Ana içeriğe atla

Bir Valizlik Aşk

Bir Valizlik Aşk 


Kadın önce kapıdaki adama; 

Sonra da onun yerde 

Yüzüstü duran çantasına baktı.

Yutkundu ve duraksadı...


Bir kaç damla tuzlu gözyaşı 

Süzüldü yanaklarından.  

Kaçırdı istemsizce gözlerini 

Adamın fersiz ve donuk bakışlarından...


Dünyalara sığdıramadığı aşkı

Küçücük bir valize sıkışıp kalmıştı...

Adamın gözbebekleri çok tedirgindi.

Bakışları son kez sarı saçlarında gezindi.


Adam eğildi, bir iki şey söylemek istedi.

Sözleri döndü boğazında ve düğümlendi...

Dili dolandı, gözleri buğulandı: 

Sadece "üzgünüm, beni affet!" diyebildi.

O da boşlukta anlamsızca yankılandı... 


Kadın çok sevdiği, belki de 

Tüm hayatını verdiği bu adama 

Baktı umarsız gözlerle, öylesine- kaygısızca. 

Dudağında bir burukluk oluştu. 

Yılların yorgunluğu göz yaşlarıyla buluştu...


Dünyaya dar gelen aşkımız

Elindeki küçük valiz kadarmış,

Hatıralarımız artık tüy kadar hafif, 

Kalbim ise sana taş gibi kararmış. 


İşte bu kadarmış, diyebildi kadın: 

Her şey buraya kadarmış! 

Tüm hatıralarımız ve anılarımız

Beni tercih ettiğin bu valiz kadarmış. 

Meğer bazı yükler ne kadar da ağırmış...


Adamın eli yerde duran valize yöneldi. 

Parmakları gevşek, yüreği tedirgindi. 

Koridorda gezinen rüzgar ne kadar da serindi... 

Son bir kez elini tutmaya yeltendi...

Gözleri bir okyanus kadar derindi...


Lütfen yapma! dedi kadın:   

"Sakın yapma! O eskidendi. 

Artık yol çizildi...

Hayatımız yeniden şekillendi...

Halbuki her şey ne kadar da özeldi!


Belki beni affedersin? dedi adam ...

Yaptığım tam bir delilikti. 

Hiç bir şey bu aşkı bozmaya 

Asla ama asla değmezdi.  


Hayat tercihlerimizdir, dedi kadın:  

Ya da kim bilebilir ki?

Belki de tercih etmediklerimiz idi?

Sen kararını verdin, vakit çoktan geçti. 

Duygularım artık çok değişti...


Adam küçük kahverengi gözleri 

Yerde yan yatan valize kilitlendi.

Sahne hayatının kısa özeti gibiydi:

Son yolculuğunun vakti artık gelmişti. 


Elveda dedi adam. 

Kendine iyi bak.

Işte bu kadarmış 

Bunca sevgi, bunca emek ve aşk, 

Hepsi bir valizlik bir hayat...


Nevfel Baytar 

15 Aralık 2023

Ankara

















 








Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...