Ana içeriğe atla

Neden Sezen Şarkıları

Neden Sezen Şarkıları? 

Pazar Yazıları No: 046


Ben 12.12.1969 doğumlu bir adamım. 56 yıldır (yurt dışı tatiller ve kısa bir yurt dışı öğretim görevliliğim hariç) bu ülkede yaşıyor ve bu ülkedeki dili kullanarak kendimce, okuyup yazmaya çalışıyorum.


İşim gereği çoğu zaman kitapları İngilizce okuyup, akademik editörlük işlerini İngilizce yazıyorum, Türkçe'den İngilizce'ye akademik bazen de edebi çeviriler yapıyorum (yapay zekaya rağmen) ama genelde de bunları yaparken bile arka fonda Türk pop müziğini dinlemeyi seviyorum. Yeni nesilden özür dileyerek rap ve gürültülü müzikleri sevmedim ve sevemiyorum...


Çeyrek asır önce yeni millenyuma girerken (01. 01. 2000) bir Türk pop müzik kanalı son yüzyılın en iyi 100 şarkısını seçmiş ve sırayla çalıyordu o gün boyu ve tarihler 31 Aralık 1999u gösteriyordu Ankara'da... 


Ne ilginçtir ki o gün çalan şarkıların neredeyse yüzde 40ı Sezen Aksu'ya aitti onun dışındaki yirmi kadar şarkı da aslında Sezen Aksu'nun olup başka (nispeten daha genç ve onunla teşrik-i mesai yapmış ya da rahle-i tedrisatından geçmiş) genç ve vokalist popçuların seslendirdiği şarkılardan oluşuyordu... Özetle Sezen şarkıları koca bir devre damgasını vurmuştu. 


Sezen şarkıları bizi yakmaya ve kalbimizden vurmaya devam ediyor ve şimdi olduğu gibi uzun yıllar sonra da "cover album" denilen formatta çalınmaya ve söylenmeye devam edecek. TRT Radyoda N40 adlı programda haftanın en çok çalınan şarkıları var her hafta. Orada bile hala eski Sezen şarkılarının yeni versiyonları çalıyor... Durum buydu ve böyle olmaya da devam edecek... Bu yürek işi çünkü...


Şu anda sakin bir Pazar günü arka fonda seçme en iyi Sezen şarkıları eşliğinde bu yazıyı yazıyorum ve her şarkı beni kanatlarına alıp başka bir diyara götürüyor. Hatıralar geliyor gözümün önüne; başka şehirler, öğrencilik günlerim, yaşadıklarım, her şarkıda çağrışan ortamlar (güçlü bir hafızanın laneti üzerinizde olunca hele...), koku, manzaralar, sesler, sohbetler, gülümsemeler,  acı tatlı hatıralar, araba kullanılan yollarla ve şehirler ile özdeşleşmiş şarkılar çınlıyor kulaklarımda... Yüreğim yanıyor duygusal bir adam olarak...


Sesi çok kötü olan, şarkı söyleyemeyen, her daim detone sesiyle şarkılara eşlik bile edemeyen, herhangi bir müzik aleti bile çalamayan ve elbette müzik yapmayı bilmeyen biri olarak Sezen şarkılarını çok seviyorum. Evrensel olan o duyguyu yakalamış olmak tıpkı iyi bir klasik eser yazmak roman ve şiir kaleme almak gibi... 13 yüzyılda Yunus Emre neyse, yüzyıllardır Anadolu da türküler neyse, 20. yüzyılın son çeyreğinden bu güne Sezen'de o demek benim neslinden olan bir Türk için.


Neden Sezen şarkıları dersem, zannederim yedi ana başlık sayabilirim:


Sezen Aksu şarkıları, (1) evrensel duygulara dokunarak (2) sadelik ve derinliği birleştiren, (3) şiirsellik ile gündelik dili harmanlayan, (4) samimi bir anlatım sunan, (5) kültürel kodlarla uyumlu, (6) güçlü yorumuyla pekişen ve (7) bireysel acıları toplumsal hafızaya taşıyan eserler olması onu öne çıkartıyor... Elbette tüm bunları güçlü bir yorum ve duru bir ses ile birleştiriyor Sezen...


Örneğin tam şu an fonda: 

"Sen de benim hatalarımdan birisin, / sen en büyük günahların bedelisin, / senin için harcanan zamana yazık; / sen en büyük duyguların katilisin" diyor Sezen... Bu cümleyi biri için hissetmeyen var mı aramızda? Senin için harcanan zamana yazık demediğimiz biri? Elbette var değil mi? Kimler geldi aklınıza kimbilir? 


Şimdi de fonda şu şarkı çalıyor: "Bak deme bakamam gözüne, / gül deme gülemem yüzüne / kusura bakma iş işten geçti / olamayız artık eskisi gibi..." Düşünün bu sözlerin üstüne ne denebilir ki? Hangimiz bunu (illaki bir sevgili olması gerekmiyor) biriyle yaşamadık ki? 


Şimdi de en sevdiklerimden biri çalıyor: "Ele avuca sığmazdı deli gönlüm / Bir zamanlar neredeydi, şimdi nerde / İster güneş ol yak beni / Yağmurum ol ağlat beni / Aklım başka, duygularım başka yerde...

Son mısrada dediği gibi hissederiz bazen: aklımız bir yerlerde yüreğimiz bambaşka yerlerde gezer dolanır dururuz avare avare....


En son albüm de oldukça güzel şarkılar ile "ey aşk " diyerek kalbimizden vurmaya devam ediyor... Güzel bir Eylül olsun Sezen eşliğinde diyerek iyi pazarlar diliyorum...


7 Eylül 2025

Ankara


#sezenaksu 

#sezenşarkıları





 



Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...