Ana içeriğe atla

Ikili İlişkilerde Mutluluk Çıtası

İkili İlişkilerde Mutluluk Çıtası 

Pazar Yazıları No: 047


Nedenini tam olarak çözememekle birlikte, yıllar içerisinde mutluluğu anlama konusunda ciddi bir çaba sarf ettiğimi fark ettim - Rodin'in Düşünen Adam tasvirindeki bronz heykeli kadar olmasa da konuyu epeyce düşündüm hem de uzun uzun... 


Bireysel anlamda kısa veya görece uzun soluklu mutluluk için 7-8 başlık saymak elbette mümkün. Hızlı (ama muhtemelen geçici olan türdeki) mutluluk için bazen pazar sabahı yudumlanan bir bardak demli çay, en sevdiğiniz yazardan okuduğunuz bir cümle, yeni giyilen sabun kokan bir kıyafet, yeniden seyredilen romantik bir film sahnesi, size özel gelen minik de olsa bir hediye belki de bir söz bir mesaj bir not; karşınızdaki kişinin gözlerinin gülerek size tebessüm etmesi, sıradan bir başarı öyküsünün sevinçle paylaşılması bile yeterli olacaktır. Çocukların mutlu olduğu şeyleri düşünün örneğin; ne kadar naif değil mi?


Gelelim uzun soluklu ve mutlu ilişkilerin olmazsa olmazlarına: 


Uzun soluklu bir ilişkide en önemli unsur (1) karşılıklı güven ve sadakattir; bunun üzerine kurulan (2) sağlıklı iletişim ve empati elbette bağları güçlendirir. Çiftlerin hem birlikte (3) kaliteli zaman geçirmesi hem de (4) birbirlerinin bireysel alanlarına saygı göstermesi ilişkiyi nefes aldırır. Sonrasında (5) oturmuş ortak değerler ile birlikte yapılması planlanmış ortak hedefler uzun vadeli uyumu sağlarken, günlük yaşamda özellikle kişisel alan tahminine duyulan (6) saygı ve takdir sevgiyi canlı tutar. 


Öte yandan, kaçınılmaz bir biçimde yaşanacak olası çatışmalar ise olgunca ve sakin bir şekilde yönetildiğinde ilişkiyi zayıflatmak yerine güçlendirip derinleştirir. Bunun yanında romantizmi (7) küçük jestlerle beslemek çiftler arasındaki duygusal bağı renklendirir, tazeler ve çiftlerin birbirine yeniden bağlanmasını sağlar. Son olarak, hayatın getirdiği değişimlere uyum sağlayarak (8) birlikte büyümek ve beraberce ikili bir ilişkinin tamamlayıcı birer yarımlarına dönüşmek, ilişkinin ömürlük olmasının en büyük sırrı galiba? Zor görünüyor ama hepsi mümkün, aslında? 


Çok mekanik mühendis kafasıyla kaleme alınmış ve aynı zamanda da öğretmenvarî bir ağızla yazılmış tembihkâr bir üslubum var gibi değil mi? Bu ikisinin karması bir kariyeri olan bir adam olarak gözlemim şu; işin kalp yanındaki akılcı yönü de böyle işliyor ister istemez... Bunlar birer hatırlatıcı detay ve yaptığınız haliyle gittiği yere olduğu kadar...


Ben konuyu daha basitçe ifade edeyim: Özünde bu konu çıtayı yüksek tutma meselesi. Beklentilerinizi ne kadar yüksek tutarsanız; fiziksel olarak örneğin güzellik, yakışıklılık, boy pos, bedensel ölçüler, saç göz rengi vb özelliklerin yanı sıra; ev, araba, yazlık, tatil, kıyafet, marka vb maddi beklentilerin yüksekliği de çıtayı ulaşılmayacak ve sürekli mutsuzluğu tetikleyecek biçimde yukarılarda tutar... Bir de kariyer ve yüksek gelir beklentileri de birliktelikleri sadece belirli mecralarda kısıtlı ve tıkanmış bir biçimde kısır döngü halinde mutsuzluk ile hemhal bir boğulma hissiyle atıl bir biçimde dumanlar ardında görünmez kılıp nefessiz bırakıp boğabilir. 


Çok ünlü ve çok zenginlerin sürekli mutlu olduğunu düşünüyor iseniz 27ler Kulübü üyelerinin ve örneğin Robin Williams'ın hayatlarına bakabilirsiniz. Sadece daha zengin olmaya çalışırken ailesini ve evlatlarını ihmal edenler ya da anlık hızlandırılmış hazlar, alışveriş çılgınlığı, uçlarda gezinen sapkın hedonizmin tatmini ile geçici ve çabuk sönen mutluluklar yaşayanlar bu mini hazları sık sık tekrar ederek bir sürü minik hazdan oluşan ama bütünlük içermeyen ve yekpare olmayan ve özdeki ruha bağlı olmayan yapay ve suni ve kırılgan bir zincir kurarlar aslında hiç ulaşılamayan ve aslında da gerçekte var olmayan bir hedefe tutturulmuş dahi olmayan bir halka... 


Uzun yıllar önce, evlilik hayatındaki mutluluğu anlamlandırma çabası içinde olduğum bir dönemde Exupéry'nin Küçük Prens'inde okuduğum bir diyaloğu hatırladım yine; beklentileri bir türlü kafasında oturmayan tavuk hırsızı kızıl tilki ve sarışın küçük prens arasında geçen o meş’um ve masum konuşma: "hiç bir şey insanın istediği gibi olmuyor!" demişti tilki küçük prense... 


Bir yerlerde uzun zaman boyunca kafanızda kurduğunuz o yüksek çıtalı beklenti(leri)niz farklı ve eksik biçimlerde gerçek hayatta karşınıza çıkacak; tezahür ve hayaller birbirleri ile elbette uyuşmayacak. Bunu engellemeniz mümkün değil.  Sadece bu noktada his ve beklentilerinizi kontrol ederek yönetebilirsiniz; konuşarak orta yolu bulup ortak zeminde yürümeye devam etme isteğinizi karşılıklı ifade edebilirsiniz. Bu kadarcık...


Iyi ve mutlu pazarlar dileklerimle. 

Nevfel Baytar 

14 Eylül 2025

Ankara.




Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...