Zebaniler Rüşvet Yer mi?
Çok uzun süredir aklıma takılan sorulardan birisi bu. Bu konu üç farklı açıdan ele alınmalı. Önce "serbest çağrışım yöntemi" (free-association) kullanarak ne demek istediğimi açıklamaya çalışacağım.
Geçen yaz Marmaris'e gitmiştim eski bir Muğlalı olarak. Çok sevdiğim eski bir arkadaşımla görüştükten sonra tek başıma Marmaris Kalesinin içinde yer alan küçük müzeyi ziyarete gittim bir müzesever olarak. Orada bir lahit üzerine yazılmış Latince bir deyiş vardı. Aynı yazıyı Hatay Müzesinde de görebilirsiniz. Seneca'ya ait bir söz idi mermere kazınan yazı. Hatta tıpkı "Memento Mori, Memento Viveri" gibi dövme olarak sağ kola bile yaptırılabilir diye geçmişti o anda içimden yazıyı gördüğüm anda:
"Omnia mors aeqeuat", yani "ölüm herşeyi eşitler!" Çok dokundu ve çok düşündürdü o yazı beni orada ve uzun süre yazıya çakılı kaldım. "Death is the greatest equaliser", denebilir İngilizceye çevirirken. Yani ölüm herkese aynı mesafededir. Zengin, fakir, kral, sultan köle, cariye, kadın, erkek, çocuk, sağlıklı ve hasta demeden, sizin milliyet, uyruk, sosyal statü, zeka ve mesleğinize bakmaksızın sizi alır ve götürür öteki diyara. Yani dini terminoloji kullanarak ifade edecek olursak: "her nefis ölümü tadacaktır", Steve Jobs'ın Standard Üniversitsi mezuniyet töreninde ölüme dair açıklamalar yaptığı kapanış konuşmasında dediği gibi bundan kaçmayı başaran canlı henüz olmadı: "Her gün bugün sanki son gününüz gibi yaşarsanız bir gün mutlaka haklı çıkacaksınız!
Bu konunun birinci kısmı idi. Ölmeden önceki duruma dair bir tespit. İkinci konu ise ölüm sonrası ile ilgili. Ölüm sonrası yaşama inanmıyor olabilirsiniz, ki tartışmaya açık bir konu pek çok kişi icin. Aslında bununla ilgili "Mahşerin İlk Yedi Günü" diye fantastik kurgu bir roman yazma sürecindeyim. Yedi günün 4. Gününde tıkandım. İlham gitti. Çok okuma yapmam gerekiyor bu konuda farklı din ve inanışlara dair. İşin ilginç tarafı monoteist ve semavî Yahudilik öteki dünyaya inanmıyor inanç sistemi olarak. Klâsik sorudur ölünce ne olacağız? Sadece biyolojik olarak ruhtan arındırılmış insana kimyasal bir karışım olarak bakarsanız neticede toprağa karışıp gübre; azot ve fosfat olarak iş yapıyor olacağız. Ama çoğu inanç sistemi daha büyük şeyler bekliyor ölüm sonrası için, Budistler, Şamanlar, Hristiyanlar ve Müslümanlar ve pek çok mitoloji buna dair pek çok kıssa ve öykü ile dolu. Bu başlı başına bir araştırma konusu. Onlarca kitap yazılır bu konuda...
Üçüncü kısımda ise biz insanoğlu dışında kalan "diğer" yaratılmışlar/yaratıklar var. Muhtemelen göremediğimiz ve bu yüzden de inanmak istemediğimiz şeyler bunlar. Dört büyük melek ile başlayıp, her tür irili ufaklı işi yapan küçük melekler, itaatkar ve isyankar cinler, yeraltı cüceleri, hayaletler, periler, Hades, Osiris, ejderhalar, vs vs türlerin olduğu ama bizim görme alanımızın ve algı frekansımız ötesinde kalan diğer "şeyler". Şeytan, İblis, Deccal, Lusifer, benzeri kötücül şeyler de bu kategoride. Nasıl inanmak isterseniz öyle kabulleniyor veya ret ediyorsunuz bunları. İnanç neticede...
Zebaniler ise cehennem bekçileri. Tahminimce güçlü ve iri yarı yaratıklar bunlar. Aklımda bir tasvir var onlara dair Osmanlıca yazılmış bir kitaptaki resimlerden etkilenerek oluştu bu imgeler aklımda... Sadece kendine söyleneni yapmakla mükellef ve belki de sadece bunun için yaratılmış ve muhtemelen de ateşe dayanıklı türler bunlar. Ezoterik metinleri, Havas ilmini sevenler muhtemelen çok daha detaylı bilgilere sahipler. Şibli'nin kitabı ilginç bir okuma sunabilir meraklılarına bu anlamda.
Konumuza dönecek olursak, zebanilerin rüşvet kabul ettiğini zannetmiyorum. Muhtemelen verilen rüşveti de alevleri körüklemek için kullanmayı tercih edeceklerdir görev bilinciyle... Odun olarak atacaklar alevlerin arasına Gayya kuyularının kenarından... Sonuçta işleri bu, ne yapsınlar itaat etmek için yaratılmışlar. Para onlar için Harari bin dediği gibi soyut ve fiktif bir kavram. Bir değeri yok yeşil kağıtların. Yenmez içilmez o sıcakta 🫣.
İnanmak ve iman etmek ve inandığını düşünmek arasında çok ciddi ve keskin kırmızı çizgiler var. En önemli günahlardan bir tanesi de hırsızlık ve hakkı olmayan şeylere el koymak. Hakkı olmayanı kendine mal etmek...
O nedenle hiç bir inanç sahibinin zebanileri ikna edeceğini düşünmüyorum. Bu konu inanç felsefesine ters en başta.
O nedenle her inanan veya inanmayan ama ahlâk sahibi her bir insan dikkatli olmalı - özellikle de hak yeme konusunda.
Güzel bir gün olsun, haksızlıklardan berî...
Yorumlar
Yorum Gönder