Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kadîm Dostluklar Üzerine...

Kadîm Dostluklar Üzerine  Kadîm dostluk nedir?  Sözlüğe baktığınızda 'kadîm' sözcüğünün; "başlangıcı geçmişin derinliklerinde bulunan, pek çok eskiye uzanan, öncesiz" anlamına gelen bir sıfat olduğunu görüyoruz. Bu sıfatı söz öbeği (lexis) bağlamında en çok dost ve dostluk kelimesi ile yanyana görüyoruz.   Kadîm kelimesi etimolojik olarak Arapça kökenli bir sözcük aslında ve "ilk, asıl, varlığının başı ve öncesi olmayan, başlangıç" gibi anlamlara gelir. Zannediyorum 'kadem' ve 'kademe' sözcükleri de bu aynı kök kelime grubundan türevleniyor. Temelli ve adım ile ilintili sözcükler. Kadîm kelimesi, özetle bir şeyin kökenine, başlangıcına veya ilk varoluşuna işaret etmekte.  Kadîm dostlar deyince, eminim çoğumuzun aklına bir kaç dostumuz geldi. Kimi ilkokuldan, kimi liseden, kimi üniversiteden, kimi iş yerinden, kimi de farklı iletişim mecralarından edindiğimiz ve hayatımıza girmiş eski dostlar. Baki kalan dostluklar arasındalar. Bu ...

Sen Kimsin

Ben Kimim? Dün, "Dünya Erkekler Günü" imiş.  Ben de sosyal medyada bir haber sitesinde gördüm böyle bir günün olduğunu. Var olduğunu duymuştum elbette. 8 Mart tarihi ile karşılaştırınca, 19 Kasım neredeyse hiç birimize - hatta biz erkeklere bile - pek de anlamlı gelmiyor, değil mi? Zaten hayat erkeklere güzel diyenler var muhtemelen aranızda, bir de onların gününü mü kutlayalım da durup dururken icat çıkarıp bir de iş mi alalım başımıza? İşte bu bir bakış açısı ve cinsiyetlerin birbirlerinin ve kendi kimliklerini algılama konusu.  Bir itiraf ile başlayayım ben kimim sorusuna...Kitap okuma ve aldığı kitabı bitir(eme)me sorunsalım ile. Kütüphanem(iz)de okunmayı bekleyen onlarca kitap var. Zamanında arşivci bir refleks ile satın aldığım ve (bir gün?) okumayı hayal ettiğim pek çok yorgun ve bitkin kitap...  MoonReader diye bir e-kitap okuma programı kullanıyorum telefonumda (Amazon Kindle benzeri) epub ve pdf dosyalarını açan ve dilerseniz sesli olarak okuyan - bu...

Açık Kapılarımız

Açık Kapılarımız Pazar Yazıları No 012 Uzun zaman sonra (aslında aylar sonra) tekrar merhaba. Pek çok açıdan çok yoğun bir çalışma dönemi içerinde idim "kaybolduğum" dönemde. Hem de çok yoğun biçimde, hem okulda yüzyüze hem de özel dersler ve kurslar verdim. En yoğun geçen ders verme dönemlerindeki haftalarda bazen günde 8-10 saat haftada bazen 45 saat derse girdiğim dönemler oldu.  Bunun dışında akşamları dersten arta kalan vakitlerde bol bol yerli ve yabancı dizi ve film izledik Youtube, Netflix, Amazon Prime gibi platformlarda eşim ile birlikte. Komedi dizileri onca dersin üstüne zihni boşaltma anlamında çok iyi geldi bize...  Her fırsatta bol bol seyahat ettik. Yeni destinasyon olarak belirlediğimiz Ankara'ya en yakın deniz olan Akçakoca, bir rutin olarak gittiğimiz İstanbul ve sıla i rahim olan Kütahya ziyaretleri ve de uluslararası satranç turnuvası sebebiyle kendine eşlik edip bir yandan da oğlumla kaçamak bir tatil yaptığımız Hırvatistan macerası da bu...

