Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kırık Kalpler Tamirhanesi

Kırık Kalpler Tamirhanesi  Sabah erkenden açtı kepenkleri Ne de olsa burası bir tamirhaneydi. Bekledi ilk gelecek üftâde nasibini; Kapıdan arz-ı endam etti kendileri... Şuh bir sesle ustaya seslendi  Kapıda beliren afet-i devran hanımefendi;  Selam, dedi; tüm kapılar yine kilitli idi... Yok oldu benimki, üzerinden günler geçti... Ufalanmış bir kalbim var, dedi... Sanki üzerinden tanklar geçti  Hayırsızın biri onu parça pinçik etti. Oysa tek bir merhabası ile kalbim erir giderdi... Sonra, kapıda başka bir güzel daha belirdi. Diğer müşteriye bakmadan içeri giriverdi. Ustanın yanına kadar gitmekte istekliydi. Belli ki o da çok, ama çok, çekmişti... Ben ilgisizlikten muzdaribim diyebildi... Sevdiğim bana ne çiçek, ne de bir hediye gönderdi... Bana olan ilk günlerdeki ilgisi buhar olup gidiverdi. Ne yapayım söyleyin bana ustam cevap verin haydi? Çok geçmeden bir tıklatma sesi yükseldi  Tamirhanenin kapısı dövülüyordu sanki Gelen hiç de asude değildi; ağla...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Bir Yaz Rüyası

Bir Yaz Rüyası  Deniz kokusu sinmiş saçlarına;  Gün batımı dokunmuş vücuduna... Ve hafifçe açılmış omzun  Esen yaz rüzgarında... Serin bir esinti geliyor sonra;  Dokunuyor yüzüne ve alnına  Deniz kokusu sarıyor ikimizi; Nihavend bir şarkı çalıyor Ta uzaklarda arka fonda... Güneşte yanmış tenin Gülümsüyorsun bana... Gözlerin ışıldıyor  Yakamozların dansında... Buram buram geliyor  Derinden ılık nefesin... Ellerimde ellerin... Gözlerin bu gece...  Çok, ama çok, derin... Dokunuyorum boynuna... Düşüyor başın omzuma... Giriyorsun koluma Hiç bırakmadan sıkıca... Sahile iniyoruz sonra Çakılların arasından usulca  Oturuyoruz kumsalda Yanyana - loş gecenin koynuna... Öpüyorsun orada beni  Tutkuyla ve aşkla... Gömlek düğmelerimi açıyorsun  Ve ay ışığı vuruyor omzuma... Minik buseler konduruyorsun Boynuma, omzuma ve sırtıma,  Usulca - ama bu kez  Tutkuyla ve aşkla...   Ellerin geziyor vücudumda  Ay ışığı şahit o...

Seni Özlemek

Seni Özlemek  Pazartesi günlerden daha bugün sevgilim  Ve ben seni özlemeye Salı'dan başladım.  Uzun upuzun günler var buluşmamıza  Ve bir türlü azalmıyor içimdeki derin özlemim... Issız bir liman gibi şu an kalbim... Seni hep beklediğim o sakin koyda Oturuyorum aynı sahilde - aynı masada... Gün batımında bir imbat esintisi yanaklarımda... Ne kadar zaman oldu acaba? Hissetmeyeli karnının sıcaklığını? Sanki binlerce yıl geçmiş üzerinden  Parmaklarım saçlarına dokunmayalı... Ayrı ve uzak bir diyarda gibiyim; Hem sensiz hem de sanki hiç kimsesiz... Aklımda sadece o güzel yüzün ve tenin Haydi gel ellerimi tut diyor sana gözlerim... Rüyada, sanki bir hayal bulutu içindeyim...  Az kaldı sevgilim, diyorsun bana; Sonra tüm günler bizim - ikimizin... Özlemek güzeldir - ben zaten seninim ... ... Nevfel Baytar  2 Temmuz 2025 Ankara

Masal Gibi

Masal Gibi Masal gibiydi her şey!  Diye geçirdi adam içinden... Gerçek ötesi bir aşk  Gibiydi yaşanan her şey;  Ancak masallarda  Görülür böyle bir şey... İşlemeli bunu dedi: Aşk'ın sonsuz not defterine Unutulmamak üzere... Tarihe, kitaplara ve  Elbette kalbimin en derinlerine... Bekliyordu adam köşede Sabırsızlıkla, ama sakince: Bir taksi yanaştı karşıdan Ve o kadın için gelmişti  Ta uzaklardan... Çok uzak diyarlardan.  Hayatlarında ilk kez Sarıldılar birbirlerine... Dakikalarca durdular Ayakta kenetlenmiş halde; Hiç konuşmadan; Sessizce ... ve öylece... Sıcacıktı kadının kalbi; Büyük bir heyecan içinde  Bir serçe ürkekliğinde... Adamın elleri kadının  İncecik narin belinde... Ve kadının ipeksi saçları  Adamın göğsünde; Kalbinin tam üstünde... El ele tutuştular sonra  Neredeyse tüm yol boyunca  Bakıştılar birbirlerine... Adamın sıcak ellerinden tuttu kadın; Öptü adam kadını mini buseler ile. Göz kapaklarından ve sa...

