Ana içeriğe atla

Aşk'ta Nepotizm

Aşk'ta Nepotizm


Nepotizm aslında siyaset bilimine ait bir kavram. Bu uygulama maalesef evrensel bir kötüye kullanım şeklinde tezahür etmekte ve genellikle de “ailesinden ya da yakın çevresinden olan kişilere karşı haksızca avantaj sağlama” anlamına gelmekte. 


Demokrasiyi içsellestirmiş, rüşvet yemeyen ve nadiren adam kayıran bir kaç kuzey Avrupa ülkesi siyasetçisi dışında her toplumda nepotizm maalesef oldukça yaygın. Tamah ve özsaygı ile ilgili bir durum aslında. Terbiye, hak ve edep başlığı altındaki bir konu kayırmacılık yapmamak. Kaderimiz olan coğrafya da bu ahlak anlayışının şekillenmesinde nispeten etkili bir unsur.  


Ülkemizde bu adam "bizden" demek; aslında bizim tekkeden, bizim eteğini öptüğümüz şeyhimizin tarikatinden, bizim cafédeki okey batak dörtlüsünden, konken grubundan, eski derebeyliği mahallesinden, kısaca bizim siyasi görüşten, en çok da çıkar sakladığımız suyun başını tutmuş olanlara ve yüzdelik ile komisyonculuk yapıp hak yemeye yakın olanların aracılık yaptıklarına imtiyazĺı davralnın demek. Yani?


Diploması olmasa bile bizim hayta ve çakal yeğene sahte diploma, y*r*k kürek bir sertifka ayarlayın da, sorumsuz bu herifcik iş yerinde kendini yormadan gününü geçireceği (hatta iş yerine hiç uğramadan!) başını sallayıp maaşını alacağı hatta artı bir de ek gelirini yönetim kurulu vb üyeliklerden alacağı ve bir de üstelik garantili rahat bir yer ayarlayın da bi zahmet işe yerleştirin demek... Başkalarının hakkı? Sorun yok o konuda fetva sağ cepte... 


Eski tabir ile "hâmilî yakînîmdir" ya da yeni plaza dili ile de "referans", amiyane tabir ile ise "torpil, dayın amcan" demek nepotizm... Akıllı ve bu işi hak eden adamları da beyin göçü ile salavatlayın gitsinler gavur illerinde çalışınsınlar, bizim düşük kapasiteli veletlerin ekmeği ile oynamasınlar demek pratik uygulamada... 


Devlet bürokrasisi ve akademik camiaya uzun yıllardır ders veren ve bir kaç kere de (haddimi bilerek) sadece "kendi alanımdaki" konularda danışmanlık yapmış birisi olarak, nelere şahit oldum bu bataklık grisi rengindeki bürokrasi kenti Ankara'da bir bilseniz... Neler neler dönüyor "pay" ve "yüzdelik" komisyon adı altında...


Hatta çok ilginçtir ki yıllar önce Türkiye'de istisnasız hemen hepinizin çok iyi tanıdığı ve asla ismini burada zikretmeyeceĝim çok ünlü bir siyasetcinin "kültür ve sanat danışmanı" olmamı istemişlerdi. 


O dönemde konuya aracı olan arkadaşa, bu türdeki "kalibresi düşük adamlara" hizmet etmeyeceğimi söyleyerek teklifi reddetmiştim. Bana ısrar ederek: "abi sadece haftada bir ... ... ... başkan adına, onun imzası ile sanat, film, roman, vb alanlarda edebi yazı ve basına demeç metni yazıp paranı alacaksın gerisini boş ver paranı al git napcan etik davranmayı canım hocammm", demişti. Nazikçe teşekkür ederek o kişiyle ismimin anılmasını uygun bulmadığımı ilettim... Ve reddettim. 


Ki buradaki teklifte benim açımdan bir nepotizm durumu bile yoktu... Ta on beş yıl önceki sınırlı sanat bilgimden "danışman kisvesi altında" faydalanmak istemişlerdi... O parayı almak bana helal gelmedi... 


Buna benzer siyasette çok danışmanlık yapan bilgili ve kaliteli çok arkadaşım ve öğrencim var... Aslında ülke bu akil adamların ombudsmanlığı sayesinde ayakta duruyor. Perdenin arkasındaki gerçek kahramanlar işte bu teknokratlar... Fikri olup bunu alanına göre serdeden değerli insanlar. Onları da canı gönülden tebrik ediyorum. O adamlara rağmen işlerini iyi yapıyorlar...


