Ana içeriğe atla

Kahramanın Yolculuğu

Pazar Yazıları No: 017

Kahramanın Yolculuğu 


Bugün 22 Aralık ve dün teknik olarak, (Einstein'ın zamanın görecelik teoreminden ayrı biçimde elbette), yılın en uzun gecesinin ardından (21 Aralık) resmi olarak Oğlak dönencesiyle birlikte güneş ışınlarının yeryüzüne dik gelmesinin de etkisiyle olsa gerek, bu tarih ile birlikte güney yarım kürede yaz, kuzey yarım kürede kış başlangıcı oldu. Ortaokul ve liselerde öğretilen coğrafya bilgisini paylaşıyorum sizlerle sadece...


Ve bu tarihten itibaren kuzey yarım kürede gündüzler uzamaya (kış gündönümü) güney yarım kürede tam tersine kısalmaya (Yaz gündönümü) başlar. Özetle, yılın en kısa gündüzü ve en uzun gecesi 21 Aralık'ta yaşanır. Zaman dualist biçimde tersine akmaya başlar.  Vücudumuz da biyolojik saatlerimizi yeniden kurmaya başlar ve bu dairesel (cyclical) zaman algısını çizgisel (linear) anlatmak için insanların geliştirdiği zaman dilimlerini (gün, ay ve yıl  sadece) tekrar tekrar yaşamaya devam ederiz bu döngüsellik içerisinde. 


Evrende ve içinde yaşadığımız güneş sistemi içinde aslında çok daha büyük ve uzun zaman dilimlerinin olduğu bir gerçek; ancak bu uzun döngüleri tecrübe etmeye fizyolojik acziyetimiz ve fani birer bedende yaratılmış olmamız hasebiyle hiç birimizin ömrü vefa etmiyor. Sadece bilimsel metin olarak astronomi ve astofizik kitaplarında ve kurgusal olarak da çok eski kadîm öykü, mitoloji ve kurgu fastastik romanlarda veya bir takım ezoterik dini metinlerde rastlıyoruz böyle zaman ötesi zaman algılarına. 


Bunu neden anlatma ihtiyacı hissettim derseniz, konu sadece birer birey olarak biz Adem oğullarının ve Havva kızlarının değil, aynı zamanda da evrenin döngüsel realitesi ile kaçınılmaz biçimde zoraki bir uyum içinde olduğumuza binaen, bu dairesel hareketin izlerini hayatımızın her yerinde görmemiz ve hissetmemiz ile ilgili. Yazılı ve sözlü edebiyat dünyasına da ister istemez bu dairesel kurgu yansıyor. Kahramanın da olay örgüsü içerisinde hem ruhsal hem de zihinsel olarak geliştiği ve başladığı noktaya farklı bir birey olarak dönüşüm geçirip evrildiği döngüsel bir yolculuğu var. (Hepimizin olduğu gibi).


Öyküye ilgi duyan ve yazma isteği içinde olan bir birey olarak uzun zamandır ilgilendiğim bir konu bu. Öykünüzde yarattığınız bir kahraman - bu evrensel ilkeler çerçevesinde kurgulandığı vakit - edebi yazın dünyasında kahramanın gelişimi nasıl tasarlanmalı sorusu? Bu nedenle biraz konuyu araştırıyorum kendimce farklı kaynaklara bakarak. Aslında Ingiliz Dili Edebiyatı masteri yaparken, "Intergeneric Relationships of Genres" başlıklı bir doktora dersi almıştım; edebiyat eleştirisi ve kuramları ve edebiyat türlerinin çıkışına dair... Roland Barthes'ten teori okuyup, Don Kişot roman analizi yapmıştık. Sonrasında da semiotics (göstergebilim) dersinde başka başka roman analizi yapmıştık... Ama fantastik ve mitolojik kurgularda neredeyse üst çatı hep aynı.  En iyi romanlarda bu döngüsellik her daim var olagelmiş - hem de yüzyıllardır...


Peki nedir Kahramanın Yolculuğu ve nasıl bir yol takip eder? Bundan sonrası biraz bilgi ve analiz anlatımı: 


"Kahramanın Yolculuğu" (Edebiyat ve mitoloji teorisyeni Joseph Campbell tarafından geliştirilen "monomit" kavramı aslında) bir edebi kavram özünde ve bir kahramanın macerasını anlatan evrensel bir hikâye yapısı. J. Campbell, bu yapıyı dünya mitolojilerinden elde ettiği ortak motiflerle oluşturmuş. Yani öyküleri analiz etmiş.  Bu döngüsel öykülemeyi ise, yani Kahramanın Yolculuğunun, genellikle üç ana bölüm ve bu bölümlere bağlı 12 aşamadan oluştuğunu gözlemlenmiş:


Kahramanın Yolculuğunun Aşamaları Nelerdir?


1. Ayrılış (Departure)

Olağan Dünya: Kahramanın hikâyenin başındaki sıradan yaşamı.Örnek: Frodo’nun Shire’daki huzurlu yaşamı (Yüzüklerin Efendisi).

Macera Çağrısı: Kahramanın sıradan dünyasından çıkıp bilinmeyene adım atma çağrısı.Örnek: Harry Potter’ın Hogwarts’tan gelen mektubu (Harry Potter).

Çağrının Reddedilmesi: Kahramanın korku ya da güvensizlik nedeniyle görevi reddetmesi.Örnek: Simba’nın babasının ölümünden sonra Pride Rock’a dönmek istememesi (Aslan Kral).

