Ana içeriğe atla

Öğretmenler Gününde Küçük Prens'e Dair

Küçük Prens'e Dair

Pazar Yazıları No: 056


Küçük Prens, zannederim beni hayatımda en çok etkileyen üç dört öykü/romandan birisi. Bulduğum her fırsatta tekrar tekrar okuduğum ve her okuduğumda da yeniden kendimi, çocukluğumu ve hayata bakışımı sorgulatan eserlerden birisi. Boyutuna ve resimli bir çocuk kitabı gibi görünmesine rağmen Latince tabir ile tam bir magnum opus. 


Bu kitabı zannederim ilk kez otuzlu yaşlarımın ortasında okudum. Tarancı'nın da tam dediği gibi Dante gibi ortasındayız ömrün dediği dönemde. Benim için hayata dair pek çok önemli kararı alma  arefesinde olduğum yaşlarda. 


Bazı çok önemli kararlarımı ancak Küçük Prens'i bir kez daha okuduktan sonra almıştım. Bana o dönem bir öğretmen gibi yol göstermiş ve bir ışık tutmuştu. Fark ettiyseniz ismi bile yok küçük prensin? İşin ilginç tarafı da aslında İkinci Dünya Savaşında bir savaş pilotu olan ve savaşta uçağı vurulan ve cesedi hiç bulunamayan ve ölümü de tuhaf biçimde gerçekleşen Antoine de Saint-Exupéry'in en ünlü eseri. Her ne kadar Jose Mauro de Vascogörüns'un Şeker Portakalı gibi bir çocuk öyküsü görünse de, tamamen büyükleri kalbinden vuran eserler bunlar. Birer dünya çocuk klasiği. 


Bu yazıyı bir pazar günü değil ama 24 Kasım Öğretmenler Gününde yazmak istedim... Bunu da öğrencilerinden daha çok şey öğrenen bir öğretmen olarak yapıyorum. Büyümüş ama küçük kalmak isteyen bir masum çocuk kalbiyle kalmayı umarak...


Bu vesileyle sizlere Küçük Prens’ten En Vurucu 20 Alıntı derledim. Benim favori beşlim şöyle: 1, 3, 5, 11 ve elbette 18... Zannederim benim için 16 ve 20 de bonus... 



1. “İnsan ancak yüreğiyle baktığında doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gereken göze görünmez.”


2. “Gülüne harcadığın zaman, onu bu kadar önemli kılar.”


3. “Bütün büyükler bir zamanlar çocuktular… Ama bunu pek azı hatırlar.”


4. “Sorumlusun… Gülün için sorumlusun.”


5. “Çölde güzel olan, bir yerlerinde bir kuyu saklamasıdır.”


6. “Benim için yıldızların hepsi gülecek… Çünkü ben onlarda yaşayacağım.”


7. “İnsanlar artık hiçbir şeyi anlamaya vakit ayırmıyor.”


8. “Büyükler sayılara bayılırlar.”


9. “Sahip olduğun tek bir gül bile bütün yıldızları senin gülüşün yapar.”


10. “Gözler kördür. İnsan kalbiyle aramalıdır.”


11. “Bazen birini sevmek, ona alışmak demektir.”


12. “Dünya garip bir yerdir.”


13. “İnsanı yıldızların altında düşündüren şey, arkadaşlığın izidir.”


14. “Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan çok daha zordur.”


15. “Çocuklar büyüklere karşı çok anlayışlıdır.”


16. “Bir gün, bir gül için bütün evreni dolaştığını fark edersin.”


17. “İnsanlar trenlere doluşuyorlar ama ne aradıklarını bilmiyorlar.”


18. “Bir yıldızın altında, sevdiğin birinin yaşadığını bilmek her şeyi değiştirir.”


19. “Her insanın bir yıldızı vardır; kimisinin bir rehber, kimisinin bir ışık…”


20. “Ayrılık geldiğinde, geriye sevdiğin şeylere verdiğin emek kalır.”


Ya sizlerin ki?


24 Kasım 2025

Ankara

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...