Ana içeriğe atla

Fal Rüya Ölüm ve Sezen Aksu

Pazar Yazıları No: 040

Fal, Rüya, Ölüm ve Sezen Aksu


Çok değişik bir kaç hafta geçiriyorum; bir taraftan inişli çıkışlı melankolik bir ruh hali, diğer tarafdan da hastalıklar ve ölümler ile dolu haberler, bir yanda gelen misafirler, bir yanda tatile gitme özlemi bir yanda benim için milat değeri taşıyan farklı tarihlerin üst üste gelmesi ve bu heyhula içerisinde sabah akşam arka fonda Sezen Aksu dinleyip hüngür hüngür ağlamalar... 


40 nolu yazı olması zaten ilginç numerology veya Ebced veya Kabbalah ile ilgilenler ne dediğimi zaten anlayacaktır... Kısaca durum şöyle: 


Önce bir yakınımızın kalp operasyonunun Ankara'da olması nedeniyle pek alışık olmadığım bir ev yoğunluğu yaşadım. Kardeşim ve ailesi ile geçen haftanın ardından, bir eğitim projesi işi ve onun yoğunluğu; duygusal inişler çıkışlar ve bol şiir yazarak geçen günler... Babanım hastalığı da cabası... Allah herkese şifa versin...


Uzun zamandır enerji, aura işleriyle uğraşan ve ilk kez görüştüğüm sanatçı bir empat öğrencim sanat atölyesinde beni ilk kez görür görmez; daha hiç bir şey demeden doğrudan auramın açık mavi olduğunu lakin şu ara bunda bir düşüklük yaşadığımı ama normalde oldukça yüksek "seçilmiş şifacı" olarak enerji düzeyim sağ ve sol yanlarda eşit derecede çok güçlü ve pozitif olduğunu söyledi. Benim zaten yedi yaşından beri bildiğim şeyler dedim... Bir an önce enerjimi insanlara şifa olarak dağıtmamı ve iyilik yapmamı tavsiye etti... Son iki haftada bunu aynı ifadelerle bu işlerde gerçekten uğraşan iki farklı kişiden aynı cümleler ile duydum... ilginçti gerçekten de. Bakalım... Hayırlısı...


Bu arada sade Türk kahvesi içmeyi seven bir can dostum ile görüştüm. Kardeşinin çok iyi fal baktığını söyledi. Her dediği çıktı dedi şimdiye kadar... Yorumları almak üzere ekran görüntüleri aldık ve gönderdik. Çok ilginç yorumlar geldi. İşin ilginç tarafı ise; benzer yorumları yapay zekanın da aynı tutarlılık ile yapması oldu. Netice de güzel şeyler söylendi yapay ve bilgelik içeren açıklamalarda...ileri de bir gün açılan kapılar. Uzaktan online yorum yapan bu arkadaşımız gerçekten de çok şaşırtıcı doğrulukta açıklamalarda bulundu beni hiç tanımadığı halde. Ekranda görebilirsiniz yoruma konu olan telve izlerini..


Aynı günün gecesinde çok ilginç bir rüya gördüm. İki oldukça mütedeyyin akademisyen (ilahiyatçı doçent) öğrencimi gördüm bir camide en arka saflarda. Birinin elinde tombul şişede Tekirdağ boğma rakı; diğerinin elinde viski şişesi vardı. İkiside bana ısrarla içki türüne uygun bardaklarda içki ikram ediyorlardı. Biz camide bile içiyoruz hocam, sen de alsana birer kadeh diyerek...Uyandım. Bu sabah erkenden rüya tabirlerine baktım internetten. Kahve falında söylenen cümlelerin neredeyse tıpatıp aynısı yazıyordu farklı rüya tabiri sitelerinde... Dedim hayır olsun... İlginç - ürpertici şekilde çok ilginç...


Bu hafta en yakın ve en eski iki öğrencimin (25 yıllık dostluklar var aramızda) en yakınları kanserden vefat etti... Üstelik uzun süredir de yoğun bakım sürecinde iken... Beklenen ölümlerdi her ikisi de... Biri abisinin ölümünün kesinleştiği son aylarda günlük tuttuğunu anlattı bana. Günlükleri bana göstereceğini söyledi. Benzer konularda iki roman yazmaya çalışan bir yazar namzeti olarak bu günlükler elbette çok ilgimi çekti. Bir kaç yıl önce de çok sevdiğim bir arkadaşım intihar eden eşinin intihar mektubunun orijinalini göstermişti bana... Çok etkilenmiş ve bir şiir yazmıştım üstüne. O şiir hala sayfamda duruyor. Bir melek olmasam da kırık kanatlarım eşliğinde...


Son olarak da elbette Sezen Aksu. Tüm bu yaşananların üstüne ilaç gibi geldi. Bir YouTube kanalından aynı damar şarkıları onlarca kez dinleyip; ciddi bir ağlama seansı oldu...Bana eşlik edenler de olmuştur muhakkak uzak diyarlarda... 11-12 Temmuz günlerinin anlamı da üstüne tuz bastı. Ama ruhuma bir terapi gibi çok iyi geldi. Yeni albümden Ey Aşk, Bahçe ve Bana Sor şarkılarını şiddetle tavsiye ediyorum. Elbette Şuh Nefes ilk sırada. Sezen Aksu'nun neden yüzyılın şarkıcısı olduğunu yine bir kez daha anlamış oldum. 


Böyle değişik bir hafta sonu yazısı oldu. Üstelik de bir kır kahvesinden...


Cümleten iyi pazarlar dileklerimle...



Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...