Ana içeriğe atla

Bir Yaz Rüyası

Bir Yaz Rüyası 


Deniz kokusu sinmiş saçlarına; 

Gün batımı dokunmuş vücuduna...

Ve hafifçe açılmış omzun 

Esen yaz rüzgarında...


Serin bir esinti geliyor sonra; 

Dokunuyor yüzüne ve alnına 

Deniz kokusu sarıyor ikimizi;

Nihavend bir şarkı çalıyor

Ta uzaklarda arka fonda...


Güneşte yanmış tenin

Gülümsüyorsun bana...

Gözlerin ışıldıyor 

Yakamozların dansında...


Buram buram geliyor 

Derinden ılık nefesin...

Ellerimde ellerin...

Gözlerin bu gece... 

Çok, ama çok, derin...


Dokunuyorum boynuna...

Düşüyor başın omzuma...

Giriyorsun koluma

Hiç bırakmadan sıkıca...


Sahile iniyoruz sonra

Çakılların arasından usulca 

Oturuyoruz kumsalda

Yanyana - loş gecenin koynuna...


Öpüyorsun orada beni 

Tutkuyla ve aşkla...

Gömlek düğmelerimi açıyorsun 

Ve ay ışığı vuruyor omzuma...


Minik buseler konduruyorsun

Boynuma, omzuma ve sırtıma, 

Usulca - ama bu kez 

Tutkuyla ve aşkla...

 

Ellerin geziyor vücudumda 

Ay ışığı şahit oluyor olanlara...

Gözlerin kısılıyor ve  

Dudakların aralanıyor ihtirasla...


Ve dinleniyor dudakların 

Tuz kokan dudaklarımda

Kenetlenmiş parmaklarımız

Ve ellerin terliyor avuçlarımda... 


Bronz tenini seyrediyorum 

Loş ışıkta - karamel tonlarda... 

Uzaktan geçiyor gemiler

Sen boylu boyunca

Uzanıyorsun ıssız kumsalda


Başın kucağımda

Sıcacık kumlar arasında 

İkimiz yok oluyoruz Aşk'la 

Meçhul bir sonsuzlukta...


Ben kayboluyorum gözlerinde 

Ve biz eriyoruz zamanda...

Dalgalar vuruyor sahile 

Ve ikimiz yitip gidiyoruz

Orada - o güzel an'da...


Ve sütlü bir karamel tadı 

Var ıslak dudaklarında...


Nevfel Baytar

27 Temmuz 2025 

Ankara

 








Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...