Ana içeriğe atla

Zor Bir İsme Sahip Olmak

Zor Bir İsme Sahip Olmak

Yıllar önce (1988 idi zannederim) Charles Dickens'ın Büyük Umutlar (Dickens'ın ikinci romanıdır David Copperfield'ten sonra ...) isimli romanı ingilizce okumaya başlamıştım hazırlık okulunda okurken (The Great Expectations). Pip isimli ana kahramanın mezarlıkta kendi isminin ne kadar zor teleffuz edildiği yorumuyla başlar. Philip Pirrip isminin ne kadar zor söylendiğini anlatır kendine Pip ismini takmayı seçen küçük kahramanımız birinci ağızdan...

Bu zorluğu kendimi bildim bileli ta küçük yaşlardan beri yıllarca yaşadım. İsmim nadir bulunan Türkiye'deki sayıca çok ender isimlerden birisi. Pek çok sözlük anlamı var. Engin deniz demek. Bir tür umman. Okyanus anlamına geliyor. Kaplan yavrusu anlamı da varmış. Cömert demekmiş anlamlarından birisi. Yakışıklı genç adam anlamına da geliyormuş bir rivayete göre. Çok farklı ve birbiriyle anlamca ilintisiz sözlük anlamları var. Ben okyanus anlamına geliyor diyorum ismimi garip bulup soranlara. Muhacirlik var ailemde ama ismimin bununla bir ilgisi yok. Bulgaristan muhacirleri arasında kullanılan bir isim değil kesinlikle. 

Nevfel, Sami dillerinden biri olan Arapça kökenli bir isim. İbranice'de kullanılmıyor artık bildiğim kadarıyla. Tahminen iki bin yıldır kullanılan kadim bir isim. Ama artık o coğrafyada bile yaygın bir isim değil. Tarihte bilge bir keşiş olan Varaka bin Nevfel en ünlü tarihsel isim... Peygambere peygamberliğini müjdeleyen İbrahim'in yolundan giden Haniflerden çok okuyan yaşlı alim kişi. Ancak artık Ortadoğu da popülaritesini yitirmiş bir isim. 

Ben ismimi çok zor olmasına ve sürekli yanlış yazılıp çok farklı telaffuz edilmesine rağmen seviyorum. "İnsan ismiyle müsemmadır" deyimini de belki bu yüzden seviyorum... Pek çok resmi yerde yanlış yazılma ihtimali olduğu için artık ismini hecelemeden doğrudan kimliğimi uzatıyorum doğru yazılması için... Babam bir kitapta okuyup beğendiğini söylemişti bana niye bu isim diye küçükken merak edip kendisine sorduğumda.

Hiç unutamıyorum - 1993 yazı idi zannederim. Ankara Üniversitesi TÖMER'de ders veriyordum. Hayatımın ilk ve tek çocuk sınıfını vermişlerdi yaz okulunda. 8-12 yaş aralığında 16 çocuk - basit düzeyde İngilizce dersi alıyordu. Sınav yapıp soru sormuştum onlara son gün seksen saatlik kursun ardından. "What is your teacher's name?" Öğretmeninizin adı nedir sorusuna 16 ayrı cevap aldığımı hala gülerek hatırlıyorum. Sonra hiç çocuk sınıfım olmadı. Ama Nilüfer den tutunda 😄 Neffel, Neyfel, Nevhel, Nefvel, Nefel, Nefer, Nafel, Neysel, Nüfer, Nefel, Nevel, Nevher, ve Nevsel yazımlarını gördüm bizzat...

Uzun yıllar önce kredi kartımı kaybetmiştim. Müşteri temsilcisi ile görüşüp hemen kartı iptal etmemi ve yenisini çıkarmamı söylediler. Müşteri temsilcisi hamfendi müşteri numaramı veya kredi kartı numaramı sordu önce. Elbette bilmediğimi ama ismimi söylediğimde hemen bulacağını söyleyince yetkili kişi gülerek mümkün değil bizim 4.5 milyon müşterimiz var isimle kart bilginize ulaşamayız deyince, ben ismimi söyleyeceğim ve tüm bilgiye ulaşacaksınız demiştim. Beş on saniye sonra konu çözülmüş ve yeni kartım işleme alınmıştı...