Artık ben bir birey olarak, bu coğrafyalardaki temsili  demokrasiye değil yönetim biçimi olarak meritokrasiye inanıyorum. Stoacı bir bakış açısıyla, siyasi ahlaklılığın hala en güzel erdem olduğuna kalben katılıyorum... Bunlar tamamen ayrı konular... Bu kadar sahte diploma vakası olunca, tutamadım kendimi... 


Peki neden Aşk'ta Nepotizm? 


Aşkta nepotizm, genellikle “ailesinden ya da yakın çevresinden olan kişilere karşı haksızca avantaj sağlama” anlamına gelir. Yani, bir kişi sevgililik, evlilik veya romantik ilişkilerde, özellikle kendi ailesi, akrabaları veya yakın arkadaşları söz konusu olduğunda, objektif davranmayıp kendi değil de onların lehine kayırmacılık yaparsa, buna aşkta nepotizm denebilir. Bu kavramı ben dile katmak istiyorum. 


Aşkta Nepotizm Nasıl Olur? Burada aslında dört tür kayırmadan bahsedilebilir. Bunlar bazen bilinçli,  bazen gayr-i ihtiyari, bazen de sosyo-genetik kodlarımıza işlenmiş biçimde tezahür ediyor olabilir. 


1) Aile Onayıyla Kayırma: Aile büyükleri ya da çevre, kendi akrabalarına veya tanıdıklarına öncelik verir, başka insanlara şans tanımaz. Örnek verecek olursak: Ahmet, ailesinin baskısıyla sadece akrabalarından birini sevgili olarak seçmek zorunda kalır. Gerçekte Ahmet başka birini seviyordur ama aile “bizim akrabamız olması önemli” diyerek onu zorlar. Biraz eski diyebilirsiniz ama değil. Hala yaygın...


2) Sevgili veya Eş Seçiminde Aile Kayırmacılığı: Biri, ailesinin ya da yakın çevresinin istediği kişiyle ilişkiye başlar ya da zorlanır, gerçek hislerinden çok “ailesinin istediği” yönünde hareket eder. Misal, diyelim ki Ayşe, sevgilisiyle tanışırken ailesi onun en yakın arkadaşı olan kuzenini hep ön plana çıkarır ve Ayşe'nin başka arkadaşlarıyla tanışmasını engeller. Fena fitne fücur değil mi? Tam bir Kızılcık Şurubu final sezonu bölümü gibi... 


3) İlişkide Adaletsizlik: Partnerlerin aileleri arasında, akraba veya dost olan taraf daha fazla destek veya kolaylık görürken diğer taraf ihmal edilir. Örneğin: Bir çiftin aileleri, evlilikte sadece kendi çocuklarının veya torunlarının aileden gelen tekliflerini destekler, dışarıdan gelen tekliflere karşı çıkarak, eş seçimini dar bir çevreye hapsetmeye çalışır. Bu artık pek yaygın değil sanki? Anadolu'da devam ediyor olabilir.


4) Sosyal Çevre Kayırmacılığı: Ortak arkadaş gruplarında ya da sosyal çevrede, aileden veya akrabalardan olanlar ilişki veya flört sürecinde daha avantajlı tutulur. Diyelim bir sevgilinin ailesi, kendi akrabalarından olan sevgiliyi her konuda destekler, diğer sevgiliyi görmezden gelir, bu da ilişkide dengesizlik ve çatışmaya yol açar. Tam bir Türk dizisi senaryosu gibi?


Kısaca, aşkta nepotizm, objektif olmayan, kayırmacı ve haksız bir tutumdur; gerçek duygular yerine aile veya akrabalık ilişkilerine öncelik verilmesiyle ortaya çıkabilir.


Özetle sevgide kayırmacılığı önlemenin en güzel yolu, kendi kalbinizin sesini dinlemekten geçiyor sanki... Çevreye ve onların travmatik ilişkilerinden mütevellit olumsuz tecrübelere pek prim vermeden Aşk'ta kendi yolunuzu çizmeye çalışın. 


Şüphesiz kalp en güzel rehberdir. O kimseyi beyhude kayırmaz. Gönülden gönüle giden yolu hüsn-ü kabûl ile bulur. Sadece kalp kendi iç sesine nepotizm uygular. Ve belki de bu yüzdendir ki hata yapar ama tecrübe de kazanır. Öğrenir ve daha güzel sevmeye ve sevdiğini de kayırmaya başlar. Ve kalp konağındaki en güzel odayı da sevgiliye verir.


Güzel bir haftaya merhaba demek üzere iyi pazarlar...


10 Ağustos 2025 

Ankara...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...