Fal Rüya Ölüm ve Sezen Aksu

Pazar Yazıları No: 040 Fal, Rüya, Ölüm ve Sezen Aksu Çok değişik bir kaç hafta geçiriyorum; bir taraftan inişli çıkışlı melankolik bir ruh hali, diğer tarafdan da hastalıklar ve ölümler ile dolu haberler, bir yanda gelen misafirler, bir yanda tatile gitme özlemi bir yanda benim için milat değeri taşıyan farklı tarihlerin üst üste gelmesi ve bu heyhula içerisinde sabah akşam arka fonda Sezen Aksu dinleyip hüngür hüngür ağlamalar...  40 nolu yazı olması zaten ilginç numerology veya Ebced veya Kabbalah ile ilgilenler ne dediğimi zaten anlayacaktır... Kısaca durum şöyle:  Önce bir yakınımızın kalp operasyonunun Ankara'da olması nedeniyle pek alışık olmadığım bir ev yoğunluğu yaşadım. Kardeşim ve ailesi ile geçen haftanın ardından, bir eğitim projesi işi ve onun yoğunluğu; duygusal inişler çıkışlar ve bol şiir yazarak geçen günler... Babanım hastalığı da cabası... Allah herkese şifa versin... Uzun zamandır enerji, aura işleriyle uğraşan ve ilk kez görüştüğüm sanatçı bir...

Tatil Üzerine

Tatil Üzerine  Pazar Yazıları No: 041 Bugün bildiğimiz anlamıyla tatil aslında kavramsal olarak, insanlık tarihiyle karşılaştığında oldukça yeni bir kavram; kökeni Avrupa'daki Sanayi Dönemi sonrası sendikal bir hak kabul edilmeye kadar iniyor.  Tatil, günde 12-16 saat köle gibi çalıştırılan Avrupa'daki işçilere dinlenme imkanı olarak veriliyor aslında (çocuk işçilerin koşulları tam bir feceat bu arada). Ilk kez 1936'da Fransa'da ücretli izin sıradan halk için yasal bir hak olarak kabul görüyor.  Tarihi anlamda 1870lerden önceki tüm tatiller tamamen dini veya rituel maksatlı. Cuma (Namazı), Cumartesi (Şabat) ve Pazar (Kilise ayini) harici ve dini bayramlar ve yortular dışında tatil diye bir algı da yok. Medeni gördüğümüz batıda da çok geç gelişiyor; Ortadoğu'da zaten yıllık tatil hiç yok.  Yahudilere konulan Cumartesi yasağını da (her zamanki hin akılları ile) delmeyi başaran ve yine hiç edepli durmayan yahudiler de icat etmemiş tatili... (Para kaybı ve s...

Zamanın Kanatlarında

Zamanın Kanatlarında Pazar Yazıları No: 039 Zaman ile ilgili o kadar çok deneme yazısı yazdım ki; Aristo'nun zaman algısından, tarihselci Hegel'e, zamanın ruhundan (Zeitgeist), çizgisel ve döngüsel bir kavram olarak zaman felsefine dair içine doğduğumuz bu kavramı anlama çabası içinde oldum. Mütemadiyen üstelik... Özetle durum şu aslında: "Ne içindeyiz zamanın, ne de dışında..." Ne kaçabiliyoruz ondan, ne de onsuz yaşayabiliyoruz. İngilizlerin dediği gibi durum sadece şu aslında: "Time flies..." Bugün oğlumla belki de Netflix'in en güzel dizisi olduğunu düşündüğüm ve bu konuda da eskiden yazı yazdığım, Ricky Gervais'in yazdığı mini dizi "After Life"ı izliyorduk. Galiba bu üçüncü veya dördüncü kez izleyişim. Hatta bugün o ölüm sahnesinde yine tutamadım kendimi ve ağladım... Mezarlıktaki ikonik bank sohbetleri sahnesi sırasında bir cümle takıldı ekrana yaşlı bir çiftin mezarlık sohbeti esnasında. Oğluma durdurup durdurup üç kez ok...

Kim Sever Seni Böyle?

Kim Sever Seni Böyle? Kim sever seni böyle? dedi kadın  Kim benim gibi böyle?  Kim kaybolur gözlerinde?  Kim tutar sıcacık ellerini söyle? Kim bilir göğsünün sıcaklığını? Kim bilir kalp atışlarının yavaşlığını, Benim gibi kim sever seni? Benim kadar tanır seni böyle? Kim bilir neyi seversin kahvaltıda?  Siyah sele zeytinin yanında? Çayının demi ne koyulukta? İlk yudumun kaç dakika sonra? Kim bilir kaç güneş lekesi var, Sol omzunda yan yana? Çiçek aşısı hangi kolunda?  Nasıl oldu ilk yara izin ilkokulda? Kim bilir benim gibi seni? En çok neyi seversin bu ayda?  Alerjin ne zaman başlar  Artar hangi bahar ayında?  Kim bilir ne zamandan kalma, Dolapta duran son yeşil elma? Sofrada yarım kalan lokma, Hep soğur kahven masada, sağda... Kim bilir nasıl çatılır kaşların  Sana minik tripler attığımda? Nasıl barışırsın hemen sonra Boynuna sarılıp yanına kıvrıldığımda? Kim nereden bilir seni? Nasıl terlersin o yatakta, Yorucu bir buluşmanın a...