Ana içeriğe atla

Özletme Çok Kendini

Özletme Çok Kendini 


Özletme çok kendini;

Çıkıp çıkıp gel de yanıma.

Ben de koşarak geleyim sana.

Özledim seni deyip - beni her aradığında... 


Ey güzel!

Seviyorum seni - fazlasıyla...

Bu biçare meftun oldu sana - anlasana... 

Bir adam vuruldu kalbinden hem de yanı başında...


Seviyor işte seni!

Her mekanda ve her zamanda

Aklı sende kaldı - kalbi zaten ziyanlarda.

Artık pejmûrde geziyor sensiz bu sokaklarda...


Gönlü yanık - bir kor gibi...

Alevler alazlanıyor tam ortasında. 

Deli oluyor sana - işte bu güzel kadına; 

Seviyor seni hem divane hem de fütursuzca...


Şiirler yazdırıyorsun bu adama;

Şarkılar söylüyorum tek başıma odalarda... 

Her yerde hayalin yansıyor camlara ve aynalara

Sevişmelerimiz ve öpüşmelerimiz geliyor arada aklıma...


Rüzgarla bir çiçek kokusu esiyor

Sen geliveriyorsun sokakta o an aklıma 

Teninin kokusu tütüyor ta uzaktan burnumda

Gülümseyen dudakların buseler konduruyor boynuma. 


Bu kalp vuruldu sana; 

Seviyor seni delice bir tutkuyla

Çarpıyor yüreği yeniden senin Aşk'ınla 

Özlemin ne derinmiş meğer; dinmiyor sabahlara...


Ve sen çıkageldin bir anda

Hazan mevsimidir artık dediğim bir zamanda.

Sen en güzel mevsim; bir ilkbahar oluverdin bana

Bunu sakın unutma: Bu adam her gün her dem aşık sana..


Bitmiyor hicranın.

Yanıyor kalbimde...

Özletme çok kendini

Gel artık bir an önce; deli etme!


Nevfel Baytar 

28 Ağustos 2025

Ankara

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...