Ana içeriğe atla

Mucize Aşk

Mucize Aşk 


Aşk bu, değil mi?, diye sordu, 

Güzel kadın - ürkekçe...

Bu bir mucize değil de ne, sence?

Nasıl kavuştu kayıp ruhlarımız aynı bedende?


Cevap aradı adamın küçük gözlerinde... 

Neyi bekler insan bunca zaman?

Ve nasıl olup da denk gelir,

Binlerce yıldır tutkuyla sevdiğine? 


Işıltıyla parıldadı gözleri ve sonra,

Güneş dokundu sarı saçlarına,

Yosun kokusu karıştı rüzgara;

Ve bir mavi kelebek gibi kondu masaya. 


Gönlü açıldı kadının;

Ardına kadar, kocaman - ama usulca... 

Güzel gülümsüyordu adam, 

Ve sımsıcacıktı elleri...


Evet, çok zor dedi adam,

Hangi mucize kolay ki? 

Aşk olmazdı yoksa adı

Uğruna savaşanı olmadıkça...


Aydınlıktı kadının bembeyaz teni,

Küçücüktü o narin elleri.

Kayboldu ikisinin gözlerinde gözleri;

Çünkü adamın da yaraları derindi... 


Serin bir su serpmişti adam; 

Kadının o ürkek kalbine...

Yürünecek bir ömür var; 

Diye fısıldadı inip kalkan göğsüne...


Razıyım, dedi kadın... 

Seninle geleceklere;

Böyle yaşanmalı belki de 

Bu gizli mucize...


Ürkekçe tekrar baktı kadın, 

"Tanıyor muyum gerçekten seni?

Adam yine gülümsedi ve şöyle dedi;

Ben zaten hiç gitmedim ki...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...