Pazar Yazıları No: 028
Hayat Dediğimiz Şey: Seçimlerimize Dair Bir Aforizma
"Hayat dediğimiz şey seçimlerden ibarettir" diye aforizmik bir söz var. Tersten okunduğunda aynı cümleyi söyle görmek de mümkün: hayat bazen tercih etmediğimiz ve geride bırakmayı şeylerden de oluşuyor.
Hangi tercih(ler)imizin bizim hayatımızı şekillendirdiğini ve son kertede bunlardan hangi(leri)in doğru bir karar olup olmadığını ise ancak zaman ve zamanın efendisi söyleyecek bize, ya da zaten söylemeye başladı bile, kim bilir? Yaşayalım ve görelim...
Yıllar yıllar boyunca kendi adıma hayata dair bir tür felsefi yaklaşım olarak iki yaşam sloganı veya başka bir tabirle "motto" belirlemiştim. Hala da bu iki söz benim için çok ama çok değerli. Muhtemelen de değerini yitirmeyecek evrensel bir dustur olarak yaşamımda var olmaya devam edecek.
Birincisi: "İnsanın kanatları çabasıdır" demiş Rumî. Çalışır iseniz pek çok şeyi başarırsınız bu hayatta. Çabanız sizi yükseklere veya olmak istediğiniz yer(ler)e taşıyabilir. Burada hırs ve tamah gibi başka parametreler ve saikler giriyor. Konumuz bu yazıda bunlar degil. Belki başka bir yazıya kalmalı bu konu...
Asıl mottom şu oldu hep: "Her tercih (özünde) bir terk ediştir." Çok ağır değil mi? Ya da tam tersine çok hafifletici, belki de huzur verici... Bunu konuşalım hep beraber, önce zihnimizin içinde retrospektif bir flashback yapalım. Yani kendi hayat filmimizi geri saralım... Neler neler geldi aklınıza değil mi? Büyük tercihler, küçük tercihler... Tercih etmediklerimiz... Ve elbette tüm bunların silsile halinde gelen sonuçları.
Beni Tesadüf Öyküleri yazmaya iten saik de tam olarak buydu... Tesadüf sandığımız şey belki de batılıların Büyük Plan (Grand Design) dedikleri büyük resmin biz şark kafalıların kader bazen de kısmet deyip geçtiğimiz şey.
Minik bir reddediş belki koskoca bir kapıyı kapamak demek? Başka bir kapıdan açılan yolda ilerlemeye de hayat diyoruz... İki senaryoda da yaşanmışlıklar bizi bir yere getirecek elbette... Matt Haig'in güzel romanı Gece Yarısı Kütüphanesi'ndeki kurgu gibi... Onlarca yüzlerce olasılık. Ama yaşanmamışlık aynı zamanda da...
Analitik bir kafayla Newton'ın hareket kanunlarını bilen bir fizikçi gibi düşünecek olursak; etki ve tepki prensibi yürürlükte olacak her tercih sonrası isteseniz de istemeseniz de... Hayat bu adil değil. Olmayacak da... Yani her tercih (veya "terk" ediş!) sonrası sonuçlar olacak hayatınızda. Ve üç duygu yaşanacak - duruma ve şartlara ve ruh halinize göre: Doğru karar sonrası mutluluk. Yanlış karar sonrası ikileminde ise: ciddi bir mutsuzluk ve pişmanlık...
Konu tüm bu durumlara karşı sergilediğimiz tutumda düğümleniyor. Kararın arkasında mı duracağız? Metanet ve dirayet ile? Yoksa mutsuzluğu ve hatayı seçtiğimizi fark edip, depresyona mı gireceğiz? Pişmanlık içinde savrulup küllerimiz toza mı karışacak yoksa tekrar Attar'ın Mantık et Tayr öykününde ki bir Zümrüd-ü Anka misali küllerimizden yeniden doğup gerçek kendimizi geri mi kazanacağız? Bunu en büyük hakim olan zamanın kanatlarına bırakmak belki de şimdilik en iyisi...
Varoluşçu Jean-Paul Sartre, "özgürlük" ile ilgili söyle demiş: "İnsan, kendi seçimlerinin toplamıdır." Ne kadar güzel bir özet değil mi? Ne seçtiysek onu yaşayacağız. Albert Camus'un Sisifos söyleminde (bu konuda uzun bir yazı yazdım...) olduğu gibi her şey aslında...Hayata anlam veren veren sizin direniş ve seçimlerinizdir diyor Camus...
Seçimlerimiz ve seçmediklerimiz... Bakalım ne getirecek? Güzel bir Pazar geçirmeyi tercih etmeniz temennisi ile, güzel ve yepyeni bir hafta olsun, olur mu?
Nevfel Baytar
13 Nisan 2025 Pazar
Ankara