdaşlarla paylaşılan ama konunun öznesi olan asıl ikili arasında bir türlü dile getiril(e)meyen sessiz ve ölü toprağı serpilmiş duygusal bir donuk savaş hali yaşanır- üstelik de bazen yıllarca... 


Çok dinledim; aynı çatı altında olup da birbirinden bağımsız yaşanan hayatları ve hayata dair mutsuzluk ve tutunma çabalarını.  Her ilişkinin bir direnç noktası ve kırılma hattı var - şayet ilişkide bir zorlama veya zorlanma var ise... 


Tenzih ediyorum ve altını çiziyorum. Kesinlikle çok güzel süregelen ilişkiler var. Hayranlıkla, dua ve şükür ile gözlemlediğim, takdir ettiğim ve sürekliliği için iyi temennilerde bulunduğum çiftler ve aileler. Oldukça da çok  sayıları.  Gözlemim o ki sağlıklı, mutlu ve uzun ilişkinin bir kaç temel ve basit anahtarı var. Bu vesileyle burada parantez açarak söylemiş olayım; 'sade ve basit olma' ulaşabileceğiniz en üst merhaledir. Bir şeyi basite indirgeyebilecek hale gelebilmek için çok karmaşık aşamaları kafanızda halletmiş ve çözmüş olmanız gerekir... Konuya tekrar geri dönelim: 


Sağlıklı iki insan ilişkisi konuşma ve iletişim üzerine kurulmak ve inşaa edilmek durumunda. İlişkinin olmazsa olmazı her dem ve daim iletişimde olmak ile mümkün. Ama bu asla günde kırk kez arayıp, "acaba benim adam şimdi nerede? veya "sevgilim 45 dakikadır niye beni aramadı, ne oldu acaba?" türünde boğucu bir ilişki olmamalı asla... Bu gerçekten çok yorucu. Her ilişkinin kişisel alanları olmak zorunda... Birlikte vakit geçirdiğiniz başka insanlar ve dostlar hep olsun hayatınızda. Tek başınıza - bazen bir süre de olsa - kafayı dinlemekten de lütfen imtina etmeyin. O da hayata dair, hatta elzem...


İkinci konu renklere dair. İlişkiyi canlı tutan şeylerden birisi de ilişkinin rutine saplanıp grileşmekten uzak tutulması çabası. Birlikte yeni şeyler deneme, yeni ve farklı ortamları görme, daha önce yapılanlardan daha farklı denemeler yapmak bile bir çaba göstergesi.  Çok basit bir örnek olabilir ama - maddi imkanları da göz önüne alarak; bu yaz Maldivler'e değil de Bali'ye gidelim 😉 demek elbette güzel olurdu da 🙏 - çayımızı veya kahvemizi evde değil de termosa koyup, şu parkta içelim mi?", Ya da "Bugün dönerken şu sokaktan yürüyelim mi?" demek bile basit de olsa, bir çaba... İyi niyet... 


Üçüncü ve en önemli konu - zannederim ki ortak ilgi alanları seçmek ve onları beslemek ve güçlendirmek.  Her ilişkide de bu alanlar çok değişkenlik gösterebilir.  Kimi çiftler için ortak ilgi alanı seyahat olabilir iken, bazıları için yemek yapmak, kimisi için ise sanat, müzik, resim, tiyatro, bahçecilik, hobi, spor ve hatta ekonomi veya iş konuşmak bile olabilir... birlikte bir kitabı,  filmi, diziyi, şiiri konuşup tartışacağınız bir insan muhteşem bir yol arkadaşı olur du, değil mi? Bu bağlamda ortak ilgi alanları seçmek çok önemli bir yapı taşı... Birlikte bir şeyleri planlamak ve aktivite takvim yapmak çok ama çok besleyici ve diri tutan birer girişim olurdu her ilişki için... 


Özetle, her ilişki çaba gerektirir. Hal hatır sormak bile sevgiye dair... Günün nasıl geçti demek? Bugün ne lazım diye sormak, hafta sonuna basit de olsa farklı bir minik aktivite sıkıştırmak her sağlıklı ilişkinin ihtiyacı olan renkli yaratıcılık için doğru yolda olduğunuzu gösterir... Derdinizi anlatmak, iş yerindeki sıkıntıyı dile getirmek belki? Çok ama çok basit de olsa minik sürprizler minicik bile olsa an'a dair hediyeler, önemli gün ve hatıraları unutmamak da sevgiye dair... Tekdüze ve sıradanlık aşılmaz ise,  keyifli geçecek her tür orta ve uzun süreli birliktelikler zora girebilir...


Güzel bir hafta sonu olsun... Daha mutlu olun... Biraz daha karşılıklı yaratıcı çaba sarf ederek... O kadar... 






Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...