Anneler Günü
Bugün anneler günü.
Yeryüzüne getirilme sebebimiz. Hayatımızın ve varlığımızın birincisi ve ilk sıradan burada oluş nedenimiz elbette annelerimiz...
Tüm annelerin, anne olmak isteyenlerin, kendini hep anne gibi hissedenlerin, etrafındaki canlılara annelik yapanların, bu duyguyu en derinden yaşayanların, annesini az görme fırsatı olup kalbinde bu sevgiyi tapteze tutanların, anne sevgisi ve mutluluğunu hissedenlerin anneler gününü canı gönülden kutlarım..
Kimi arkadaşlarımız belki annesiz bir anneler günü kutluyor da olabilirler. O nedenle en çok da annelerini en çok özleyenlerin anneler gününü kutlayarak ayrıca minnetle yad etmek isterim o anneleri de...
Ben 1969 doğumluyum. Annem 1947. Yıllar uçup gitsede anneler anneliklerinden asla vaz geçmiyorlar.
Bu sabah kendisiyle konuştuğumuz da bile eksik gedik var mı diye sordu bana. İhtiyacın var mı? Iyi misin? Huzurlu musun? Sağlığın nasıl? İşlerin nasıl gidiyor? Durumun nasıl?
Benim ona sormam gereken tüm soruları o bana sordu bir çırpıda... Sağlığımı, huzurumu, mutluluğumu...
77 yaşındaki bir insanın 55 yaşındaki çocuğunu hala merak ediyor olması galiba anneliğin nasıl bir duygu olduğunu anlatıyor... Biz erkekler bunu pek iyi idrak ediyor olamayabiliriz. Bu kavramın içini doldurmak anneye ve anneliğe özel münhasır bir duygu. Biz erkeklerin ulaşabileceği bir mertebe değil o....
Çok özel bir bilgi vereceğim bu özel günde. Biz üç kardeşiz. Ortanca olan benim. İki numara. Abim ve kız kardeşim var...
Ben elbette yaşım gereği hatırlamasam da bir deprem çocuğuyum. Kütahya deprem kuşağında bir şehir. Meşhur ve çok yıkıcı Gediz Depreminde (1970) iki üç aylık bir bebek iken, köydeki evler ciddi hasar gördüğü için oldukça uzun bir müddet sert Kütahya iklimi ve o dönemin fakirlikle boğuşan Türkiye'sinin ağır köy koşullarında; kış ayazının ve muhacir olmanın da getirdiği çorak topraklarda yaşanan yoksulluğun bir hayat gerçeğimiz olduğu dönemlerde; beni bir süre çadırda beslemek ve büyütmek zorunda kalmış - ciddi zor koşullar ve sıkıntılar arasında...
İlk şiddetli deprem ve sonrasında sürekli devam eden artçı sarsıntıların korkusu ile sütü kesilen annem bana hep bana hakkının geçtiğini söyleyerek üzüntüsünü anlatır konu her açıldığında. Beni yeterince besleyemediğini...Benim zayıf ve çelimsiz bir bebek kaldığımı düşünerek...
Hatta o dönemin bebek mamalarına babamın maaşının bile yetmediğini ve "Arı Bebe Mamalarını" benim için düzenli alamamanın üzüntüsünü. Benim az beslenmiş olmamda payı ve sorumluluğu olduğunu hala bu yaşta bile düşünmesi, bunun eksikliğini ve mahcubiyetini 80 yaşına yaklaşırken bile hala düşünüyor olması. Annelik galiba da tam böyle bir duygu.
Halbuki bize hakkını helal etmesi gerekenler annelerimiz... Ya da evlatlarımızın annelerini bir biçimde incittik ise helallik dilemesi gerekenler eşler veya evlatlar olarak biziz... Onların kayıtsız, koşulsuz çabalarını fark etmeyen bizler anneliklerinin değerini fark etmeyerek bir helallik istemeyi görev bilmeliyiz.
Annelik en kutsal kavram... Ne olursa olsun...
Tüm annelerin bu güzel günü kutlu olsun...
Nevfel Baytar
11 Mayıs 2025 Pazar
Ankara.