Ana içeriğe atla

Zamanın Kanatlarında

Zamanın Kanatlarında

Pazar Yazıları No: 039


Zaman ile ilgili o kadar çok deneme yazısı yazdım ki; Aristo'nun zaman algısından, tarihselci Hegel'e, zamanın ruhundan (Zeitgeist), çizgisel ve döngüsel bir kavram olarak zaman felsefine dair içine doğduğumuz bu kavramı anlama çabası içinde oldum. Mütemadiyen üstelik...


Özetle durum şu aslında: "Ne içindeyiz zamanın, ne de dışında..." Ne kaçabiliyoruz ondan, ne de onsuz yaşayabiliyoruz. İngilizlerin dediği gibi durum sadece şu aslında: "Time flies..."


Bugün oğlumla belki de Netflix'in en güzel dizisi olduğunu düşündüğüm ve bu konuda da eskiden yazı yazdığım, Ricky Gervais'in yazdığı mini dizi "After Life"ı izliyorduk. Galiba bu üçüncü veya dördüncü kez izleyişim. Hatta bugün o ölüm sahnesinde yine tutamadım kendimi ve ağladım...


Mezarlıktaki ikonik bank sohbetleri sahnesi sırasında bir cümle takıldı ekrana yaşlı bir çiftin mezarlık sohbeti esnasında. Oğluma durdurup durdurup üç kez okuttum cümleyi... Resimde gördüğünüz cümleyi. 


Eşi yillar önce vefat etmiş yaşlı adam (muhtemelen 70li yaşlarda) ölen eski eşinin mezarı başındaki bankta her gün oturan ve sükunet içinde dinlenen nispeten yaşlı hanımefendiye şöyle diyor sohbetin ilerleyen anlarında; 


Bunca yıldan sonra hayattan öğrendiğim her şeyi üç kelime ile özetlemem mümkün diyor yaşlı beyefendi: "Life goes on". Çok sevdiğim bir şair olan Robert Frost'tan alınma bir cümle aslında atıf yapılan bu şiir dizesi... Türkçesi de üç kelime: "Hayat devam ediyor..."


Hayatı hatırlattığı için olsa gerek ki, mezarlıklar beni cezbediyor hep. Belki sırf bu yüzden Stoacı filozof Seneca'nın sözünü durum cümlesi olarak taşıyorum yıllardır WhatsApp profilimde: Memento Mori, Memento Vivere... Ölümü hatırla, yaşamayı unutma...

Cesaret edersem bir gün sağ pazuma dövme yapmayı istediğim Latince söz de bu...


Yine belki de sırf bu yüzden bir zamanlar konferans için gittiğim efsanevi şehir Edinburgh'ta kalenin altında yer alan bir mezarlıkta hiç bir şey yapmadan oturmuştum bir bankta şapel'in yani başında kıpırdamadan, üstelik de saatler boyunca...


Evet, zaman akıyor. Hatta uçuyor. Ve biz onun kanatlarındaki birer telek gibiyiz. Uçuyoruz zamanın kanatlarında... Ama hayat devam ediyor zamanın kanatlarında... 


Iyi pazarlar.. 


Nevfel Baytar 

6 Temmuz 2025

Pazar - Ankara

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...