Ama en farklı yazımını havaalanındaki Starbucks Kafe'de ismimi söyleyip karton bardaktaki ismi görünce yaşamıştım. Nevfel yerine "Keffe" yazılmıştı... Sonra bu güzel yazımı için gidip kasiyer kızı kutlamış ve selfie çekilmiştik birlikte. O dönem sık seyahat ettiğim ve her seferinde de kahve aldığım için bir daha yanlış yazmadılar orada ismimi 😉... Microsoft Office Word programı bile kırmızı ile altını çiziyor ismimin ve düzeltme önerisi olarak yeni tarla Newfield gibi Neufeld ismini öneriyor. Alman soyadı gibi... 

İsminin ilk hecesindeki Nev Farsça da yeni anlamına geliyor. İngilizceki new, Almancadaki neu ve İtalyanca nuova, İspanyolca nuevo;  Latincedeki novum, nova, novus gibi..Dante Alighieri'nin bir kitabı var: Nouvo Vita. Yeni Hayat adında. Fransızca yeni sözcüğü ise nouveau diye yazılıyor. Hint - Avrupa dil ailesinin üyeleri arasındaki benzerlik böyle bir şey... Ama benim ismim bu dil aileden türeme bir sözcük değil. Arapçada dört sessiz harften oluşuyor orijinal yazımı ve nun-vav-fe-lam harfleriyle yazılıyor. 

Wikipedia şöyle demiş: Nawfal (Arabic: نوفل) is an Arabic name. Nawfal is an Arabic name for boys that means “extremely generous”. It also means “handsome young man”. It also means “sea”, “ocean”.  İki sessiz harfin yanyana gelmesi Arapça harf dizim ve sözlük çekim kurallarına uygun değil. O nedenle ismim çok büyük ihtimalle İbranice kökenli. 

Dilbilimsel açıdan da içinde iki adet yani v ve f harfleri yanyana gelip sürtünmeli harfler (velar fricative) olarak bir araya gelince söylenmesi ve yazılması zorlaşıyor ister istemez. Bu arada her ne kadar Nilüfer ismiyle benzeştiği için uniseks bir isim zannedilse de Nevfel ismi hiç bir kıza verilmiyor. Örneği de yok. 

Aynı isme sahip üç kişi ile tanıştım şimdiye kadar. Hatta onlardan biriyle şu anda aynı iş yerinde çalışıyoruz ve birbirimize gülerek adaşım diye hitap ediyoruz ve bu duygu çok güzelmiş onu hissediyorum bir araya gelince. Eskiden Nevfel isminde Çanakkale'den bir milletvekili vardı. Bilkent Üniversitesinde çalışırken kızı gelip beni bulup tanışmak istemişti. Bu arada Gmail Hotmail Yahoo ve Mynet ten hemen nevfel uzantılı tüm email adreslerini aldım. Sonra diğerleri hacklendi ama hala kullandığım kişisel e-mail adresim nevfel@gmail.com özetle az bulunan ve anlamı güzel olan bir isim. 

Bunca şeyi niye yazdım dersiniz? Getcontact adlı bir aplikasyon yükledim bugün telefon rehberi alternatifi olarak. Diğer insanların sizi nasıl ve hangi isimle kaydettiğini gösteriyor. Onlarca farklı yazım vardı yine... Onu görünce tüm bu hatıralar film şeridi gibi gözümün önüne geldi ister istemez... İsmi zor olanlar ne dediğimi ve neler çektiğimizi yakinen biliyordur. 

İsminiz önemlidir. İsminizi sevin.  

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...