Digital Detox

Dijital Detoks  Üç hafta sonra tekrar merhabalar.  Kendime verdiğim sözü tuttum ve tam 20 gün boyunca hiç sosyal medya kullanmadım. Yıllar önce çok daha uzun aralıklar ile (rekorum iki yıl) ve ara sıra kısa dönemler ile yaptığım bir tür sosyal medya diyeti bu - özetle bir tür kişisel teknolojik arınma da denebilir dijital detoks için...  Dürüstçe ifade etmek gerekirse, sosyal medya kullanmamanın faydasını ziadesiyle gördüm bu süreçte - birazdan anlatacağım bu artı zaman ile kazandığım ekstra vakit sürecini nasıl değerlendirdiğimi. Ama akademik olarak  önce kavramın derinine inmek gerek... Dijital detoks İngilizce kökenli iki sözcük. Ustelik her ikisi de İngiliz diline etimolojik köken olarak oldukça yeni girmiş sözcükler. Terminolojik olarak henüz yüz yaşında bile değiller.  Maaleseftir ki, her ikisi de gelişen teknoloji ile birlikte hayatımıza fazlasıyla hem dahil hem de müdahil oldular. Yine de teknoloji ve diyet konusuna iyi tarafından bakmakta fa...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...

Boycott

Boycott Bu aralar sosyal medyada dolaşan bir kampanya var, bu hafta sonu için (20-21 Nisan 2024) yapılması planlanan. Fahiş fiyatla içecek ve yiyecek satan cafe, restaurant, bistro, pub??? tarzı yerleri boykot ederek ve iki gün boyunca tüketim yapmayarak, "kayıkçı" esnafa ders vermeyi amaçlayan yüce gönüllü bir boykot çağrısı bu... Uyacağız elbette.  Bu tip toplumsal hareketler özünde ve son tahlilde toplumsal bilincin ve birlikte hareket etmenin gücünü hissettirmek anlamında işe yarayabilecek girişimler. Ama benim daha derin endişelerim var kavramların anlaşılmasına dair basit ve naçizane sosyolojik gözlemlerim. Paylaşmak isterim bir Pazar günü kadar kutsal olan bu Cuma gününde... Yarın da kutsal bir gün aslında. Bir Cumartesi bizi bekliyor... Etimolojik olarak baktığınızda boykot, linç, grev, propoganda, miting, vb kavramlar daha çok batı kökenli özgürlük arayışları ve isyan emareleri. Ne kadar ilginçtir ki boykot ve linç kelimeleri aslında bu eylemleri ilk başl...

La Edri

Üstadım, Abim ve Büyüğüm "Lâ Edri"... Güzel özlü sözler okumayı, her Insragtram fanisi gibi onlardan kendimce ve kendime kadar hayat dersleri çıkarmayı seviyorum. Bazen bir sözü çok beyendiysem de (de ayrı), nadirce de olsam paylaşmayıda (da bitişik !) seviyom ben. Gözel özlü sözleri çok küsel arka foncuklarla ve ressimlernen (pazen de güzel müsiklernen) süsleyen ve sıkça takib yapdığım bir kaç adet hesab var. Bu hesablarda yazıların altında meşhur yazar La Edri ismiyle sıkça karşılaşır oldum.  İşin ilginç tarafı ise, Lâ Edri ismindeki bilge kişinin, birbirlerinden çok farklı alanlarda söylediği sözlerinin her birinin hikmet ve yoğun kadim bir bilgelik ile dolu olması beni hem çok şaşırtıyor hem de için için kıskandırıyordu. Bir insan, üstelik de aynı kişi nasıl olabiliyor da bunca güzel sözü aynı anda söylebiliyordu ki? Bu naasssıl mümkünümsü olabilirdi kine ki? Ayrıca La Edri isminin çok estetik olması ve kulağa da çok karizmantik gelmesi ben de çok farklı tahay...