Mentor ile Tanışma: Kahramanın bilge bir rehberle karşılaşması.Örnek: Gandalf’ın Frodo’ya rehberlik etmesi (Yüzüklerin Efendisi).

İlk Eşiği Geçiş: Kahramanın bilinmeyen dünyaya adım atması.Örnek: Neo’nun Morpheus’un kırmızı hapını alarak Matrix’e giriş yapması (Matrix).


2. Başlangıç (Initiation)

Müttefikler, Düşmanlar ve Denemeler: Kahraman yeni dünyada zorluklarla, dostlarla ve düşmanlarla yüzleşir.Örnek: Katniss’in Arena’da hayatta kalma mücadelesi (Açlık Oyunları).

En Derin Mağara: Kahramanın en büyük korkusuyla yüzleştiği an.Örnek: Luke Skywalker’ın Darth Vader ile yüzleşmesi (Yıldız Savaşları).

Büyük Sınav: Kahramanın en büyük testi geçip ödülü kazandığı an.Örnek: Harry’nin Voldemort’u yenmesi (Harry Potter ve Ölüm Yadigârları).

Ödül (Elixir): Kahramanın sınavı geçip elde ettiği ödül.Örnek: Frodo’nun yüzüğü yok etmesi (Yüzüklerin Efendisi).


3. Dönüş (Return)

Dönüş Yolculuğu: Kahramanın sıradan dünyaya geri dönüşü.Örnek: Dorothy’nin Kansas’a geri dönmesi (Oz Büyücüsü).

Dönüşün Reddedilmesi: Kahramanın elde ettiği bilgiyi paylaşmak istememesi.Örnek: Frodo’nun Shire’daki hayata uyum sağlayamaması.

Efendi Olma: Kahramanın hem sıradan hem de bilinmeyen dünyayı anlaması ve birleştirmesi.Örnek: Simba’nın Pride Rock’ın kralı olması.


Bundan sonra sormamız gereken iki soru daha var. 


İyi Bir Fantastik Kurgu Romanının Unsurları Ne Olmalı? 

Zengin ve Tutarlı Dünya: Ayrıntılı bir dünya inşası (coğrafya, tarih, kültür).Örnek: Tolkien’in Orta Dünya’sı.

Unutulmaz Karakterler: Karmaşık, gelişen kahramanlar ve derin düşmanlar.Örnek: Frodo, Gollum, Sauron (Yüzüklerin Efendisi).

Epik Bir Yolculuk: Kahramanın fiziksel ve duygusal dönüşümü.Örnek: Eragon’un ejderha binicisi olma yolculuğu (Miras Döngüsü).

Evrensel Temalar: İyilik-kötülük, fedakârlık, dostluk, cesaret gibi temalar.

Mitolojik ve Arketipik Motifler: Kahramanın yolculuğu gibi evrensel hikâye yapıları.

Büyü ve Gizem: Kurgu dünyaya özgü büyü, doğaüstü varlıklar ve sırlar.


Mitolojik Hikâyelerde Kahramanın Yolculuğu Nereden Nereye ilerler?

Theseus’un Minotor’u Öldürmesi (Yunan Mitolojisi):

Theseus’un olağan dünyası Atina’dır.

Labirente girerek bilinmeyene adım atar ve Minotor’u yener.

Atina’ya dönerek halkını kurtarır.


Prometheus’un Ateşi Çalması (Yunan Mitolojisi):

Olağan dünyası Titanlar arasında yaşamasıdır.

Tanrılardan ateşi çalarak insanlığa bilgi getirir.

Cezalandırılması, kahramanın ödülün bedelini ödemesidir.


Gilgameş Destanı (Mezopotamya Mitolojisi):

Bilgelik arayışı için yola çıkan Gilgameş, ölümsüzlüğün sırrını arar.

Yolculuğunda dostluk, kayıp ve bilgelik gibi evrensel temaları keşfeder.


Kral Arthur’un Excalibur’u (Kelt Mitolojisi):

Arthur, Excalibur’u elde ederek kahraman yolculuğuna başlar.

Yuvarlak Masa Şövalyeleri ile maceralara atılır.

Camelot’un düşüşü ile trajik sona ulaşır.


Sümer Tanrısı İnanna’nın Yeraltı Yolculuğu:

İnanna, yeraltı dünyasına inerek ölüm ve yeniden doğumu deneyimler.

Dönüşüyle beraber yaşam döngüsünü temsil eder.


Bu yapı, fantastik kurguya olduğu kadar modern sinema ve romanlara da ilham vermiştir. Senaryo veya roman yazarken, kahramanın yolculuğunu temel alarak hem evrensel hem de özgün bir hikâye inşa edebilirsiniz. Star Wars serisini çeken George Lucas'ın Campbell'den çok etkilendiğini ve hikayesini sonra tamamladığı ile ilgili bir dizi röportaj izledim son zamanlarda. 


Kısaca döngüsellik içinde bir dönüşümü barındırmak zorunda. Heraclitus'un dediği gibi bir nehirde iki kez yıkanmak mümkün değil. Her şey değişiyor. Aslolan bu değişimi aktarmak. Kahraman neye evrilmek istiyor? Sorumuz bu olmalı. 


Kendi yolculuğunu yapan tüm fanilere sorum bu: Quo Vadis? Nereye? Neye dönüşümün kavgasını yaşıyoruz içimizde?  


Iyi pazarlar ve haftaya pazar görüşmek ümidiyle.   


22 Aralık 2024 

Pazar Ankara. 



Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...