Ana içeriğe atla

Masal Gibi

Masal Gibi


Masal gibiydi her şey! 

Diye geçirdi adam içinden...

Gerçek ötesi bir aşk 

Gibiydi yaşanan her şey; 

Ancak masallarda 

Görülür böyle bir şey...


İşlemeli bunu dedi:

Aşk'ın sonsuz not defterine

Unutulmamak üzere...

Tarihe, kitaplara ve 

Elbette kalbimin en derinlerine...


Bekliyordu adam köşede

Sabırsızlıkla, ama sakince:

Bir taksi yanaştı karşıdan

Ve o kadın için gelmişti 

Ta uzaklardan...

Çok uzak diyarlardan. 


Hayatlarında ilk kez

Sarıldılar birbirlerine...

Dakikalarca durdular

Ayakta kenetlenmiş halde;

Hiç konuşmadan;

Sessizce ... ve öylece...


Sıcacıktı kadının kalbi;

Büyük bir heyecan içinde 

Bir serçe ürkekliğinde...

Adamın elleri kadının 

İncecik narin belinde...

Ve kadının ipeksi saçları 

Adamın göğsünde;

Kalbinin tam üstünde...


El ele tutuştular sonra 

Neredeyse tüm yol boyunca 

Bakıştılar birbirlerine...

Adamın sıcak ellerinden tuttu kadın;

Öptü adam kadını mini buseler ile.

Göz kapaklarından ve saçlarından 

Gülümsediler aynı anda

Hem çıktıkları yola hem de 

Yeni başlayan Aşk'larına...


Bronz bir Venüs heykeli

Gibiydi kadın...

İnci gibi dişleri 

Renkli iri gözleri 

Ve muhteşemdi teni...

Masal bu olsa gerek 

Dedi adam içinden 

Bu gerçekten de gerçeklik ötesi...

Ancak masalda görülür böyle bir 

Masum ve naif su perisi...


Sesi kadife gibiydi kadının...

Derinden gelen ve adama

Tatlı bir huzur veren...

Sohbet ettiler sonra 

Yan yana uzandılar 

Yatakta sere serpe ve

Boylu boyunca...

Arka fonda müzik sesleri

Deldi geçti kalplerini...


Sonra ağladılar durmadan...

Sarıldılar ve uyudular.

Uyandılar ve tekrar sarıldılar;

Sanki bin yıllık bir masaldan

Dalmış gibi tatlı bir rüyaya..


Bir hayal gibi...

Bu yaşadıklarımız, dedi kadın. 

Sanki sen hep buradaydın da

Ben de hep yanındaydım. 

Birinin yanında ilk kez

Ağlıyorum hıçkıra hıçkıra...

Ve bağlandım sana ilk kez 

Seni gördüğüm o an'da

Sen nasıl güzel bir adamsın;

Ancak masallarda rastlanırsın.


Uzandılar bir kez daha yatağa...

Uzanırmış gibi mavi sonsuzluğa.

Kadının elleri dolaştı önce 

Adamın gri sakallarında

Sonra göğsünün kıllarında... 

Ağaçların gölgeleri altında 

Hafif bir imbat rüzgarı 

Gezindi yanaklarında

Masal bu ya...

Öpüştüler güneşin altında...

Bir daha ve bir daha...


Nevfel Baytar 

Temmuz 2025 

Kaş Antalya 



 




 







Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...